Kırmızı alarm vermeye başladık

Okulların açılmasına kısa bir süre kala uzmanlar vaka ve yoğun bakımdaki hasta sayılarının arttığına dikkat çekerek, özellikle kronik rahatsızlığı olan çocukların aşılanması tavsiyesinde bulunuyor. Vakaların her geçen gün artması, dördüncü dalga endişelerini artırıyor. Sağlık Bakanlığı’nın 1 Eylül verilerine göre son 24 saatte 302 bin 869 Covid-19 testi yapıldı, 23 bin 946 kişinin testi pozitif çıktı, 290 kişi hayatını kaybetti, iyileşenlerin sayısı ise 15 bin 164 oldu.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ümit Savaşçı, özellikle son 15 gündür vaka sayılarında çok ciddi bir artış olduğunu söyledi. Savaşçı önceki dönemde daha çok ayakta geçirilen hafif vakaların olduğunu söyleyerek, “Son 15 günde ise hastaneye yatırmak zorunda kaldığımız ve yoğun bakım ihtiyacı olan, şu anda kliniklerde yoğun bakım yeri beklediğimiz hastalarımız mevcut” dedi.

“Neredeyse tamamı Delta”

Vakaların neredeyse tamamının Delta varyantı olduğunu söyleyen Savaşçı, Delta’nın hem bulaş riskinin fazla olduğunu hem de aşıların koruyucuk oranlarının biraz düşük kaldığını kaydetti. “Kırmızı alarm vermeye başladık” diyen Savaşçı, şöyle devam etti: “Yaz dönemi, personel izinleri, 2 yıldır sağlık çalışanlarında bir yorgunluk olmaya başladı. Halkımızda da vurdumduymazlık söz konusu olmaya başladı. En büyük tehlike ise aşı yaptıranlar arasında da kendini çok güvende hisseden bir kitle olmaya başladı.”

“Okul servisinde bir şey yenilmemeli”

Okulların açılmasıyla birlikte uyulması gereken kurallara dikkat çeken Savaşçı, maske ve hijyen kurallarına dikkat edilmesini söyleyerek özellikle okul servislerinde çocukların bir şey yiyip içmemelerini ve maskelerini çıkarmamaları gerektiğini söyledi. Klime yerine doğal havalandırma öneren doktor, koltuk tutacaklarının, elle temas edilen yüzeylerin her servisten sonra dezenfekte edilmesi gerektiğini hatırlattı.

 “Çocuklarda vaka sayısı arttı”

18-20 yaşında yoğun bakımda gençler olduğunu söyleyen Savaşçı, “Çocuk vaka sayıları da arttı. 12 yaşın altını da korumak istiyorsak, toplumun bağışıklık düzeyini en üst seviyeye çıkarmamız gerekir. Birbirimiz ile temas etmeyi seven bir toplumuz. Dolayısıyla biraz kurallara dikkat edemeyebiliyoruz. Hem kurallara dikkat edip hem de aşılarımızı yaptırmak zorundayız” diye konuştu.

DSÖ: “Ciddi endişelerimiz var”

Dünya genelinde 5 milyar dozdan fazla aşı yapılırken son dönemde özellikle Avrupa’da aşılama çalışmalarının yavaşladığı aktarıldı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Avrupa’nın durağan koronavirüs aşı oranları hakkında ‘Ciddi endişelerimiz var’ dedi.

Aynı açıklamada Avrupa kıtasında 1 Aralık’a kadar, coronavirüse bağlı 236 bin kişinin hayatını kaybedebileceği uyarısına da yer verildi.

DSÖ Avrupa direktörü Hans Kluge, 33 ülkeyi mercek altına aldıklarını ve buradaki son 14 günlük vaka sayılarının bir önceki döneme kıyasla yüzde 10’dan fazla artış gösterdiğini belirlediklerini bildirdi.

Avrupa’daki aşılamanın yavaşladığını belirten Kluge, bunun ciddi endişelere neden olduğunu vurguladı.

Öte yandan dünya genelinde yeni tip coronavirüse karşı uygulanan aşı miktarı 5 milyar 210 milyon dozu geçti.

Kovid-19 vakalarının sayısı 217 milyon 56 bine, hayatını kaybedenlerin sayısı 4 milyon 512 bine, iyileşenlerin sayısı 193 milyon 980 bine çıktı.

Vaka sayısı ABD’de 39 milyon 621 bini, Hindistan’da 32 milyon 737 bini, Brezilya’da 20 milyon 728 bini ve Rusya’da 6 milyon 882 bini geçti.

“HASTA SAYILARINDA CİDDİ ARTIŞ VAR”

Lütfi Çamlı (TTB İzmir Başkanı)- Testi pozitif çıkanlarda belli başlı üç mutasyona bakarak alfa beta gama delta olarak tanımlanması yoluna gidiliyor. Ancak İzmir’de yapılan PCR testlerinde üç mutasyonu göstermeyip, alfa, beta, gama, delta denemeyen, adı konamayan, belirsiz bir grubun varlığını kamuoyu ile paylaştık. 

Ve bu belirsiz gruptan örneklerin Ankara’ya gitmesini, orada daha kapsamlı bir test olan ve kesin tanı koyan Genomik test yapılması gerektiğini belirttik. Genomik test ile bunun yeni bir varyant mı, testin tanı koyamadığı, testin kapasitesinin dışında kalan, delta ya da alfa olduğu halde tanımlanamayan grup mu olduğunun ayırt edilmesini istedik.  Bizim buradaki temel iddiamız yeni bir varyant bulunduğu ya da yeni bir mutasyon bulunduğu değildi. “Belirsiz bir grup var bunun ne olduğunun adı konsun” dedik. Bu da Ankara’da Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü laboratuvarlarında yapılan testlerle ancak ortaya çıkabiliyor. Bu testler İzmir’de de yapılabilir fakat Bakanlık gerekli finansman desteği vermediği için ne yazık ki bu testler sadece Ankara’da yapılıyor. Gerekli finansman desteği sağlanırsa bu testlerin Ankara’ya gitmeden 9 Eylül’de, Ege Üniversitesi’nde de yapılabileceğine dikkat çektik. Bu laboratuvarların altyapısı böyle analizleri yapmak için uygundur. O tarihten bu yana herhangi bir açıklama yapılmadı.  Bu açıklanamayan ya da adı konamayan, üç mutasyonu da göstermeyen, diğerleri olarak rapor edilen alt grup hala devam ediyor. Yapılan günlük testlerde hala ortaya çıkıyor. Sonuçların kamuoyu ile paylaşılması, ne olup ne olmadığının netleştirilerek oluşan kaygıların, endişelerin giderilmesi yönündeki talebimize herhangi bir yanıt verilmedi. Verilmemesi gerçekten düşündürücü… Biz bunun bir varyant olduğunu iddia etmiyoruz. Ama ne olup ne olmadığının kamuoyu ile paylaşılmasını istememize karşın şu ana kadar bir açıklama yapılmadı.

Son dönemde açıklanan vaka ve vefat sayıları yatay seyir izliyor. Yani ortalama 20 binler düzeyinde gidiyor. Bir artış yoksa da bir düşüş de yok. Fakat İzmir’e baktığımızda durum öyle değil. İzmir’de son 15 günde vakaların düştüğü açıklandı. Oysa bizim sahadan aldığımız veriler böyle değil. Biz günlük yapılan PCR sayılarının binlerin üzerinde olduğunu görüyoruz. Bu kadar test pozitifliği varken İzmir’de bu hesaba göre yaklaşık 300 vaka bildirimi bizim sahadan aldığımız verilerle çok uyuşmuyor.

Birinci basamakta aile hekimlerinin izlediği covid hasta izleminde de hastanelerde, pandemi servislerinde ve yoğun bakımlara yatan hasta sayılarında da ciddi artış var. Hatta yeni servisler, yeni yoğun bakımlar açılıyor. Bu sadece İzmir’de değil… Türk Tabipler Birliği İl Başkanları, Türkiye’deki birçok ilde bu doluluğu anlatan açıklamalar yaptı. Antalya’dan, Mersin’den, Diyarbakır’dan, Ankara’dan servislerin, yoğun bakımların, hastanelerin dolduğuna dair açıklamalar geldi. Oysa resmi sayılarda böyle bir artışı çok da göremiyoruz. Bunun nedenlerinin mutlaka konuşulması lazım. Sahadan bu kadar çok geri bildirim varken resmi olarak açıklanan sayıların niye bu kadar düşük olduğunun açıklanmasında yarar var. Geçtiğimiz yıllarda da böyle bir sorun yaşandı. Sonrasında Bakanlığın olguların bir kısmını vaka hata ayrımı yaparak adeta kamuoyundan sakladığı ortaya çıkmıştı. Sadece hastaneye yatan ağır klinik sempton gösterenler açıklanmış, semptom içermeyen covid hastalar, olgu denilerek vatandaşla paylaşılmamıştı. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir tanımlama yok. Hatırlarsınız, bir anda 5 binler  düzeyindeki sayılar 30 binlere çıkmıştı.