Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

2021 turizm sezonu nasıl bitecek?

Turizm, Türkiye bütçesinin en önemli üçüncü gelir kapısı olan bir büyük sektör. Onun için yetkililer bütün riskleri ve pandeminin yaratacağı sonuçları inceleyip değerlendirerek kapıları açtılar gelecek olan turistlere. Ancak yılsonunda ortaya çıkacak olan tabloyu merak etmekteyim.

Değecek mi? Yoksa pişman mı olacağız?

Şöyle bir bakınca bu sene için gelen turist açısından en önemli odak noktası olarak Antalya’nın öne çıktığını görüyoruz ki 4 ila 4,5 milyon civarında turistin bu bölgeye geldiği değerlendiriliyor. Bunların yarısı Rus turistlerdir. Bunun anlamı, geçmiş yılların aksine pandemi ortamında Rusların Türkiye’ye gelen turistlerin orijinleri itibariyle, geçmiş yılların aksine Rusya’nın ilk sırayı almış olmasıdır. Rusya’nın ardından ise Ortadoğu kaynaklı turistler gelmektedir. Kuveyt, Ürdün ve Katar bu anlamda başı çekmektedir.

Ortalama doluluk oranlarına bakıldığında yüzde 70-80 gibi bir rakam ortaya çıkmaktadır.

Bu çizdiğimiz tabloya belli oranda Alman turistleri de ilave edebiliriz. Özellikle aşı olanlara girişi kontrollü olarak serbest bıraktık. Ancak sayı, umulanın altında kalmış görünmektedir. Bu noktada Alman turistin bir özelliğini hatırlamakta fayda var; bunların çoğunluğu çocuklu ailelerdir ve kimisi defalarca Türkiye’de tatil yaptığı için riski hesaplayabiliyorlar.

Ukraynalılar da gelmekteler, çünkü giriş ve çıkışlarla ilgili bir sıkıntı yok. Almanlar özellikle Eylül ve Ekim aylarını tercih edeceklerdir.

Antalya’nın bu yıl itibariyle öne çıkan özelliği, altyapı, tesis ve hizmet mükemmelliğinin yanında aşı konusunda işi sıkı tutması ve yüzde 80’e yakın oranda aşılamanın tamamlanmış olmasıdır. Bunun yanında tüm tesisler güvenli turizm sertifikasına sahiptir ve tüm personel de aşılıdır.

Ancak İngiltere, Danimarka, İsveç ve Norveç gibi kuzey ve İskandinav ülkelerinin Türkiye’ye gelişleri kısıtlanmış, adeta bir ambargoya maruz bırakılmış durumda. İsrail’in de kısıtlamaları devam etmekte.

Bu arada yerli turistler ise serbesti ile birlikte Bodrum ve Çeşme gibi Ege ve Akdeniz tatil beldelerine akın ediyorlar. Bu ise maalesef fiyat anarşisini beraberinde getiriyor.

Dolayısıyla, fiyatlar yabancı turist için “bedava” denebilecek seviyede düşük iken sezon sonu için turizm gelirlerimizde sıkıntılı bir tablonun ortaya çıkacak olmasını kaçınılmaz olarak bekleyebiliriz. Bu arada TL’nin yaşadığı değer kaybı da aleyhimize olmaktadır.

Evet, 2021 sezonu muhakkak 2020’den daha iyi bir manzara çizecektir. Ancak 2019 ve öncesinin rakamlarına ulaşmayı beklemek hayalperestlik olur.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız, 25 milyon turistin geleceği yönündeki beklenti ve tahmininde ısrarcıdır. Umarım kendileri haklı çıkar.

Türkiye’nin durumunu değerlendirirken rakip pazarlara da bakmak gerekiyor elbette. Yunanistan bu yaz Türkiye’ye gelmeye niyetlenip gelemeyen turistlerle dolup taşmaktadır. İtalya, fiyat istikrarı ve talep konusunda Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar iyi durumdadır. Her iki ülke de hem turist sayısında ve hem gelir düzeyinde Türkiye’den çok daha iyi bir seviyede bulunuyorlar.

Sonuç olarak; Türkiye artık salgın tedbirlerini uygulama ve korunma konusunda düzeyini ve kalitesini bir an önce artırmalıdır. Hem tesisler ve hem de işletmelerimiz, fiyat politikalarını derhal gözden geçirmeli ve bir düzenlemeye gitmelidirler. Bu konuda Bakanlık ile koordineli olarak makul bir yol bulunmalıdır.

Tesislerimiz yeni, modern ve güzeldir. Burada verilen hizmetler gayet düzenlidir. Ama ne yazık ki yurdumuza tatil yapmak için gelenler, ederinden çok daha ucuz tatil yapıyor olmanın keyfini sürmektedirler.

Ve işte bu nedenle turizmden yeteri kadar para kazandığımız söylenemez. 2021 sezonu ile ilgili bilanço tahmininde bulunurken bütün bu faktörleri göz önüne almak gerektiğini belirtmek isterim.