Milli Eğitim Bakanlığı’na Işık cemaatine yakın isimler getiriliyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in, bazı kadrolara, Işık cemaatine yakın isimleri getirdiğini öne sürdü.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, “eğitimdeki tarikatlaşma” iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı’na 17 soru önergesi yöenltti. Ancak hiçbirine yanıt alamadı. Kaya, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in henüz TBMM’de yemin etmemiş olmasına rağmen, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yoluyla bakanlıktaki kadroları değiştirmeye başladığını, eski bakan Ziya Selçuk döneminde yapılmayan bazı atamaların da bu süreçte yapıldığını söyledi. Yeni bakanın, bazı kadrolara, Işık cemaatine yakın isimleri getirdiğini öne süren Kaya, bakanlıkta farklı tarikatlar arasında alan kapma savaşları yaşandığını savunurken “İnşaat ve yapı işlerine bir tarikat, insan kaynaklarına bir tarikat, yurt dışı eğitim daire başkanlığına başka bir tarikat bakıyor” dedi. T24’ten Gökçer Tahincioğlu’na konuşan Kaya, yanıtsız kalan soru önergelerini, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra eğitim alanında yaşananları ve AKP’nin eğitimdeki 19 yıllık karnesini anlattı. “Cumhuriyetle hesaplaşma çabası içinde olan AKP’nin bundan dolayı da özellikle eğitim alanına yoğunlaştığını” savunan Kaya, şunları söyledi:

“Cumhuriyetin temeli eğitimle adıldı. Cumhuriyetle hesaplaşmayı önüne koyan AKP de bunu biliyor ve özellikle bu alana yoğunlaşıyor. Milli Eğitim Bakanı’nın sürekli değiştirilmesinin sebebi de bu. AKP bu hedefine ulaşabilmek için de toplumda kabul görecek ılımlı isimleri de daha önce bakan yaptı. Bakanların isimlerine bakarsanız, Nabi Avcı, Ziya Selçuk gibi toplumun daha ılımla kesimlerine, sosyal demokratlara şirin görünebilecek isimleri seçti. Eğitim dünyası, bu isimleri çok iyi bir bakan gelmiş gibi algıladı ancak kimse şunu hesap etmedi. Tepede Erdoğan’ın ideolojik hesapları vardı.

Erdoğan, eğitimde aşağıdan yukarıya bir değişimi önüne koydu. Bunun için sübyan mekteplerini devreye soktu. İmam-hatiplerin yaygın biçimde açılmasını sağladı. 2013 yılına kadar da cemaatle, onun kadrolarıyla Türkçe Olimpiyatları üzerinden uluslararası eğitim kurumları açtı. ‘Abiler, ablalar’ yoluyla yetiştirilen öğretmenler, sınavlarda çalınan sorularla yetişen kadrolarla, il ve ilçe yönetimlerinde değişiklikler yapmak istedi.”

“TOPLUMDA ÖRTÜLÜ DİRENÇ OLUŞTU”

“Ancak buna karşı toplumda örtülü bir direnç oluştu. Bu değişimin önündeki en büyük engel veli ve öğretmenler oldu. Nedeni de Atatürk’ün attığı tohumdu. Benim ‘Anadolu Müslümanlığı’ diye tabir ettiğim bir kavram var. Anadolu insanı, hem ibadetine bağlı kaldı, hem de eğitim devrimlerine ve cumhuriyet devrimlerine hiçbir zaman karşı olmadı. Anadolu insanı, çocuğunun dini eğitim almasını istedi ama doktor, mühendis olmasını da istedi. AKP’nin değişim çabasına örtülü direnç de bu yüzden oluştu. AKP’ye oy verdi ama eğitimde bildiğini yaptı. Kırşehir’den bir akrabamız örneğin; beş kız çocuğu var, köyü terk etti, şehre yerleşti. Beş kızını da okuttu. Ama zihniyet olarak AKP’li. Çocuklarının okumadan evlendirilmesi gündeme getirildiğinde yakın akrabalarının tamamıyla küstü. Çocuklarını okutmak istedi.”

“Mülteci kolejleri için neden İzmir seçildi, neden 10 bin kontenjan açıldı?”

Kaya, Gülen cemaati ile yollarını ayıran iktidarın, özellikle 15 Temmuz sonrasında model değiştirdiğini ifade ederken, “Erdoğan, ‘eğitim ve kültür alanında başarılı olamadık’ dedi. Bunu söyledikten sonra yukarıdan aşağıya müdahale sürecini başlattı. Vakıf üniversiteleri kurdu sorunu çözemedi, her ile üniversite açtı yine çözemedi. Şimdi de Boğaziçi, ODTÜ gibi üniversitelerin yapılanmasına müdahale etmeye başladı. AKP kadrolarını buraya göndermesinin nedeni de yukarıdan aşağıya bir dönüşümü gerçekleştirme hedefi. Aşağıdan yukarıya olmadı. Şimdi tersini deniyor” görüşünü dile getirdi.

Kaya, bu amaçla planlı, plansız çok sayıda adım atıldığını ve Türkiye’nin dört yanında garip gelişmeler yaşandığını belirterek, şu örnekleri verdi: “9 Eylül Üniversitesi’nin rektörü Nükhet Hotar AKP’li. 21 bin 340 öğrenci kontenjanı var toplam. Ama yabancı uyruklu öğrenciler için 10 binin üzerinde kontenjan açtılar. İzmir’de ayrıca AB ile ortak proje yaparak sadece mülteci çocukların eğitimi için kolejler açıyorlar. Oysa mülteci yoğunluğu başka kentlerde. Ama bu çocukları İzmir’e alıyor. Çocukların anne babalarıyla birlikte 60 bin kişi yapıyor. Bu kadar nüfusu bir kente taşıdığınızda demografik yapıyı alt üst edersiniz. Hatay’a, Kilis’e yapsa anlayacağız. İzmir’e götürmenin amacı ne?”

“BAKAN YEMİN ETMEDİ AMA IŞIK CEMAATİ KADROLARI BAKANLIĞA YERLEŞTİRİLİYOR”

“Milli Eğitim Bakanı’nın şu anki durumu da ilginçtir. Bakan daha Meclis’te yemin edemedi ama göreve başladı. Sistem o kadar ucube ki; yemin etmemiş bakan şu anda genel müdürleri, daire başkanlarını değiştiriyor. Kendi imza attığında döneceğini biliyor, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bunu yapıyor. Ankara, İzmir İl Milli Eğitim müdürlerini değiştiriyor. Bakanlık içerisinde genel müdürlerden başladı, daire başkanlarına kadar Işık cemaatinin kadrolarını yerleştiriyor.

Ziya Selçuk döneminde İnsan Kaynakları Genel Müdürü yapmak istedikleri kişi Erdoğan’ın köylüsü. Selçuk bu kişiyi atamadı. Mahmut Özer geldi, geldiğinin ikinci günü bu kişiyi genel müdür yaptı. Aslında bu kişi eğitim camiasından yetişmiş bir isim. Yeni bakan, bu ismi atayarak istenileni yaptı ama diğer kadrolara da kendi istediklerini atadı. Ancak artık kendi kadrolarına dahi tahammül edemiyor.

Bakanlıkta FETÖ yapılanması hâlâ çözülmedi. Bakanlıkta, FETÖ soruşturmasından açığa alınan, ihraç edilen yönetici yok ama 50 bin öğretmen ihraç edildi. Öğretmen ihraç edilirken üst düzey yöneticilerin hiçbirine dokunulmadı. Şimdi bu görevden almaların, dokunmaların sebebi FETÖ’ye dokunmak için mi yoksa kendi cemaatine yer açmak için mi? Ben ikincisi olduğunu düşünüyorum.”