Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Kriz yönetimi…

AKP dönemi; Türk halkı için tam anlamı ile sıkıntılar, baskılar, hukuksuzluklar, yasaklar, lüks ve şatafatlar dönemi olmuştur.

– Hiçbir dönemde lüks, israf, saltanat, rüşvet, yolsuzluklar, torpiller, yandaşlara astronomik aktarmalar, ihale hileleri, sarı sendika uygulamaları, mafya ile ilişkiler böylesine aleni biçimde zirve yapmamıştır.

– Milli, manevi, ahlâki, dini değerlerimiz, bu kadar dejenere edilmemiş, Şia, Vehhabilik ve Selefilik, böylesine Hanefiliğin önüne geçirilmemiştir. Rüşvet, hırsızlık, kumar, uyuşturucu, cinsi sapıklıklar, tecavüzler, cinayetler, kadına şiddet, fuhuş, şirk, saçı bitmemiş yetim hakkına ve kamu kaynaklarına tecavüzler, bu seviyeye ulaşmamıştır. Türk tarihinde, milli değerlerimize ve Dinimize, bu derece zarar verilen bir dönem yoktur. Birçok insan, dinden ve camilerden soğutulmuş, özellikle de genç nesillerin inancına büyük darbe vurulmuştur. Dindar nesil palavrası ile gelinmiş; Ateist ve Deist sayısında artışlara sebep olunmuştur. Diyanet teşkilâtı ve camiler AKP şubesi haline getirilmiş, din adamları da parti sözcüsü yapılmıştır. Mücahitler müteahhit olmuştur. Vakıflar ve dernekler, çıkar vasıtası yapılmıştır.

– Yargı; tam anlamı ile politize olmuş, Sarayın emrine girmiş, bağımsızlığını kaybetmiş, güvenilir olmaktan çıkmıştır. Fikir, ifade, inanç, teşebbüs hürriyetleri yok olmuştur. Can ve mal güvenliği kalmamıştır.

-Eğitimin, ekonominin, dış politikanın, iç politikanın, içler acısı durumu ortadadır. Demokrasi tamamen yok olmuştur. Her şey Tek Adamın keyfine kalmıştır. Devletteki, tüm liyakat sahipleri tasfiye edilmiştir.

– Denetim sistemi tümüyle yok edilmiştir. Hesap vermeyen, kimseye saygı duymayan, aksine devamlı hakaret eden, tehditler ve iftiralar savuran burnu Kaf Dağı’nda, herkesle inatlaşan, acımasız ve koyu partizan, bir yönetim tarzı sergilenmiştir.

Neticede; ülkemiz her açıdan iflas etmiştir. Ekonomik kriz, enflasyon, dış borçlar, bütçe ve ödemeler dengesi açıkları, işsizlik milletimizi perişan etmiştir. Bu arada Covid salgını, mülteci sorunu, depremler, yangınlar, sel felaketleri vs de tabloyu daha da ağırlaştırmıştır. Ayrıca iktidarın ne kadar beceriksiz, başarısız ve hazırlıksız olduğu da ortaya çıkmıştır. TÜİK ve benzeri kurumların yalanları, iktidarın cilalı nutukları, gerçekleri örtemez olmuştur. Normal yönetimi beceremeyen iktidarın, krizi yönetmesi mümkün müdür?

AKP’nin fütüroloji, vizyon, misyon, strateji, planlama, fizibilite, adil ve katlanılabilir vergi politikası, bütçe/ borç yönetimleri, verimlilik, istişare, gerçek demokrasi, liyakat vb konularda bilgisi ve uygulama niyeti yoktur. Aslında ülkeye ve halka hizmet amacı da geri plandadır. Var mı, yok mu yandaşlara imkanlar/ kaynaklar/ bol maaşlı çok sayıda makamlar sağlamak, koltuğu kaybetmemek için her yola başvurmak, bunun için de tam anlamı ile din istismarı yapmak; farklı fikir sahiplerini ezmek ve susturmak için de demokrasi ve hukuka aykırı her aracı kullanmaktır.

En dayanılmazı da he şeyin en doğrusunu, kendilerinin bildiğini iddia etmeleri, hiçbir başka görüşe saygı duymamaları, aksine saldırı gerekçesi yapmaları, devamlı olarak gerilim / dışlama/bölme politikası uygulamalarıdır. Üzüldüğüm nokta, halkımızın önemli bir bölümünün hala gerçekleri görmemesi, özellikle de AKP’yi dindar parti zannetmesidir. Hal bu ki AKP dindar parti değildir. Dinimize en fazla zararı vermiştir. Oy uğruna din istismarı yapmaktadır. Bizim dinimiz güzel ahlak, sevgi, hoşgörü, edep, dürüstlük dinidir. Ne AKP’nin tarifi ne de vahşi katil sürüsü Taliban ile ilgisi yoktur.

Yüce Rabbim (cc) hepimize basiret ve feraset lütfetsin. Dünya çıkarları için ahretimizi sattırmasın…