AKP ile Erdoğan’ın oylarındaki düşüşün artış nedeni tartışılıyor

Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi, Ağustos Ayı Genel Siyaset Gündemi araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Söz konusu sonuçlara göre BBP’nin de dahil edildiği Cumhur İttifakı’nın oy oranı yüzde 37,9’a kadar gerilemiş görünüyor. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara gördü, işte cevapları…
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Pandemi kısıtlamalarının esnaflar başta büyük kitlelere “ekonomik kriz” olarak dönmesi sürecinde “kamuoyu araştırma şirketlerinin yaptığı anketler” hem AKP iktidar, hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “memnun etmeyecek” sonuçları ortaya koyuyordu. Pandemi kısıtlamaları büyük ölçüde kaldırılırken, bu defa orman yangınları ve sel felaketleri can ve mal kayıplarına neden oldu. Bu zincire “göçmen akını ve göçmenlerin çıkardıkları ölümlü olaylar” eklendi. Kamuoyu anketleri, AKP’deki oy düşüşünü ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “oy yüzdesi olarak gerileyişini” ortaya koyan yüzdeleri de beraberinde getirdi. Söz konusu sonuçlara göre BBP’nin de dahil edildiği Cumhur İttifakı’nın oy oranı yüzde 37,9’a kadar gerilemiş görünüyor.

Hafta başında açıklanan Avrasya Araştırma’nın son anketi, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olabilecek İYİ Parti ve CHP Genel Başkanları ile İstanbul ve Ankara Büyükşehir başkanlarının Erdoğan’ın açık farklı olarak önüne geçtiğini” gösterdi.

“Cumhur ittifakı” ile “cumhurbaşkanlığı hükümeti” tartışılıyor.

AKP tabanında ve Ankara siyasi kulislerinde, “MHP ile ittifak ve ‘tek adam’ hükümet sisteminin de tartışıldığı, oy kayıpları konusunda bu iki hususun büyük rol oynadığı” konuşuluyor. Cumhurbaşkanı hükümet sisteminin, halkla ilişkilerde partiyi ve milletvekillerini devreden çıkardığı, MHP ortaklığının da tabanda rahatsızlık yarattığı ve MHP’nin iç siyasette giderek sertleştirdiği gerilim politikasının AKP’nin iç politikasını da olumsuz etkilediği” belirtiliyor.

Avrasya Araştırma Şirketi’nin son anketi…

İşte, Erdoğan’ın “cumhurbaşkanlığı adaylığını” doğrudan etkileyen kamuoyu araştırmalarının sonuncusu “Avrasya anketi” ve sonuçları…

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kalması halinde; Akşener oyların yüzde 53.2’sini, Erdoğan yüzde 46.8’ini alıyor. Akşener yarışı Erdoğan’ın yaklaşık 6 puan önünde bitiriyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aday olması halinde; Cumhurbaşkanlığı seçimini Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 puan önünde bitiriyor. Kılıçdaroğlu yüzde 53.9, Erdoğan yüzde 46.1 oranında oy alıyor.

İstanbul Belediye Başkanı CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun aday olduğu senaryoda, İmamoğlu, Erdoğan’dan 18 puan fazla oy aldı. Erdoğan yüzde 41.1 oy alırken “İmamoğlu’na oy veririm” diyenlerin oranı yüzde 58.9 oldu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Mansur Yavaş da ankette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açık ara önünde. Ankete katılanların yüzde 42.6’sı “Erdoğan”, yüzde 57.4’ü “Mansur Yavaş” dedi. Yavaş ile Erdoğan arasında 15 puanlık bir fark var.

Mülteciler sınır dışı edilsin” yüzde 81…

Avrasya’nın anketine katılanların yüzde 81’i “Göçmenlerin ülkeye girişi engellenmeli, ülkede bulunanlar çok acil şekilde sınır dışı edilmelidir” dedi. Sonuçlar, “Mültecilerin ülkeye girişi engellenmeli” diyenlerin oranının “bir önceki aya göre 4 puan arttığını” gösterdi.

“Bu insani bir sorundur. Hükümet mültecileri kabul ederek doğru olanı yapmaktadır” diyenler yüzde 12’de kaldı.

Ankete katılanların yüzde 89’u “hükümetin mülteci politikasına karşı çıktığını” söyledi. Katılımcıların yüzde 85.1’i “Mültecilerin gitmesini sağlayacaksa, Türkiye, Suriye Devlet Başkanı Esad’la görüşmelidir” dedi.

TÜRKİYE BÖYLESİNE KÖTÜ BİR YÖNETİMDEN KURTULMALIDIR”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- 14 Ağustos 2001, AK Parti’nin kuruluş günüdür. Üzerinden 20 sene geçti. Bu süreçte şüphesiz ki verilen sözler, vaatler vardı. Bir kısmı yapıldı, bir kısmı yapılmadı. Dünyadaki gelişmelerle birlikte Türkiye’ye bakmak lazım. Türkiye dünyada çeşitli liglerde son sıralarda yer alıyor. Adalet, yargı, temel hak ve özgürlükler, düşünce, düşünceyi açıklama ve basın özgürlüğünde Türkiye liglerin sonlarında yer alıyor. Bu liglerin sonlarında yer almak küme düşmektir. Türkiye, gelişmekte olan ülkeler yerine giderek az gelişmiş ülkelerin arasına girebilir. Bu iyi yönetilmediğinin işaretidir. Dünyadaki sıralama bilimseldir, evrenseldir. Suyu yönetemediğimiz için seller, ormanı yönetemediğimiz için yangınlar yaşanır. Yarın öbür gün deprem olacaktır, bunları iyi yönetmek gerekir. Dünyada da çeşitli tehlikeler ve tehditler var. Dünya şu anda Yeşil Mutabakat metnini kabul ediyor.

Eğer insanlar iradeleriyle seçimlerde yöneticilerini değiştirmezlerse bu şekilde yönetim Türkiye’nin daha da kötüye gitmesine yol açacaktır. Bu Türkiye için aslında fırsattır, bir şanstır. Bu şans yönetimi demokratik yollarla değiştirme şansıdır. Türkiye bu şansını kullanacak. Halk tarafından genel kabul gören, güvenilen isimler öndedir. Bu isimler zaman zaman Kılıçdaroğlu, Akşener, başarılı belediye başkanları… Genel kabul gören isimler fevkalade önemlidir. Ama mutlaka bu isimler olacak diye bir sonuç yok. Böylesine kötü bir yönetimden Türkiye’nin kurtulması elzemdir. Ben AKP’nin kurucu Genel Sekreteriyim. Çok güzel şeyler yazıldı, söylendi. Ama güzel şeylerin yanı sıra kötü şeyler de yapıldı. Türkiye kurtulsun, bizim umudumuz budur. Demokratik anlayış, insanların birbirini dinlemeleri, birbirlerine danışmaları, eleştiriye açık olmaları fevkalade önemlidir. Bizim birliğe, beraberliğe ve herkesi kucaklamaya ihtiyacımız var. Bir devletin başı bir partinin başı olamaz. Devlette herkesi kucaklayacak isim önemlidir.

BAŞKA ÜLKEDE BUNLAR YAŞANSA OY ORANI YÜZDE 1’E DÜŞERDİ”

Yusuf Halaçoğlu (Eski MHP Milletvekili) – Bir takım anketlere kanmamak gerekiyor. Meral Akşener ya da Kılıçdaroğlu aday olurlarsa Erdoğan’ın ekmeğine yağ, bal sürerler. Eğer karşısına başka bir adayı çıkarırlarsa Mansur Yavaş gibi örneğin o zaman kazanma şansı çok yükselecek. Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Akşener çok temiz ve değerli insanlardır ama kazanma şansları yok. Onlar çıkarsa, Erdoğan kazanır. Normal şartlarda bu tip yönetime sahip olan başka bir ülke olsaydı kesinlikle oy oranı yüzde 1’e düşer, silinirdi… Örneğin yangın konusunda, siz Cumhurbaşkanına 13 uçak alırken hava söndürmeye hiç almazsanız, iki-üç tane kiralarsanız olmaz. Planlamada son derece hatalılar. Toplum bunu görüp değerlendirme yapma konusunda zayıf. “Göçmen yoktur” diyor bir gün sonra çok sayıda göçmenle karşı karşıya geliniyor. Herkes gördüğü halde bunu söylüyor. Bunu söyledikten sonra normal şartlarda “yahu bu adam doğruları söylemiyor” denmesi, güvenilmemesi gerekiyor. Afganistan ile ilgili havaalanını korumak adı altında Biden ile konuşması, ardından Ermeni Soykırımı meselesini dile getirmeyip “Hamdolsun gündeme gelmedi” demesinden tutun da ekonomik olarak çeşitli konulara varıncaya kadar o kadar çok ki… Saymakla bitecek gibi değil. Anketlere pek güvenilmemesi gerekir. Çünkü birçok yer birilerinin kontrolünde. Dışarıdan birilerinin de kontrolünde yapılıyor, algı operasyonu yapılıyor. Türkiye’de bunu çok gördük hala da görüyoruz. Çok dikkat etmek lazım. Bir mafya babasının tutup ortaya koyduğu bir takım konuları göz önüne alacak olursanız en hafifinden bunlar olduğunda bir ülkeyi yöneten yönetim istifa eder normalde. Ama etmiyorlar, öyle bir kültüre sahip değil maalesef ülke. Bu hale geldi. Söylenecek şey o kadar çok ki…

*******

Bu iktidar, artık dikiş tutmaz!”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar) – Ülkemiz, halkımız zor günler yaşıyor. Ardı ardına gelen afetler ve felaketler, yönetim sorumluluğu taşıyanları her bakımdan zorluyor. Ülke yönetiminden sorumlu olan siyasal anlayış ve onların yönetsel kadroları, krizlerle baş etmekte zorlanıyorlar. Koşullara boyun eğmek durumunda kalıyorlar.

Bu zorlanmanın temel nedeni, sahip oldukları siyasal görüşün yanlışlığı ve izledikleri politikaların hatalı oluşu ile yetersizliğidir. Oluşturdukları ittifak da bu yanlışlığın bir uzantısıdır. Bir diğer önemli neden de ülkeye dayattıkları yeni yönetsel sistemdir. Bu sistem, söylenenin aksine,yönetimde tıkanmayı ve özellikle de kamusal yönetim alanına liyakatsizliği, yetersizliği getirmiştir. Kısacası, ülkede sistem tıkanmıştır!..

Yaşanan sıkıntılar, yalnızca afetler ve olağanüstü durumlarla da sınırlı değildir. İktidar iç ve dış siyasettede büyük yanlışlar yapmıştır ve halen yapmaktadır. Özellikle de dış politika alanındaki yanlışlarla ve hatalı politikalarla, ülkemizin ve halkımızın başına büyük badireler açılmıştır/açılmaktadır. Cumhuriyetin dış politikadaki temel ilkesi olan ‘yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinden uzaklaşılması, ülkemizi bulunduğumuz coğrafyada ve dünyada, şimdiye dek hiç karşılaşmadığımız sorunlarla yüz yüze bırakmış ve hızla yalnızlaştırmıştır.

Ekonomide, sosyal alanlarda ve eğitimde, tam anlamıyla bir gerileme dönemi yaşamaktayız. Sorunlar, sıkıntılar her geçen gün daha da büyümektedir. Yurttaşlarımız, bütün bu olumsuzlukları, günlük yaşamlarında alabildiğine duyumsamaktadırlar. Nüfusun önemli bölümü için, artık hayat her bakımdan daha da zor hale gelmiştir.

Bütün bunlar, iktidarı artık tutunamaz hale getirmektedir. Siyasal iktidar ve onu oluşturan partiler, destek veren çevreler; her gün irtifa kaybetmektedir. Bu durum, siyasal kamuoyu araştırması yapan kuruluşların açıkladıkları verilerden de açıkça görülmektedir. İktidar partisinin kurucularından ve önemli isimlerinden Bülent Arınç’ın gazeteci Deniz Zeyrek’e yaptığı, ‘Mevcut durum sözün tükendiğini de gösteriyor’ açıklaması ilginçtir (Sözcü-16 Ağustos 2021). İktidar çevrelerindeki durumu çarpıcı biçimde yansıtmaktadır.

Bütün bu araştırmalardan/verilerden çıkardığımız özlü sonuç; siyasal iktidarın, yokuş aşağı giden freni tutmayan bir kamyon örneği, her geçen gün eğimli siyasal zeminde aşağıya doğru gitmekte oluşudur. Öyle anlaşılmaktadır ki, içinde bulunduğumuz koşullarda; bu iktidarın gidişatı artık fren de dikiş de tutmayacaktır!..