Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“Ey Türk, Titre ve Kendine Dön”

Talihsiz tabiat olaylarıyla boğuşuyoruz. Orman yangınları, sel felaketleri, can ve mal kayıpları derken oluşmakta olan istemsiz göç, süregelen COVID-19 krizi, bizi ister istemez dar bir cenderenin içine hapsediyor.

İçerde bu olumsuzlukları yaşarken dışımızda da içimizi karartan şeamet haberleri gelmeye devam ediyor.

Batının insan aklıyla alay edercesine çizdiği senaryolar birer birer iflas ve fiyasko ile son bulurken Doğu’nun akıl ve vicdan tanımaz davranışları bizi her gün biraz daha açmazlara, umutsuzluklara sevk ediyor.

İnsanoğlunun kısa ömründe görebileceği her türlü kötülüğü görmesini, yaşayabileceği her türlü çirkinliği yaşamasını sağlayan bu atmosfere tahammül her gün biraz daha zorlaşıyor.

Kederliyim.

Afganistan’da yaşananları izledikçe, insanlık adına kederimi tarif edecek kelime bulmakta zorlanıyorum! Ve bir türlü anlam veremiyorum.

Amerika niye gitti bu ülkeye?

Amerika’nın bu kaçıncı gafleti?

İran’da Şah’ı, Filipinler’de Marcos’u, Mısır’da Mübarek’i devirip demokrasi getirme macerasının yıkıntılarına şimdi de Afganistan harabesini ekledi. Şah’ı, Marcos’u, Mübarek’i, Afganistan’daki yolsuzluk rejimini tasvip ettiğimden değil, devirdikten sonrasını şekillendiremediğinden yaptıklarına bir anlam veremiyorum.

Daha önceleri Vietnam’da, Kamboçya’da da benzeri hataları yapmıştı!

Başıboş ve nereye savrulacağı belli olmayan bir Afganistan!

Son eseri…

Hangi akla hizmet ederek, buraları karıştırdıktan sonra geri çekilme kararıyla, onları içine düştükleri insanlık dışı bir dramla iç içe bıraktılar!

Bu batının ahmak davranışının akıllara durgunluk veren bir sorumsuzluğudur. Ama bu sorumsuzluk kan getirmiştir, açlık ve sefalet oluşturmuştur. En acısı despot rejimlerin varlığına meşruiyet sağlamıştır.

Bugün bu ülkelerin insanları gelecekleri belirsiz bir karanlığın kapısında ağlaşmaktadır.

Onların feryadını batı duymamakta, anlamamakta daha kötüsü de, şartları daha ne kadar kötüleştirebiliriz dercesine davranışlar sergileyen tavrını sürdürmektedir.

Batının doğuya ve Kuzey Afrika’ya bakışındaki anlayışsızlık ve çapsızlığın faturası onların yanı sıra bize de çıkacağa benziyor.

Zira kaos ve itiş kakış ortamı her geçen gün benim ülkeme de sirayet etmeye başladı.

İnsanlar mülteci, sığınmacı görmekten rahatsız olmaya başladı. Önceleri hoşgörü ile karşılananlar, bugün istenmeyen olaylarla karşı karşıya gelmeye başladılar. Zira onlar, geçici statüden kopup, kalıcı statüye geçmeyi tercih edince istenmeyen davranışlar kendiliğinden ortaya çıkmaya başladı.

Türkiye zor günlerin arifesindedir.

Tabiat olayları ile sarsıldık.

Ama istemsiz göçün acısı tabiat olaylarından daha sarsıcı, daha yok edici bir atmosfere bizi taşıyacağa benzemektedir.

Bu arada Afganistan’da bulunan askerlerimizin, burunları kanamadan sağ salim yurda dönmeleri konusunda bir an evvel bir şeyler yapmamızın da gerekliliğine inanıyorum.

Zira batının anlamamaktaki ısrarcılığı, vurdumduymazlığı, doğunun perişanlığı ve acımasızlığının faturası bize kesileceğe benzemektedir.

Bugünlerde; Orhun Anıtları’ndaki Bilge Kağan’ın nasihatine ihtiyacımız olduğuna inanıyorum: “Ey Türk, titre ve kendine dön.”