“Milli Eğitim’i, Dini Eğitim’e dönüştürme” sürecinde, “okuyan” gençlerimiz de yanıyor

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Lise ve dengi teknik ve meslek okullarındaki “öğretim” yangınını “YSK sınavı” bir defa daha ortaya koydu… Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) da ortaya acı bir tablo çıktı… İşte acı gerçekler… Sınavın ilk oturumuna giren adayların yüzde 32’si barajın altında kaldı, 40 soruluk matematik testindeki doğru yanıt ortalaması yüzde 5 oldu. Adayların yüzde 32’si ilk oturumda barajın geçemeyerek tercihte bulunma ya da ikinci oturuma girme hakkını elde edemedi. Daha da acısı, Adayların yüzde 32’si ilk oturumda barajın geçemedi ve tercihte bulunma, ikinci oturuma girme hakkını kazanamadı.

YKS’nin üniversite tercihlerinde belirleyiciliği sağlayan Alan Yeterlilik Testi’nde de barajı geçme oranlarının düşüklüğü devam etti. Sayısal puan türünde öğrencilerin yüzde 38’i, Sözel puan türünde yüzde 40’ı, Eşit Ağırlık puan türünde ise yüzde 52’si barajı geçemedi. AYT’de barajı geçme oranlarının 2020 YKS’ye göre 2021 YKS’de belirgin bir biçimde düştüğü görüldü. YKS baraj puanı ile ilgili alınan karar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından sosyal medya hesabından duyuruldu. 2021 yılına mahsus olmak üzere baraj puanının TYT’de 140, AYT ve YDT’de 170 olarak uygulanacağı açıklandı.

Rakam rakam gerçekler…

BirGün Gazetesi’nde Mustafa Bildircin’in haberine göre, 26-27 Haziran tarihlerinde Temel Yeterlilik Testleri ve Alan Yeterlilik Testleri olmak üzere iki farklı oturumda gerçekleştirilen sınavda öğrenciler, hemen her testte başarısız oldu. Öğrencilerin büyük bölümü Türkçe, Sosyal Bilimler, Temel Matematik ve Fen Bilimleri alanlarında gerçekleştirilen AYT testlerinin tamamında soruların yarısına dahi doğru yanıt veremedi.

ÖSYM’nin açıkladığı rapora göre, ilk oturumdaki 40 soruluk Türkçe testinde adayların net ortalaması 18 oldu. Adayların 20 soruluk Sosyal Bilimler testindeki net ortalaması 8’de kalırken Matematik testinden büyük başarısızlık çıktı. 40 soruluk Temel Matematik testinin net ortalaması 5 olurken 20 soruluk Fen Bilimleri testinden adaylar 3 net çıkarabildi. Benzer bir tablo, sınavın ikinci oturumu olan AYT’de de yaşandı. Türk Dili ve Edebiyatı testindeki 24 sorunun net ortalaması 6, 10 soruluk Tarih testindeki net ortalaması 2, 40 soruluk Matematik testindeki net ortalaması ise 5,2 olarak kaydedildi. Adayların, 13 sorunun yer aldığı Kimya ve Biyoloji testlerindeki net ortalaması ise sırasıyla 1,4 ve 1,8 olarak gerçekleşti.

Düşüş sürüyor…

YKS 2020’ye göre YKS 2021’de daha az aday barajı geçebildi. Buna göre, 2020 yılına göre 2021 yılında 160 bin daha fazla öğrenci ile gerçekleştirilen TYT oturumunda 1 milyona yakın öğrenci barajı geçemedi. 2020 yılında TYT oturumu için sayıları 1 milyon 745 bin olan barajı geçen öğrenciler 2021’de 1 milyon 627 bin olarak kayıtlara geçti.

Geçen yıl ve bu yıl AYT’de barajı geçme oranları şöyle oldu:

Sayısal: 2020 yüzde 58,60 – 2021 yüzde 42,04

Sözel: 2020 yüzde 83,02 – 2021 60,09

Eşit Ağırlık: 2020 yüzde 73,26 – 2021 48.04

Kaç aday sıfır çekti?

Sistemdeki acı gerçekleri ortaya koyan bazı “rakamsal olarak” ortaya şöyle çıktı:

• TYT’de 23 bin 695 bin aday sıfır çekti.

• Sayısalda her 100 öğrenciden 44’ünün sayısal puanı, barajın altında kaldığı için hesaplanmadı.

• Sözel puan türünde adayların yüzde 66’sı barajı geçemedi.

• Eşit ağırlıkta barajı geçemeyen öğrencilerin oranı yüzde 64 oldu.

LGS’de durum

YKS sistemin iflas ettiğini gösteren tek sınav olmadı, acı tablo Liselere Geçiş Sistemi’nde (LGS) de ortaya çıktı. Pandemi sebebi ile yüz yüze eğitimden uzak kalan öğrenciler LGS’de yabancı dil hariç bütün testlerde geçen yıllara oranla kötü sonuçlar aldı. Matematikte doğru ortalaması 20 soruda 4,2 oldu. Doğru cevap sayısı ortalamasının en yüksek olduğu alan olan Türkçede bile doğru cevap sayısı ortalaması 10’u geçmedi. 20 soruluk Türkçe testinin doğru cevap sayısı ortalaması 9,41 ile ifade edildi. LGS’de Matematik ve Türkçe’nin ardından 20 soru sorulan bir diğer alan olan Fen Bilimleri’nin doğru cevap sayısı ortalaması ise 8,04 olarak kaydedildi. KPSS 2020 Önlisans’ta da ilginç bir sonuç ortaya çıkmıştı.

Sınavda 33 bine yakın öğrenci sıfır çekerken en az 50 öğrencinin sınava katıldığı eğitim kurumları arasında Polis Akademisi birinci oldu. Bütün eğitim kurumları dikkate alındığında ise bugünlerde iktidarın hedefinde olan Boğaziçi Üniversitesi Polis Akademisi’ni geçebilen tek kurum oldu.

İşte yeni bakan…

Gece yarısı “tek imzalı atanan” yeni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer için ilk açıklamada “İmam Hatipli olduğundan” söz edilmedi. Akademik CV’sine ulaşabilenler 1988 Tokat İmam Hatip Mezunu olduğunu gördüler.

Türkiye Gazetesinin eski yazarı. FETÖ’den yargılanan Ali Demir’den sonra ÖSYM Başkanı oldu… Maarif Vakfı’nın da Başkan Vekili…

Prof. Dr. Mahmut Özer, merkezi Malezya’da bulunan İslam Dünyası Kalite Güvence Ajansları Birliği (Association of Quality Assurance Agencies of the Islamic World / AQAAIW)’nin de başkanı…

*******

19 YILDA 8 BAKAN…

Erkan Mumcu: 18/11/2002 – 14/03/2003

Hüseyin Çelik: 14/03/2003 – 01/05/2009

Nimet Baş: 01/05/2009 – 14/06/2011

Ömer Dinçer: 06/07/2011 – 24/01/2013

Nabi Avcı: 24/01/2013 – 24/05/2016

İsmet Yılmaz: 24/05/2016 – 10/07/2018

Ziya Selçuk: 10/07/2018 – 5/08/2021

Mahmut Özer 5 Ağustos 2021

********

YANMAYAN NE KALDI Kİ?”

Hüsnü Erkan(Prof. Dr) – Ormanlarımız yandı, yeşil yandı. Mavi ile yeşilin karşılıklı aşkı bitti, mavi denizlerimiz artık kapkara dağlara bakıp çırpınıyor. Turizm yandı, turist gitti, ekonomi yandı. Sadece tepeden gelen, bilimdışı talimatlarla yönetilemeyip yanmaya bırakılan ekonomi bir kez daha yandı. Bu yangın çoktandır mutfakta yanıyor. Enflasyon ateşi çoktandır fakir fukarayı yaktı bitirdi. Mutfakta hiç sönmeyen bir yangın devam diyor. Şimdi sormaz mı insan kendi kendine: vizyoner düşünüp, yangınlara karşı mücadele bir sisteme bağlansaydı, önleyici önlemler aylar ve yıllar öncesinden alınsa, bizimde 30- 40 adet yangın söndürme uçağımız olsa; bunların başında eğitimli, yetenekli, birikimli ve hazır kuvvet insanlarımız olsa idi sonuç bu mu olurdu? Kahramanca yangın söndürme uğraşı veren insanlarımıza en baştan yeterli uçak desteği sağlansa, Toros dağları ile Cennet Muğla koyları hepsi birden Milet ve Çine’ye kadar yanar mıydı? Bu yangının bu boyuta gelmesinin arkasında cehalet, vurdum duymazlık, sistemsizlik ve tek adam yönetiminde talimat almadan inisiyatif kullanma becerisi olmayan kadrolar yer alıyor.

Ülkemizi yakan yangın sadece ormanları ve mutfağı tutuşturmadı. Aynı zamanda tahrip edilen eğitim sistemi ile gençliğimiz ve ülkemizin geleceği yanıyor, yok oluyor, eriyor. Siyasi İslam uğruna, ideolojik saplantılar ve iflah olmaz bağnazlık ve kör inanç uğruna ülke ve gençlik bilimden uzaklaştırılıyor. Üniversiteler iktidarın cehalet severleri konumuna taşınmak isteniyor. Cehalet övülüyor. Bağnazlık prim yapıyor. Uygarlık yapay zeka ve akıllı makinalar çağında at koştururken, bizim gençliğimiz bilimden uzaklaştırılıyor. Biat kültürüne yönlendiriliyor. Sonuçta Mustafa Kemal’in çağdaş uygarlık rotasındaki ülkesi, köhne Orta Doğu ülkelerinin safında yer alsın isteniyor. Yanan ağaç seneye yine yeşerebilir. Ancak zihni bağnazlık ve cehalet kültürü ile dolan gençler bir ömür boyu bu ülkeyi ve geleceğimizi yakmaya devam edecek. İşte asıl yangının kalıcı etkisi ile burada yanıyor. Bu nedenle Milli eğitim artık milli olmaktan çıkarılıp; tarikatların ve bağnaz imam hatiplilerin yönetiminde yangın yerine sürükleniyor. Kısacası toplumun geleceği yangın yerine dönüştürülüyor.

Eğitim yangın yerine dönüştürülürken, unutmayalım Türk Demokrasisi de yangın yerine dönüştü. Muhaliflere yönelik ölçüsüz baskı ve terör; toplumsal kutuplaşma toplumu yangın yerine dönüştürdü. Devlet kurumları ve parlamenter sistem, cehaletin siyasi yangınında yok edildi. Kurumlar devre dışı bırakıldı. Şimdi devlette karar vermesi gerekenler, artık karar vermiyor; tek kişiden talimat bekliyor. Yani devletin kurumları devre dışı kalmış ya da yanmış, yıkılmış yok edilmiş.

Bu ortamda yanıp yok olan sadece ormanlar, gençler ve devlet kurumları da değil. Bunlar yanında toplumsal değerler, iyi ahlak, yalan söylememek, çalmamak ve hatta kutsal din ciddi erezyona uğratıldı. Siyaset; rant, rüşvet ve mafya ile kol kola anılır oldu. Kutsal din cahil tarikat şeyhlerinin elinde, keyfi yorumlarla, din olmaktan çıkarılmakla yangın yerine dönüyor.

Diğer yandan terör ülkeyi 40 yıldır yangın yerine dönüştürmüştü zaten. Şimdi terör odaklı sosyal yangınların alanı daha da genişliyor. Göçmen sorunu başlı başına başka bir yangın odağı. Suriye ve oradaki ABD destekli yeni oluşum yeni bir yangın odağı. Afgan göçmenleri sorunu yeni bir yangın odağı. Kısacası nereye bakarsanız her yer yangın yeri. Yangıları söndürmek akıl ve bilimin ışığında önleyici önlem ve sistemler geliştirilerek sağlanır. Mevcut iktidarın, mevcut yaklaşım ve zihniyet yapısı ile yaşanan yangın odaklarını söndüremeyeceği görüldü. Zira bir kısmı, örneğin demokrasi ve parlamenter sistem yetine tek adam yönetimi, iktidarın zihniyet yapısından zuhur etti. Bu nedenle köklü önlemler ve rota değişimleri, hatta bir iktidar değişimi olmadan bu kadar yangın odağı önlenemez. Yaşananlara ne ülke dayanır ne de ülkenin ekonomisi. Kişiler yerine, hele de tek kişi yerine, bilimin ışığında ilke, kural, sistem, hukuk devleti ve etik değerlere dayalı yapılanma, zihniyet değişimi ve kurumlaşmalar olmadan bu yangınların önü alınamaz. Akıl ve bilim herkesin rehberi olsun.

*********

EĞİTİMDEKİ YANGINISÖNDÜRMEK KOLAY OLMAYACAK!”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar) – Memleket tam anlamıyla yangın yerine döndü! Ormanlar yanıyor, mutfak yanıyor, ekonomi yanıyor, eğitim yanıyor, sistem yanıyor!.. Kısacası, tam anlamıyla gidişatın fren balataları yandı!.. Yanık kokusu da hemen her yanı sardı!..

Yangının ortalığı kapladığı bütün bu alanlar içinde, eğitimin apayrı bir yeri ve önemi var. Eğitim, geleceğin şekillenmesinde ve belirlenmesinde belirleyici rol oynuyor. ‘Gençlik gelecek, gelecek gençlik’ belgisi, bu yaklaşımın en özlü ifadesini oluşturuyor.

Gençlerimiz ve çocuklarımız, ülkemizin geleceği demek. Onların en iyi şekilde yetiştirilmesi, geleceğe yönelik en anlamlı ve önemli yatırım olacak. Peki, bu alanda gerekenler yapılıyor mu? Yapılmadığı, yapılamadığı, tam tersine eğitimde çok gerilere düştüğümüz; eğitimin hemen her alanındaki uluslararası ölçümlerde ve ulusal/evrensel değerlendirmelerde, ortaya çıkıyor.

Siyasal iktidarın en başarısız olduğu alan eğitim… Peki, bu duruma nasıl gelindi? Eğitim bakanları sıkça değişiyor, her bakan değişiminde de eğitim sistemi altüst ediliyor! Eğitim, tam anlamıyla ‘yaz-boz tahtası’na döndü! Öğrenciler ve aileleri, sistem ve sınav düzeni değişimlerini artık izleyemez hale geldiler.

Eğitimde yaşanan gerçekliğin bir başka önemli boyutu, çağdaş ve demokratik eğitim anlayışından uzaklaşılmasıdır. Siyasal İslamcı anlayışın tercihleri doğrultusunda, farklı bir eğitim düzeni ve sistemi oluşturulmaktadır. Çağdaş Cumhuriyet değerlerinden ve eğitimin evrensel demokratik ilkelerinden uzaklaşılmaktadır. Böylesi bir yaklaşımla, ne eğitsel başarı elde edilebilir, ne de çağdaş uygarlık yakalanabilir!.. Aslında,ülkeyi yöneten siyasal anlayışın böyle bir hedefi de yoktur!.. Eğitim alanı, tarikatların/cemaatlerin yönlendirdiği vakıfların ve derneklerin egemenliğine bırakılmıştır.

Bakan değişimiyle sonuç alınması mümkün değildir, Büyük olasılıkla, gelen gideni aratacaktır. Eğitimimiz daha da gerici ve tutucu hale gelecektir. Öncelikle, ülkenin egemen siyaset anlayışının değişmesi gerekmektedir. Öylesi bir durumda bile, eğitimin iyileştirilmesi, tepeden tırnağa yeniden yapılandırılması, çağdaş ve demokratik eğitim düzenine geçilmesi kolay olmayacaktır. Bunun için, muhalefetin şimdiden hazırlanması, eğitimle ilgili çağdaş/demokratik/özgün/somut çözüm projelerini ve uygulamalarını hazırlaması gerekiyor. Sözün özü, eğitimdeki yangını söndürmek hiç de kolay olmayacak!..