Diyanet siyaset yapmak istiyor

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ”İnanç insan ile Allah arasında olsun diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar” ifadesini değerlendiren Sözcü yazarı Uğur Dündar, “Benim anladığım kadarıyla Ali Erbaş, siyaset yapmak istiyor” diyerek tepkisini gösterdi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, yeni adli yıl ve Yargıtay binası açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca ile birlikte dua edip ‘bereket’ dilemesiyle ilgili kendisine gösterilen tepkilere karşılık verdi. Erbaş, ““İnanç insan ile Allah arasında olsun, evine yansımasın, ticaretine yansımasın, siyasetine yansımasın, adaletine, yargısına yansımasın diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar” diye yanıt vermişti” dedi.

KRT TV’nin Şimdiki Zaman programında gazeteci Gürkan Hacır’ın sorularını yanıtlayan SÖZCÜ yazarı Uğur Dündar ise, “Siyaset yapmak isteyen eğer subaysa üniformasını, yargıçsa cübbesini çıkarır. Sayın Ali Erbaş’ın da cübbesini çıkarıp Adalet ve Kalkınma Partisi saflarında siyasete atılması kendisi için en doğru yoldur” ifadelerini kullandı.

Dündar, konuşmasına şöyle devam etti:

“Sayın Erbaş, konuşmasında farkına varmadan laikliğin ne kadar önemli ve değerli olduğunu anlatmış. Diyor ki, ‘İnanç, siyasette olmasın, sokakta olmasın, ticarette olmasın, nerede olsun? İnsanla Allah arasında olsun, insanın içinde olsun’. Aslında laiklik, şöylesine önemli; hangi inançtan olursanız olun, hangi mezhepten olursanız olun, hatta inançsız olun, laiklik bu özgürlüğü size sonuna kadar kullanma hakkını veriyor. Bu nedenle Sayın Ali Erbaş’ın meselesi aslında şurada burada değil, bütün sorunu laiklikte.

Kendisi Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuran ve bugün o koltuğa oturmasını sağlayan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e ve cumhuriyete o kadar borçlu ki bunun farkında da değil. Ayasofya Camii’nin açılışında elinde kılıçla, kendi kurtarıcısına, cumhuriyetin kurucusuna lanetler yağdırabilen bir kafaya sahip.

Bu, aslında benim din anlayışımla da bağdaşmıyor, vicdanla da bağdaşan bir durum değil, tarihi gerçeklerle bağdaşan hiçbir yanı olmayan çok kötü ve talihsiz bir konuşma.”