Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Toplumsal depremlerin enkazına gömüldük

Türkiye; toplum, devlet, hukuk sistemi, adalet mekanizması, ekonomisi, siyaset yöntemi ve kültürel açılardan giderek her şeyi alt üst eden ve giderek şiddetlenen sürekli bir deprem fırtınası yaşıyor. Bu deprem fırtınası İnsan yapısı olup; toplumda yaşayan herkesi, doğal olarak bunu yaratanları da vurmaya başladı. Bilimsel çalışmalara göre, evrende bilinen en karmaşık yapı, insan beyninin işleyiş mekanizmasıdır.  Zaman zaman bazı insanlarda kısmi kaos yaşasa da, bu çok boyutluluğa rağmen insan beyni, belli bir sistem ve düzene sahip olduğu için işlevlerini etkin olarak yerine getiriyor. Bu denli karmaşık beyin ve zihin yapısına sahip insanların oluşturduğu toplum yapılanmaları da,(birkaç milyondan 1.5 milyara kadar)   görece istikrarlı işleyen bir toplumsal sistem ve düzen oluşturabiliyor.

Nasıl ki beyindeki sinir ağları doğal evrim süreci içinde şekillenen işleyiş kural ve yasalar sayesinde istikrar kazanmışsa; toplumlar da, uygarlığın ve bilimin uzun evrim sürecinde test edilip denenmiş; ortak kabul görmüş, ortak akla dayalı kural, ilke, kurum ve yasalar sayesinde bu istikrarlı işleyişi kazanıyor. Oysa Türkiye’de son 15 yıldır var olan toplumsal kural, ilke, kurum, sistem ve düzeni iyileştirmek yerine; var olanlar da yıkılarak, dar bir çevrenin kişisel inanç, çıkar ve keyfi uygulamasına dayalı bir kaotik ortam yaratıldı. Bu kaotik ortam emir ve talimatlarla yönetilmek istense de, Sistem Biliminin açıklamalarına göre bu denli karmaşık ve çok boyutlu toplumsal yapılar, asla tek merkezden etkin olarak yönetilemez. Zira emir sistemleri kişisel olduğu kadar duygusal, tepkisel, keyfi ve günlük konjonktüre göre dalgalanma gösterir ve bu yüzden asla sistem işlevselliğine kavuşamaz.

Hiçbir etik değer içermeyen kumpas davaları bu türken sahte bilgilerle keyfi olarak üretilen bir büyük bir deprem olarak toplumu sarstı. Buradan miras kalan sahte ve keyfi yöntemler yargı kurumları ve adalet sistemini tümüyle kontrolü altına aldı.  Bir toplum yapılanması için bu çok daha büyük bir depremdi. Yetmedi, devlet kurumları, çağ dışı, akıl ve bilim dışı işleyen tarikatlara peşkeş çekildi. Bu da büyük bir depremdi. Kutsal din hem siyasete, hem ticarete alet edildi. Bu da toplum için büyük bir deprem oldu.Bu kadar keyfi depremin arkasında FETÖ darbesi daha da büyük bir deprem olarak yaşandı. Artık bu akıl ve bilim dışı gelişmelerden ders çıkarılır ve aklıselime dönülür mü derken daha büyük bir deprem olarak parlamenter sistem tasfiye edildi. Yerine tek adam ve tek merkezden yönetilen otoriter bir yapı kuruldu.  Ülkenin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk ve yarattığı dahiyane eserlerini iktidarın değersizleştirme gayreti toplumda başka bir deprem yaratı. Bağımsız merkez bankasının bağımsızlığı yok edildi. Talimatla yönetilir oldu. Bakanlıklar karar mercii olmaktan çıkarıldı. Ülke sadece emir ve talimatlarla yönetilen bir yapıya dönüştü. Sistem biliminin öngördüğü gibi, bu tür yapıların yarattığı etkinsiz ve çarpık işleyiş sürecinin sonuçları toplumda etkin olarak yaşanmaya başladı. Yaşanan toplumsal ve sistemsel depremler arkasında çok sayıda enkaz bıraktı. Milli gelir 2013 den beri azalış trendine girdi. İşsizlik artış sürecine girdi. Enflasyon hızlandı. Toplumda yoksulluk ve yoksunluk baş gösterdi.  

Pandemi ortamı bunun tuzu biberi oldu. Bu ortamda pandemi sürecininde emirle yönetilemeyeceği görüldü. Hukuk devleti yerini, kanun ve kararname sistemine bıraktı. Adalet yok oldu. Siyasette liyakat iflas etti. Biat üstün tutuldu. Cehalete övgüler düzenlendi. Tepedeki keyfilik tabana örnek olarak yansıdı. Rüşvet olağan görüldü.  Mafya liderleri ve trollere iş düştü.  Toplumsal değerlerde çözülme başladı. Ahlaki ve dürüst davranmak artık prim yapmaz oldu. Saflık ve enayilik olarak görüldü. İçerde ve dışarıda siyasileşerek yozlaşan dini örgütlerin kötü ellerdeki uygulamalarını gören erdemli Müslümanlar, “benim Müslümanlığım bu değil “ demeye başladı. İnsani değerler yozlaştırıldı. Yozlaşan siyasette muhalifler sokak ortasında darp edilir oldu. Toplumda kaba kuvvet ve kadınların katli ve çocuk istismarı daha yaygın duruma geldi. Muhalefet lideri sokak ortasında darp edildi. Darp edenler ya yakalanmadı. Ya da korundu.  Sedat Peker açıklamaları, Erdoğan Bayraktar ve Kemal Albayrak açıklamaları; Baran korkmaz ve R. Zarrab kara para aklama süreçleri yaşanan toplumsal deprem silsilesinin yaratığı enkazlar olarak ortalıkta duruyor.  Bütün bu olumsuzluk ve enkazın önce temizlenmesi; sonra da, yeniden akıl, bilim,  başarı, liyakat, hukuk devleti, uzlaşma, barış, dürüstlük, erdem değerleri üzerine inşa edilecek yeni toplum düzeni ve sistemini topluma kazandırmak gerekiyor. Bunun için herkesin aklın yoluna girmesi yanında, medya monopolünün algı yönetimi ile akıl tutulması yaşattığı insanların bu deprem sarsıntılarını beşik sallantısı sanıp uyumamalı. Zira sonuçta kötü hepimizi vuruyor.