Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye turizmini ucuza mı pazarlıyor?

Rusya Tur Operatörleri Birliği (ATOR), İspanyol Mabrian Technologies tarafından yapılan araştırmaya dayanarak Akdeniz ülkelerinde turizm konaklama fiyatlarının çok arttığını açıkladı.

İtalya’da fiyatların arttığı ve 5 yıldızlı otelde bir gece konaklamanın 375 euroya yükseldiğini, Yunanistan’da ise en çok artışın yaşandığını, 5 yıldızlı otellerde yüzde 47 artışla, günlük 295 euroya yükseldiğini, 4 yıldızlı otellerin fiyatlarının ise yüzde 31 artarak 165 euroya yükseldiğini anlatıyor.

Yine Akdeniz’de İspanya’da da artışların yaşandığını 5 yıldızlı otellerde konaklama fiyatlarının 270 euro, 4 yıldızlıların ise ortalamaların 125 euroya çıktığını yazmaktadır raporunda…

Türkiye’mizin ise Akdeniz’in en ucuz ülkesi olduğunu vurgularken, 4 yıldızlı otellerin, 2019 da yüzde 6 artmasına rağmen 76 euro olduğunu ifade etmektedir.

Bunda bir acayiplik yok mu? Neden Türkiye otelleri daha mükemmel olmasına, servis kalitesinin daha iyi ve ikramların bol olmasına rağmen ucuza satılmasının bir açıklaması yoktur. Bunun anlamı Türkiye’de turizm sektörünün kendi içinde bir “Haksız rekabetin” olduğudur. Bu Türk turizmine konulan bir bombadan başka bir şey değildir. Türkiye turizminde yeni bir satış ve pazarlama şartlarının gündeme gelmesi lazımdır.

Yeniden oturup turizmde bölgesel ve yerel merkezlerin kendi fiyat stratejilerini, maliyetlerdeki artışlar, pandemi ve masraflarını da yeniden gözden geçirmesi ve ortak akılda birleşmesi şarttır. Yoksa bu işin gidişatı hiç de iç açıcı olmayacaktır.

Yeni bir olay

Mesela Alman Tur Operatörü LMX Koordinatörü Sayın Serdar Bayraktar yazısında, şu örneği vermektedir: Maalesef bazı yabancı tur operatörleri, Türkiye’deki otellerin satış fiyatlarını kendileri tespit edip ilan etmekte ve satışlarını yapmaktadır. Ancak otellerle bilahare anlaşmaya ve bu fiyatları empoze etmeyi de ihmal etmemektedirler. Bu iş otellere bir fiyat dayatmasından başka bir şey değildir. Çok tehlikeli bir gidişatın öncüleridir. Bu husus tam bir haksız rekabetin sektördeki tatbikatıdır. Türk turizmine zarar vermektedir.

İşin tuhafı ise, Rusya’daki tur operatörlerinde başlayan bu olay, yine Orta Avrupa tur operatörleri de gecikmeden uygulamaya başladılar.

Sayın Bayraktar bunu şöyle özetlemektedir: Fiyatını kendin belirle, sat, sonra otel ile pazarlık veya kontrat yap. Ne yazık ki bu başlangıç gittikçe yayılmakta, pandemi ise sanki bir sebepmiş gibi ortaya atılmaktadır.

Bu iş gittikçe dejenere edilerek genişlemektedir. Burada büyük sorumluluk ve görev tabii ki otel yatırımcıları ve yöneticilerine aittir. Bu gidişata dur denmelidir.

Belki zorda kalan, zararda olan işletmeler dayatılan fiyata mecbur kalıyor, ama yanlıştır. Bunu yapan acentalar sektörce bilinmektedir. Türk turizmi ucuza satılmakta, kazanç ise büyük ölçüde yabancı tur operatörlerine kalmaktadır. Böylece Türkiye en ucuz Akdeniz turizm ülkesi ve fiyatları en düşük ülke olmaktadır.

Evet sonuca gelelim.

Her ne kadar Bakanlık tarafından rekorlardan ve gelir artışlarından, 25 milyon turist, 17 milyar dolar gelirden bahsetse de bu yanlışlıklardan hiç söz edilmemektedir.

Türk turizmi evet gelişmektedir. Pandemi bir yıkım olmuştur. Şartlar gelişmektedir ancak, Türkiye’deki fiyatların hala en ucuz olmasının nedeni ise olması gereken gelirin, yatırımlara göre düşük olmasıdır. Fiyatlar evet bir rekabet unsurudur, ancak “İstismar” ve oyuna gelmek değildir. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Aklımızı başımıza alalım ve gerçek turizm değerleri üzerinden pazarlamayı yapalım. Yoksa sektörü de paylaşanlarını da yatırımcılarını da pek güzel günler beklememektedir. Türkiye’de bir “FİYAT” anarşisi mevcuttur. Sektör arasında ayrımcılıklar ve anlaşamamazlıklar vardır. Sonuçta ülkenin “Zararı” ve “gelir kaybı” ortadadır.

Yeni bir sisteme geçmek, fiyatta ve pazarlamada ortak paydada buluşan bir ülke olmak durumundadır. Aksi halde gidişatın yabancı tur operatörlerinin oyuncağı olan bir durumu kabulden başka sonucu yoktur.