Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Vicdan muhasebesi…

Ne yazık ki okumayan, araştırmayan, sağlıklı ve objektif analizler yapamayan, kamplara bölünmüş, kendi genel başkanını veya şeyhini (adeta ) putlaştıran farklı düşünenleri düşman gibi gören bir toplum olduk.

-Bu üzücü tabloda, en büyük sorumluluk 19 yıldır gerilim ve kavga politikası izleyen, kendileri gibi düşünmeyenlere devamlı olarak en ağır hakaretleri/iftiraları/suçlamaları/tehditleri/ayrımcılığı uygulayarak; davalar açan (Dünyanın neresinde bir Cumhurbaşkanı’nın halkına karşı 40 bine yakın dava açtığı görülmüştür) baskılar uygulayan iktidara aittir.

-Neticede; toplumda huzur, dayanışma, dostluk ve kardeşlik kalmamıştır. Herkes, kendi durumunu dürüst bir şekilde yargılamadan, başkalarını suçlar olmuştur. Acaba kaç kişi, gerçek anlamda hatasız olduğunu iddia edebilir?

1- Öncelikle din adamlarına soralım. Kaçınız görevinizi tam anlamı ile yapmaktasınız? Camileri parti şubesi haline sokmamaktasınız? Dinimizin özünü, gerçekleri cesaretle anlatmaktasınız? Cemaatin size sevgisi, saygısı, güveni var mıdır? Gelip size danışmakta mıdır? Sadece namaz kıldırıyor, başka bir hizmet yapmıyor musunuz? Bölgenizdeki yetimleri, muhtaçları, engellileri biliyor ve onlar için destek sağlıyor musunuz? Devamlı olarak kendinizi geliştiriyor, aktüaliteyi takip ediyor, (Özellikle de her biri Cenab-ı Hak’kın mucizelerini teyit eden ) ilmi keşiflerini öğreniyor musunuz?

2- İşçi ve memurlar, ücretiniz yetersizdir. Doğru ancak siz her şeye rağmen işinizi tam yapıyor, aldığınızı hak ediyor musunuz? Kamu malına ve kul hakkına titizlikle saygı gösteriyor musunuz?  Aşağıya bakıp şükrediyor musunuz?

3-Esnaf, Sanayiciler ve iş adamlarınız dürüstlükten hiç ayrılmıyor musunuz? Hile, fırsatçılık aşırı kar tağşiş, stokçuluk vb. ahlaksızlıklara kesinlikle başvurmuyor musunuz? Yanınızda çalışanlar mutlu mudur?  Yeterli ücret veriyor musunuz? Vergi kaçırıyor musunuz?

4-Özellikle aktif olarak politikanın içinde olanlar gerçek amacınız nedir? Hizmet mi, çıkar mı? Tahin, terfi, torpil, iş takibi mi?

-Hizmet ise, nedir yüz kızartıcı tablo? Rüşvet, torpil, israf, lüks, saltanat, yolsuzluklar, kamu malı yağması, yandaşlara aktarılan (Cemaat adı altındaki çıkar odakları dahil) astronomik kamu kaynakları ve peşkeş çekilen kamu malları, din ticareti, hukuksuzluklar ve ahlaksızlıklar? Yalanlar, itiraflar? Şu an, Türkiye’nin; güzel ahlak, hoşgörü, dürüstlük, temizlik, cömertlik akla/bilgiye ve ilme öncelik veren İslam dini ile bir ilgi kalmış mıdır?

5- Bazı dostlarım; beni, AKP’yi tenkit ettiğim için suçluyor. Dindar bir partiye zarar verdiğimi, CHP’ye destek olduğumu söylüyor;

a) Çok açık bir gerçek ki AKP dindar bir parti değildir. Din istismarcısıdır. 19 yıl içinde, dinimize (Bu güne kadar görmediğimiz ölçüde) zarar vermiştir. Bütün değerlerimiz dejenere edilmiştir. ABD’nin “ılımlı İslam” senaryosu gerçekleştirilmiştir. Şia Vehhabilik, Selefilik ön plana geçirilmiştir. Ateizm ve Deizm (Özellikle genç kesimde) zirve yapmıştır. Kötü örnek olmuşlar, insanlarımızı dinden, camiden soğutmuşlardır.  

b) Benim görevim, doğru bildiklerimi aktarmaktır. Kimseden bir beklentim ve korkum yoktur. Tek korkum, Cenab-ı Hakka hesap verememektir. Hayatım boyunca bana yön veren hep bu korku olmuştur. Ne teftişler ne cezalar umurumda olmamıştır. Defterdarlık ve başkanlık dönemim ile ilgili hakkımda 250’den fazla dava açılmıştır. (Hiçbiri ahlaksız bir davranış ile ilgili değildir, çalışma tempomuz ile ilgilidir.) Hepsinden de beraat ettim. Yargı; sadece lafzi tefsir yapmadı, vicdani ve mantıki tefsir de yaparak bana hak verdi.

c) Çıkar amacım olsa; AKP’nin kuruculuk, milletvekilliği ve başkanlık tekliflerini kabul ederdim. (Mevlam (C.C.) korusun) diğer yandaşlar gibi çok yerden ücret alırdım.

d) Ben CHP üyesi değilim. Aksine, Milli Şef döneminde, dindar olduğu için falakaya çekilen bir babanın evladıyım. Evi basılan, değerli kitapları ve aile yadigarları götürülen bir ailenin ferdiyim. Ancak yetmiş yıldan fazla zaman geçmiş. Hala kin tutmanın ve AKP gibi devamlı geçmişi kötülemenin bir anlamı yoktur. Kaldı ki; Sn. Kılıçdaroğlu’nun CHP’si geçmiş CHP’den farklıdır. Dine ve milli duygulara saygılı davranmaktadır. Başörtüsü zulmünün ve rezaletinin bitmesinde Sayın Kılıçdaroğlu’nun önemli katkısı olmuştur. (Elbette, bu partide, çatlak sesler de vardır. Ama AKP’deki bölücü yanlısı çatlak ses daha fazladır.) Ben Kılıçdaroğlu’nu 50 yılı aşkın senedir tanıyorum. Birlikte çalışmalarımız da oldu. Milli ve dini konularda, tek bir incitici sözüne şahit olmadım. Kimsenin hatırı için gerçekleri dile getirmekten vazgeçmem.