Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Cennet vaadi ile yaratılan cehennem

Afganistan bugün cehennemi yaşıyor. Ortalık mahşer yeri gibi. İnsanlar panik içinde cehennem ateşinden kaçmaya çalışıyor. Taliban çeteleri cehennem zebanileri olarak işbaşındalar. İşgal ettikleri sarayın içindeki görüntüleri insanı ürkütüyor. 10 gün kadar önce sosyal medyada gördüğüm bir video kanımı dondurdu. Gencecik bir hükümet askeri, Taliban’ın ele geçirildiği bir köyde yakalanıyor sonra, üstünü başını soyup, elini kolunu ve bacaklarını bağladıktan sonra, yere yatırıp, boğazını tavuk keser gibi keserken etrafındakiler bu vahşeti seyrediyordu. Fışkıran kan ve kesilen tavuk gibi zavallı askerin can verirken yerde kasılmaları gözümden hala gitmiyor. Yeni gelen videolarda bir kadın sokak ortasında hemen infaz ediliyor. Bir başkasında küçücük kız çocukları zorla aileden alınırken çığlıkları yine insanın kanını donduruyor. Tepedeki baş zebani ne kadar kimseye dokunmayacağız dese de, bu sözde açıklamalar sadece boş sözler olarak kalacak. Zira çete ve zebani olarak gelenler; yine çete ve zebani olarak zavallı Afgan halkına cehennemi yaşatmaya devam edecektir. Bir de Ülkemizde Taliban’a sempati duyan kör cahil yobaz takımının, Taliban hareketini “milli kurtuluş hareketi” olarak adlandıran dangalaklıkları insanı çileden çıkarıyor. Bu Taliban denen cehennem zebanileri ile ne devlet kurulur, ne toplum inşa edilir. Ne de ortak iş tutulur. Türkiye derhal tavrını doğru koymalıdır. Askerlerimizi cehenneme göndermeyin… Afganistan cehennemi kör cehaletin elinde kendi insanını yakmaya ve öldürmeye devam edecektir. Bu denli etnik yapılanma, bu denli kaos yaratıldıktan ve süper güçler elinde tarumar edildikten sonra bu ülkede sağlıklı devlet ve toplum yapılanması asla dikiş tutmaz.

Bu manzarayı gözledikten sonra Mustafa Kemal’in dehasına, insanlığına ve büyüklüğüne bir kez daha müteşekkir kaldım. Bizim haktan ve adaletten yana olan efelerimizle bile, bir düzenli ordu olmadan bir kurtuluş savaşı yapamayacağını, engin stratejik yaklaşımı ile görüp, oldukça sancılı bile olsa düzenli orduya geçiş kararının önemini bir kez daha takdir ettim. Mustafa Kemal, Meclis kurdu, Toplum kesimlerini kararlara ortak etti. Devlet kurdu. Her şeyi Uluslararası hak ve hukuk içinde yürüttü. Anayasa yaptı. Hukuk devleti yarattı. Çok partili sistem istedi ve kurdurttu da. Taliban çetelerinde bu akıl, bilim, insanlık ve erdemli davranışın zerresini bulabilir misiniz ki “Afganistan’ın Kurtuluş hareketinden” bahsedecek kadar kör cahil olabiliyorsunuz?

Afgan cehenneminin yaratılmasında, süper güçler birinci derecede sorumludurlar. Zavallı Afgan halkı, cahil bırakılarak ve yobazlığa yönlendirilerek, tarikatlar elinde oyuncak olarak ve toplumdaki farklılıklar kullanılarak bu duruma getirildi. Başlangıçta İngiltere bu toplumu sömürmek için kullandı. Zira Afganistan hem Orta Asya’nın, hem Hint yarım adasının, hem de Çin’in kesişme noktası olarak çok stratejik bir konumda bulunuyordu. İki kutuplu soğuk savaş döneminde Sovyetler bu stratejik bölgeyi ele geçirmek istedi. Var olan kaotik toplum yapılanması ile başa çıkamayıp 20 yıl sonra çekilmek zorunda kaldı. Ancak bu çekilmenin bir nedeni de Amerikan Emperyalizminin, komünizmin yayılmasına karşı bir duvar olarak ördüğü yeşil kuşak projesi bağlamında terör örgütlerini desteklemesi oldu. Buna uluslararası alanda bizi de alet ettiler. İçerde de muhafazakar-milliyetçi geçinen bazı kesimler bu yönde kullandı. ABD’nin Komünizme karşı kullandığı terör örgütleri zamanla kendine döndü. “Keser döndü sap döndü, gün geldi hesap döndü”. Askeri kayıplarının yüksekliği yanında, Afganistan platosunun, güçlü düşman Çin’e karşı işlevi eski önemini kaybetti. Zira artık gözetim, denetim ve iletişim artık dağ başlarından yapılmıyor. Uydular üzerinden yapılıyor. Bu nedenle Afganistan’ı artık bırakabilirdi. Ancak iki şeytani planını kullanarak bunu yapması gerekiyordu. Birincisi, ABD’nin “büyük stratejisinin amacı” savaş kazanmak değil, kendine yönelik oluşabilecek oluşumları bertaraf etmektir. Bunu böl yönet sistemi ile Irak, Suriye ve Libya’daki gibi yapıyor. Vaka bu kadar çeşitli etnik, dini ve aşiret yapılanması zaten yeterince bölünmüş bir ülke.. İkinci olarak, 21.yüzyılı da ABD yüzyılı yapmak için küresel fay hatlarını (Huntington Tezi) keskinleştirip, kutuplaşan dünyanın kendine düşen bölümünü kontrol etmek ve karşı tarafı güçsüzleştirmek amacında. Bu yeni fay hattının iki cephesi bulunuyor. Bir cephesinde Çin ve Rusya bulunuyor. Pakistan, Afganistan ve İran bu fay hattının kaygan tabakaları olarak istikrarsızlaştırılması gerekiyor. Bunun yanında ikinci fay hattı İslam dünyası olarak görülüyor. Bu ki fay hattındaki ülkeleri ABD, ya kolay yoldan kontrol etmek; ya da önlerine set çekip, fay hatlarından gelecek bütün göç ve kargaşa gibi riskler önünde baraj olarak kullanmak istiyor. Ancak bu durum fay hattının arkasında bizi istikrarsızlaştırma ve mümkün olursa yeni terör örgütlerini kullanarak törpülemeye yönelik gözüküyor. Türkiye, son yıllardaki tüm ulusal ve uluslararası stratejilerini ciddi biçimde aklın, bilimin rotasında yeniden düzenlemeli. Yakın komşuları ile daha barışçıl ve işbirliğine dayalı projeleri, Atatürk’ün çizdiği rotada yürütmek zorundadır. Aksi takdirde fay hattının kırıkları arasında bizi ufalamak isteyenlere fırsat vermiş oluruz.