“Talibanlı” Kabil Havaalanı’nda “IŞİD / Mürted tehdidi” yok mu?

Kabil Havaalanında kalacak Türkler için asıl tehdit ortada… Irak ve Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) “kafir” dedikleri ABD ile görüşmeler yaptığı için “mürted” olarak damgaladıkları Taliban’a “canlı bombalar” ile saldırıyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Havaalanının etrafında 10 günde kaç patlama oldu, kaç ölü, kaç yaralı var; saldırılar önlenemiyor… IŞİD, Türkiye’ye de “aynı pencereden bakarken” Havaalanının korunmasında “Türk askerini istemeyen” ve Afganistan’da da, Kabil’de de hakimiyetini güçlendirememiş, “ne yaptığını, ne yapacağını bilmeyen” Taliban, nasıl koruyacak “işletmeyi yüklenen” Türk yönetimini, çalışanlarını?

ABD, büyükelçiliğini de kapatarak, askerlerini ve vatandaşlarını tamamen tahliye edip Afganistan’ı terk ederken…

Taliban’ın istemediği “Türk askerinin tamamı”  Türkiye’ye dönmüşken…

Taliban, “Kabil Havaalanı’nı yönetecek yönetici, mühendis ve teknikerlerinin hazır olduğunu, havalimanı yönetimini ve korunmasını kontrol altına almak için beklediklerini söylerken…

Ve de… Taliban sözcüsü, “Kabil Havalimanı’nın idare edilmesinde Türkiye ya da Katar’ın yardımına ihtiyacımız olup olmadığını söylemek için şu an çok erken” derken…

Türkiye, Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, “Kabil Havaalanı’nı yönetmeğe talip olduğumuzu ve görüşmeleri sürdürdüğümüzü” açıklamaya devam ediyor…

ABD ve AB ülkeleri de, Türkiye’ye “teşekkür ettiklerini” söylemeye devam ediyorlar…

Afganistan’daki durum

Afganistan önceki afta sonunu ve geçen hafta başını tahliyeler ve Kabil Havaalanı yakınındaki patlamalarla geçirdi.

Bu arada Taliban “yapacağını yaptı” ve müziğin yasaklanmasından sonra halk müziği sanatçısı Favad Andarabi öldürüldü. Daha önce de ünlü komedyen Khasha Zwan öldürülmüştü. “Evlerine kapatılan” kadınların öldürülmesi ve linç edilmesi olayları da devam ediyor.

ABD ise hava saldırıları ile Havalimanı saldırılarını tertipleyen ve ABD askerlerini öldüren / yaralayan IŞİD’in Afganistan’daki liderlerini öldürüyor.

 ********

“AŞK NEFRETE DÖNDÜ”

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı)- Afganistan kendisine göre sınırları belli olan ve çok eskiye dayalı bir ülke. Bilhassa Batıya kapalı bir havzada, gelenekleri ile yaşayan ve türlü halklardan meydana gelmiş bir ülke. Taliban’a terörist diyorlar, bunlar terörist değildir, direniş örgütüdür. Taliban’ın Afganistan dışında bir terör eylemi yaptığına dair ne bir bilgi ne de bir iddia var. Bunlar “talip”ler yani öğrenciler… Pakistan medreselerinde yetişmiştir. Bizdeki imam hatiplere benzer ama daha katı bir medrese eğitimi alırlar. Öğrencilerin başında da öğretmenler, mollalar vardı. Bunlar uzun bir direniş döneminden sonra başka örgütleri ortadan kaldırdılar ve Afganistan’a hakim oldular. Her örgüt gibi Taliban’da da dönüşümler oldu. Taliban’ı, ideolojisini, olaylara, devlete ve dine yaklaşımını kesinlikle benimsemem, onaylamam, doğrudur demem mümkün değildir. Tam karşısındayım. Bununla birlikte ben bir devlet adamıyım. Devlet insanı, olaylara devletler hukuku açısından, tarihi ve jeopolitik gerçekler açısından bakmasını bilen insandır.

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi yöneticisi Mustafa Kemal Atatürk her anlamda bilgili, binlerce kitap okuyan, batıyı, doğuyu, diplomasi ve strateji bilen bir kişi olarak İran Şahı Rıza Şah ve Afganistan Şahı Emanullah Han ile bir araya gelerek Sadabad Paktını kurdu.  Paktın kurulduğu zaman her iki yerde de şahlık vardı, din devleti vardı. Atatürk laik bir cumhuriyet kurduğu halde din devletleri olan İran ve Afganistan ile ittifak kurdu.   Devletlerarası ilişkilerde ilişki kurulacak devletin ideolojisi, sistemi ne olursa olsun devlet devlet çıkarını gözeterek ilişki kurar.

Recep Tayyip Erdoğan, “Biz Taliban’la ilişki kurabiliriz. Çünkü onların din anlayışı ile bizim din anlayışımız aynı” diyor. Rezalet, felaket burada başlıyor. Bir başka ülke ile ilişki kurmak için onların din anlayışını gündeme getirmek asla devlet yöneticiliği ile bağdaşmaz.  Şu anda Taliban ile resmi görüşme diye bir şey söz konusu olmaz. Evet, Taliban Afganistan’a egemen oldu. Ama Taliban daha devlet kurup uluslararası alana çıkmış değil. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet yöneticileri, Taliban devlet olduğu zaman ideolojisi, dini ne olursa olsun resmen o ilişki kurulur. Ondan sonra Taliban’ın din görüşü kimseyi ilgilendirmez. Hele devlet insanlarını hiç ilgilendirmez. Türkiye’nin yararları ve çıkarları neyse ona bakılır. 

Taliban’ın lideri yoktur, lider kadrosu vardır. İlginç bir örgütlenme biçimine sahiptirler. Bu lider kadro da anlaşarak yönetiliyor. Amerika oradan Taliban ile anlaşarak çekildi.

Havaalanı konusuna gelirsek; bizim bu havaalanını korumaya talip olmamız kadar saçma bir şey yok. Biden bize bir yem attı; bizimkiler de yuttu. Amerika orayı Taliban’a terk ediyor. Havaalanına sen niye talip oluyorsun? Havaalanına talip olursan, Biden’dan mı isteyeceksin? Böyle bir isteğin varsa Taliban ile el altından görüş ve de ki: “Sizin havaalanınızı izninizle biz koruyalım ”. Amerika oraya 150 bin askerle gitti, koruyamadı. Biz oraya kaç askerle gideceğiz? 150 bin asker mi götüreceğiz oraya? Sonra niye götüreceğiz? Böyle saçma şey olur mu?

Aslında bu Taliban nasıl Erdoğan onu seviyorsa ve dini görüşümüz aynıysa (!) Taliban’da da Erdoğan’a karşı bir sevgi vardı. “Sünni Müslümanların lideri” gibi gösteriyorlardı. Bir anda bitti. “Kimin havaalanını kime karşı koruyorsun? Burası Afganistan, Afganistan da bizim sen ne oluyorsun? Biden’in isteği ile neden bunu yapıyorsun?” dediler. Birden bire aşk nefrete döndü. Şu anda kızıyorlar ama bu kızgınlık geçebilir. Neticede bu adamlar yıllardan beri bir savaş yürüttüler. İçlerinde devlet adamlığı tecrübesi olan yok, içlerinde batıda ciddi eğitim yapan yok. Ama bir takım danışmanlar bulurlar.  Bir devlet yönetmek için kurumları ve hükümeti kısa zamanda kurarlar. Erdoğan havaalanı yerine mademki din kardeşiymiş onlarla, çok sevgi duyuyormuş. “Biz size danışmanlar gönderelim de devleti yeniden kurmanıza yardımcı olalım.” deseydi, bu onların da hoşuna giderdi. Onların havaalanının korunmasına ihtiyacı yok, havaalanlarının kendilerine karşı korunmasına ise hiç ihtiyaçları yok. 

*********

 “TÜRKİYE, AFGANİSTAN’DA İSTİKRARSIZLIĞIN AKTÖRÜ YAPILMAK İSTENİYOR”

Soner Aydın (Emekli Albay) – Afganistan konusuna sadece Afganistan’daki gelişmelerle sınırlı değil, daha geniş açıdan, bütün aktörleri dikkate alarak bakınca karşımıza çıkan tablo şöyledir:

ABD; Irak’la başlattığı Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) daha sonradan revize ederek Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’ne dönüştürmüş, 2001 yılında Afganistan’a kadar uzatmış, bu arada Suriye, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika ülkelerinde de etki alanını genişletmiştir. Halen ABD’nin müdahale ettiği bütün ülkelerde inanç ve etnik temelli iç çatışmalar/savaşlar devam etmektedir.

ABD’nin Suriye’ye müdahale ettiği dönemde birdenbire IŞİD (Irak-Şam İslam Devleti) ortaya çıkmıştır. IŞİD ilk olarak 2013’de Irak’ta kurulmuş, 2014’de Musul ve Rakka’yı alarak ABD’nin müdahalesine zemin hazırlamıştır. ABD’nin IŞİD’le savaşı, Irak’ın Sincar ve Suriye’nin Deyrizor bölgelerinin ABD güdümündeki PKK/PYD’nin kontrolüne girmesiyle sonuçlanmıştır.

ABD’nin bütün çabasına(!) rağmen sadece iki yılda gücünü katlayan IŞİD; 2015 yılında Afganistan’da IŞİD-Horasan adıyla ortaya çıkmıştır. Bölgede bugüne kadar sesi ve etkisi pek duyulmayan IŞİD-Horasan; Taliban’ın ülkeye hâkim olmasının ardından bu sefer Afganistan’da eylemlere başlamıştır. Gerekçesi; Taliban’ı mürted (İslam Dininden dönen) olarak görmesidir. Bu durumda Afganistan’da da inanç temelli bir iç savaşın yayılması kaçınılmaz görünmektedir. IŞİD’in sahnede olduğu ülkelerde hiçbir kazanımı olmaması, aksine ABD’nin bu ülkelerde istikrarsızlığı yerleştirdiği dikkat çekmektedir. ABD’nin amacı bütün bölgede yıllarca sürecek bir istikrarsızlık ortamı yaratmaktır. Türkiye’yi de bu istikrarsızlığın aktörü yapmaya çalışmaktadır.

Şimdi biz böyle bir ortamda Afganistan’da Hamid Karzai Hava Alanının işletme sorumluluğunu alıp almamayı konuşuyoruz. Hem de arkamızda Birleşmiş Milletler ve NATO’nun desteği olmadan, sadece henüz meşruiyeti bile kanıtlanmamış Taliban’la görüşerek… Görünen o ki; sonuçta bu hava alanının işletmesi bizim üstümüze kalacaktır. Çünkü ABD böyle istemektedir ve bizim iktidarımız buna sıcak bakmaktadır. Taliban da bir taraftan “ihtiyaca göre karar vereceğiz” derken, diğer taraftan “güvenlik sorunu olmayacağı konusunda Türkiye’ye güvence verdik” diyerek niyetini açığa vurmaktadır.

Hava alanında görevlendirilecek Türk personel; sadece hava trafiğini yönlendirmekle sınırlı bir görev mi, yoksa lojistik dahil bütün işletme sorumluluğunu mu alacaktır? Söz konusu Afganistan gibi istikrarsız ve karma karışık bir ülke olunca, bütün işletme sorumluluğunu almak, bunun da ötesinde Afganistan gibi yıllarca sürecek iç savaşların kaçınılmaz olduğu bir ülkeye müdahil olmak ne gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir çok iyi düşünmek gerekmektedir. Afganistan’da hava alanı işletmeciliği kolay olacaksa neden ABD veya AB ülkelerinden birisi bu görevi üslenmemekte, bizim arkamızı sıvazlayarak cepheye sürmektedirler?

ABD; PKK’yı Irak ve Suriye’ye yerleştirmiş, yerini sağlamlaştırmıştır. Doğu Akdeniz’de İsrail’i yanına alarak, Kıbrıs Rum kesimiyle birlikte hakimiyet kurmuştur. Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmesini hedefine koymuştur. Ege adaları ve Dedeağaç’ta üsler kurarak Yunanistan’la stratejik ortaklık tesis etmiştir. AB ile birlikte ülkemizi göçmen kampına çevirmektedir. Bölgede iyi ilişkiler içinde olduğumuz komşu ülke neredeyse kalmamıştır. Bunlar bizim için yakın tehditlerdir. Şimdi aynı ABD bizi Afganistan’a yönlendirerek bu yakın tehditleri gözlerden uzak tutmaktadır. Afganistan’da hangi alanda olursa olsun görevler almamız, ABD kuklası yönetimlerle işbirliğine girmemiz öncelikli konumuz değildir. ABD ülkemizi kuşatmaktadır. Nihai hedefi Türkiye’yi ve İran’ı dört bir taraftan kuşatarak kıpırdayamaz hale getirmek, bir iç çatışmaya sürüklemek ve Türkiye dahil bütün bölge ülkelerinin sınırlarını değiştirmektir. Bizim yapmamız gereken ABD’nin planlarına alet olmak değil, öncelikle çevremizdeki yakın tehditlerle mücadele etmektir. Bu da bütün bölge ülkeleriyle ilişkilerimizi olumlu yönde geliştirmekle, bütün emperyalist projelere karşı birlikte mücadele etmekle mümkün olacaktır.

*******

MÜRTED KİMDİR?

Türk Dil Kurumu sözlüğünde “mürted” kelimesinin karşılığı şudur; “İslam dininden ayrılan, dinden dönen ve reddeden… Müslüman iken daha sonra kafir olan kişiler…”

İslam Hukuku’na göre, “mürted, kafirden daha günahkardır ve Mürted’e uygulanan hükümler, Kafir’e uygulanan hükümlerden daha farklıdır, daha ağır ve serttir.”

Zira “kafir olan” bir gün “dinlerin en yükseği, en güzeli olan” İslam’ı seçerek “Müslüman” olabilir… Ama “Mürted, en mükemmel dini terk ederek, en büyük günahı işlemiştir, affedilemez…”

Bütün mezheplerde İslam Hukuku’na göre, “Mürted’e hayat hakkı yoktur” ve IŞİD’in uygulama ilkelerinden biri budur.

İslam hukukunda Mürtede uygulanan hükümler…

• Mürtedlerle herhangi bir anlaşma akdi yapılmaz. Halbuki kâfirlerle yapılır.

• Mürtedden cizye kabul edilmez. Böylece zimmî olmasına izin verilmez.

• Mürtedin malı ganîmet olarak paylaşılmaz, devlet hazinesine kalır.

• Mürtedin kestiği yenmez.

• Mürtedle evlenilmez, bir Müslümanla evlenmesine izin verilmez.

• Mürtedden diyet alınmaz.

• Mürtedin kâtiline kısas uygulanmaz.

• Mürted öldürülürse cenazesi yıkanmaz, Müslüman kabristanına gömülmez.

• Terk ettiği mala vâris olunmaz. Kendisi de bir Müslümanın malına mirasçı olamaz. Malı devlet hazinesinde fey’ (ganîmet) olur.