Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Yanmayan ne kaldı ki?

Ormanlarımız yandı, yeşil yandı. Mavi ile yeşilin karşılıklı aşkı bitti, mavi denizlerimiz artık kapkara dağlara bakıp çırpınıyor. Turizm yandı, turist gitti, ekonomi yandı. Sadece tepeden gelen, bilimdışı talimatlarla yönetilemeyip yanmaya bırakılan ekonomi bir kez daha yandı. Bu yangın çoktandır mutfakta yanıyor. Enflasyon ateşi çoktandır fakir fukarayı yaktı bitirdi. Mutfakta hiç sönmeyen bir yangın devam diyor. Şimdi sormaz mı insan kendi kendine: vizyoner düşünüp, yangınlara karşı mücadele bir sisteme bağlansaydı, önleyici önlemler aylar ve yıllar öncesinden alınsa, bizimde 30- 40 adet yangın söndürme uçağımız olsa; bunların başında eğitimli, yetenekli, birikimli ve hazır kuvvet insanlarımız olsa idi sonuç bu mu olurdu? Kahramanca yangın söndürme uğraşı veren insanlarımıza en baştan yeterli uçak desteği sağlansa, Toros dağları ile Cennet Muğla koyları hepsi birden Milet ve Çine’ye kadar yanar mıydı? Bu yangının bu boyuta gelmesinin arkasında cehalet, vurdum duymazlık, sistemsizlik ve tek adam yönetiminde talimat almadan inisiyatif kullanma becerisi olmayan kadrolar yer alıyor.

Ülkemizi yakan yangın sadece ormanları ve mutfağı tutuşturmadı. Aynı zamanda tahrip edilen eğitim sistemi ile gençliğimiz ve ülkemizin geleceği yanıyor, yok oluyor, eriyor. Siyasi İslam uğruna, ideolojik saplantılar ve iflah olmaz bağnazlık ve kör inanç uğruna ülke ve gençlik bilimden uzaklaştırılıyor. Üniversiteler iktidarın cehalet severleri konumuna taşınmak isteniyor. Cehalet övülüyor. Bağnazlık prim yapıyor. Uygarlık yapay zeka ve akıllı makinalar çağında at koştururken, bizim gençliğimiz bilimden uzaklaştırılıyor. Biat kültürüne yönlendiriliyor. Sonuçta Mustafa Kemal’in çağdaş uygarlık rotasındaki ülkesi, köhne Orta Doğu ülkelerinin safında yer alsın isteniyor. Yanan ağaç seneye yine yeşerebilir. Ancak zihni bağnazlık ve cehalet kültürü ile dolan gençler bir ömür boyu bu ülkeyi ve geleceğimizi yakmaya devam edecek. İşte asıl yangının kalıcı etkisi ile burada yanıyor. Bu nedenle Milli eğitim artık milli olmaktan çıkarılıp; tarikatların ve bağnaz imam hatiplilerin yönetiminde yangın yerine sürükleniyor. Kısacası toplumun geleceği yangın yerine dönüştürülüyor.

Eğitim yangın yerine dönüştürülürken, unutmayalım Türk Demokrasisi de yangın yerine dönüştü. Muhaliflere yönelik ölçüsüz baskı ve terör; toplumsal kutuplaşma toplumu yangın yerine dönüştürdü. Devlet kurumları ve parlamenter sistem, cehaletin siyasi yangınında yok edildi. Kurumlar devre dışı bırakıldı. Şimdi devlette karar vermesi gerekenler, artık karar vermiyor; tek kişiden talimat bekliyor. Yani devletin kurumları devre dışı kalmış ya da yanmış, yıkılmış yok edilmiş.

Bu ortamda yanıp yok olan sadece ormanlar, gençler ve devlet kurumları da değil. Bunlar yanında toplumsal değerler, iyi ahlak, yalan söylememek, çalmamak ve hatta kutsal din ciddi erezyona uğratıldı. Siyaset; rant, rüşvet ve mafya ile kol kola anılır oldu. Kutsal din cahil tarikat şeyhlerinin elinde, keyfi yorumlarla, din olmaktan çıkarılmakla yangın yerine dönüyor.

Diğer yandan terör ülkeyi 40 yıldır yangın yerine dönüştürmüştü zaten. Şimdi terör odaklı sosyal yangınların alanı daha da genişliyor. Göçmen sorunu başlı başına başka bir yangın odağı. Suriye ve oradaki ABD destekli yeni oluşum yeni bir yangın odağı. Afgan göçmenleri sorunu yeni bir yangın odağı. Kısacası nereye bakarsanız her yer yangın yeri. Yangıları söndürmek akıl ve bilimin ışığında önleyici önlem ve sistemler geliştirilerek sağlanır. Mevcut iktidarın, mevcut yaklaşım ve zihniyet yapısı ile yaşanan yangın odaklarını söndüremeyeceği görüldü. Zira bir kısmı, örneğin demokrasi ve parlamenter sistem yetine tek adam yönetimi, iktidarın zihniyet yapısından zuhur etti. Bu nedenle köklü önlemler ve rota değişimleri, hatta bir iktidar değişimi olmadan bu kadar yangın odağı önlenemez. Yaşananlara ne ülke dayanır ne de ülkenin ekonomisi. Kişiler yerine, hele de tek kişi yerine, bilimin ışığında ilke, kural, sistem, hukuk devleti ve etik değerlere dayalı yapılanma, zihniyet değişimi ve kurumlaşmalar olmadan bu yangınların önü alınamaz. Akıl ve bilim herkesin rehberi olsun.