Sedat Peker, yeni tweetlerle sarsıcı iddialarda bulundu

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, uzun bir aradan sonra yeni iddialarla gündeme geldi. Peker, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Üyesi Burhan Kuzu’nun uyuşturucu ve cinayetten yargılanan İranlı iş adamı Zindaşti ve Orhan Ünğan ile ilişkilerini yazdı. Ümitcan Uygun’un İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun devreye girmesiyle serbest kaldığını ileri sürdü.

Türkiye’de hakkında yakalama kararı bulunan Peker, sosyal medyada yaptığı 50 tweetlik paylaşımla AKP’li Burhan Kuzu dosyasını açtı. 1 Kasım 2020’de coronavirüs tedavisi gördüğü sırada hayatını kaybeden Burhan Kuzu’nun devreye girmesiyle İranlı uyuşturucu baronu Naci Zindaşti’nin hakkında açılan bir cinayet davasında serbest bırakıldığını öne sürdü. Sedat Peker, Burhan Kuzu’ya ‘başka kadınlarla birlikte görüntüleri olduğu’ gerekçesiyle şantaj yapıldığını iddia etti.

Peker’in iddialarına göre, ‘dünyanın en büyük uyuşturucu baronlarından biri olarak bilinen ‘Zindaşti, ölen kızının intikamını almak için Orhan Üngan’ın kardeşi İlhan Üngan’ı ve avukatı Kudbettin Kaya’yı öldürttü. Uyuşturucu kaçakçısı ve cinayetten yargılanan Zindaşti’yi tahliye ettiren Burhan Kuzu’nun daha sonra Zindaşti’nin hasmı olan Orhan Ünğan adına çalıştığını ileri süren Sedat Peker, Kuzu’nun bazı isimlerin devlet bankalarından kredi alması için aracı olduğunu da söyledi. Peker’in gündeme getirdiği bir diğer önemli iddia ise Kuzu’nun Adli Tıp Raporu almak için de devreye girdiğini söylemesi.

Peker ayrıca İran uyruklu Zindaşti’nin Türk vatandaşlığı alabilmesi için de Kuzu’nun yetkililerle görüştüğünü savundu.

Sedat Peker’in Burhan Kuzu’ya ilişkin mesajları şöyle:

-Sosyal medyada bana hakaret eden bir şahsın dayak yeme görüntüleri internette yayınlanınca Ankara’da avukatlık yapan Fidel Okan ismindeki bir kişi bu konuyla ilgili çok yayın yapmıştı. Daha sonra emniyet müdürlüğü bu kişiyi dövenlerle ilgili bir operasyon yaptı.

-Emniyet içinden el altından aldığım bilgilere göre Kuzu’nun emniyeti arama neticesinde bu operasyonun yapıldığını öğrendim. Bir yakınımı Kuzu’nun yanına yollayıp şahsıma haksızlık yapıldığını söylediğimde Fidel Okan isimli avukatın öğrencisi olduğunu, bu avukatın kendisine gelerek bu konuyu anlattığını, emniyet müdürlüğünü bu sebeple aradığını söyleyerek “Madem ki bana yanlış bilgi verildi, ben bu konuyu düzelteceğim” diyerek benim lehime olacak şekilde tekrardan emniyet müdürlüğünü arayarak benimle ilgili olumlu şeyler söyledi.

Roya Abidini’ye koruma sağlamamı istedi

Bunun hemen akabinde de İstanbul’da CVK Bosphorus Otelde kendisiyle buluşarak yüz yüze tanıştık Sonraki görüşmelerimizin birinde İran eski Cumhurbaşkanı Haşimi Ravsancani’nin akrabası olduğunu söylediği Roya Abidini isimli bir bayanın İskenderun serbest limanında kayıt dışı çok yüksek miktarda nakit parasının olduğunu, bu parayı limandan çıkarmanın bir sorunu olmadığını (nakit para konteynerde eşya olarak görünüyordu), sonrasında bu bayana koruma sağlamamız yönünde ricada bulundu. Bu bayanla kendisini Aliye Uzun isimli bayanın tanıştırdığını söyledi. Ben de kendisine “Para eşya olarak görülse de bir gün mutlaka bu ortaya çıkar. Amerika Devleti’yle sıkıntı yaşarız, bu konuya dahil olmamak gerekir” dedim.

-Aynı sistemle Mersin limanının serbest bölgesine de paraların geldiğini bildiğimi ancak Amerikan federal rezervinin bu paraları takip ettiğini, bu yüzden dahil olmak istemediğimi söyledim. Kendisine de bu olaya dahil olmaması yönünde tavsiyede bulundum.

Aliye Uzun, tanıştırdı

Aliye Uzun İran asıllı Zindaşti’yle Burhan Kuzu’yu tanıştıran kişidir. Bu üçünün aynı karede olduğu resim basına yansıyınca çok büyük spekülasyonlar olmuştu.

-Bu resmin çekildiği buluşmada yapılan görüşmede ‘Zindaştiye Türk vatandaşlığını alabilir miyiz?’ konuşuldu. (Burhan Kuzunun devlet görevlileriyle bu konuyla ilgili yaptığı görüşmelerde bu şahsın tüm dünyada tanınan uyuşturucu baronu olması dolayısıyla mümkün olamayacağı söylendi)

Zindaşti için Kuzu devreye girdi

Zindaşti kızının intikamını almak için Orhan Üngan’ın kardeşi İlhan Üngan’ı ve avukatı Kudbettin Kaya’yı öldürttü. Zindaşti polisin operasyonuyla yakalanıp gözaltına alınarak tutuklandı. Burhan Kuzu’nun devreye girmesiyle henüz davası bile açılmamışken bir gece nöbetçi mahkemenin kararıyla ani olarak serbest bırakıldı (Sırra kadem bastı ve bir daha bulunamadı). Gazeteci Sayın Fatih Altaylı ve gazeteci Sayın İsmail Saymaz’ın yaptıkları ısrarlı haberlerin neticesinde tüm Türkiye bu olayın Burhan Kuzu’nun talimatıyla olduğunu öğrendi (Zindaşti’yi tahliye eden nöbetçi hakim bunu ifadelerinde açıkça söyledi). Orhan Üngan, Burhan Kuzu’nun kendisi hakkında yaptığı çalışmalar neticesinde bu süre zarfında cezaevindeydi. Ancak cezaevinde boş durmayarak kendisinin tutuklanmasını Burhan Kuzu’nun sağladığı yönünde birçok bilgi, belge toplayarak yargılandığı mahkemeye sunup tahliye olmayı başardı ve bunun akabinde de Burhan Kuzu’ya Bakırköy Adliyesinde dava açtı. Bu gelişmeleri basının daha doğrusu Fatih Altaylı’yla İsmail Saymaz’ın devamlı haber yapması üzerine Burhan Hoca benimle irtibat kurdu. Ben bir arkadaşımla bir akrabamı arayarak Orhan Üngan isimli kişiyle irtibat kurmalarını ancak mümkün olduğunca benim adımı geçirmeyerek hem Burhan Kuzu’nun hayatına karşı bir düşmanlık beslememesi yönünde hem de Burhan Hoca’nın aleyhinde açtığı davaları geri çekmesi yönünde ricada bulunun dedim.

Orhan Üngan haksızlığa uğradığına inandığı için ilkin olumsuz yaklaşsa da sonra Burhan Kuzu’nun aleyhine Bakırköy Adliyesinde açmış olduğu davayı geri çekti. Ancak rahmetli Burhan Hoca bu sefer de Orhan Üngan’la dost olarak onun ricalarını yerine getirmeye başladı (Bu işler böyledir, bir kere suçun parçası oldun mu ve bunun gelirinin tadına vardın mı dışına çıkamazsın.)

Bolu Başsavcısı’yla görüştü

Orhan Üngan’ın Bolu Adliyesindeki bir davasını kapatmak için Burhan Hoca Bolu Başsavcısıyla görüşmeye gitti. 2020 senesinin temmuz veya ağustos ayında bu görüşme gerçekleşti. Ancak Burhan Kuzu kasım ayında vefat ettiği için bu dosyayı neticeye vardıramamış, dosyanın düşümünü sağlayamamıştır. Fakat dedim ya, bir kere suç dünyasına girdin mi bundan çıkış artık yoktur. Orhan Üngan bu sefer de kardeşini öldüren katillerden biri ve Zindaşti’nin avukatına kırmızı bülten kararı çıkarmak için 2020 senesinin yine temmuz ağustos aylarında Burhan Kuzu’nun Interpol daire başkanıyla görüşmesini istemişti. Burhan Hoca daha önce dostluk yaptığı Zindaşti’nin düşmanı olan …

-…Orhan Ungan’ın her istediğini yerine getirmeye başlamıştır. Interpol daire başkanının randevu defterine bakıldığında ve de Burhan Hoca’nın HTS kayıtları incelendiğinde dediklerimin doğruluğu kanıtlanacaktır. Şahsımı suçlamak için Habertürk’te tartışma programına…

-…katılan süslü sülü “Ben kudretli bir İçişleri Bakanıyım” diyordu (böylelikle kibire kapılıp en büyük günahlardan birini işledi). İşin en komik yanı ise şu ana kadar anlattıklarım ve bundan sonra anlatacaklarımın tamamından haberdar olan doncu süleymanın Ak Parti’de…

-kabul görebilmek için Burhan Kuzu’nun desteğini alabilmek adına bu olaylara olur vermesiydi. Öyle ya, kendisi Tayyip Bey’den sonra Cumhurbaşkanı olacaktı. süslü süleymanın deyimiyle Kendimi halka sevdirdim, devlet bürokrasisine kendimi kabul ettirdim ancak bir türlü…

-…Ak Parti’ye kendimi kabul ettiremedim olgusunu değiştirmek için Burhan Kuzu’nun başrolünü oynadığı tüm bu suçlara ve anlatacağım diğer suçlara sessiz kaldı. Burhan Hoca’nın çilesi ne yazık ki bu yaşadıklarıyla sınırlı olmayacaktı ve ne yazık ki çok daha kötü bir kaosun…

Şantaj yapıldı

-daha parçası oldu. Bir gün Abbas Güçlü’nün tartışma programına çıktığında orada bir genç ile tanışır. Sosyal medyasının yönetilmesiyle ilgili bu kişiden yardım alır. Aralarındaki dostluk ilişkisi çoğalınca bu şahsı özel işlerinde de görevlendirir.

-Ancak bu şahıs biraz cin fikirli birisi olduğu için Burhan Hoca’ya “Oda TV sizin bazı kadınlarla ilişkileriniz konusunda haber yapacak, bana şu kadar para verirseniz ben de onlara vererek bunu engelleyebilirim.” diyerek Burhan Hoca’dan para sızdırmaya başlar.

-Burhan Hoca da başka bir gruba gidip bu şahsı Ankara’da evinin önünde biraz korkutarak para söğüşleme işinden kurtulur. Ancak o grubun arkadaşı olan başka bir grup devreye girerek, Hoca’yı da biraz korkutarak isteklerini sıralamaya başlar. Öncelikle bir yakınlarının…

Yardıma karşın kredi istediler

-Ziraat Bankası’nda bir kredi konusu olduğunu ancak bankanın bazı bahaneler sürerek krediyi vermediğini söyleyip Burhan Hoca’dan devreye girmesini isterler. Burhan Hoca devreye girer (ses kaydı tweetin altında yer alacaktır). Banka müdürü bayan krediyi neden veremediklerini…

-…anlatsa da Burhan Hoca bölge müdürüne benim selamımı söyle, konuyu benim takip ettiğimi de bildir diyerek kredinin çıkması için uğraş verir. Kıymetli dostlarım, Cumhurbaşkanlığı külliyesinde görev yapan bütün başdanışmanlar, kurul üyeleri bir yeri aradıklarında hiçbir…

-…bürokrat isteklerini geri çeviremesin diye telefonları her nerede olurlarsa olsunlar Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından bağlatırlar (yani Fahrettin Altun Bey’in başkanı olduğu birimden). Bu konuya tweetlerin sonunda ayrıca değineceğim. Ziraat Bankası’yla yapılan…

-…bu görüşme de haziran ve temmuz aylarında gerçekleşir (sizler yani normal vatandaşlar yüz bin lira kredi almak için bankalara teminat gösterseniz bile alamazken devlet bankalarından 20 – 30 milyon lira tutarındaki krediler böyle çıkmaktadır. Ne kadar acı değil mi?)

OYAK için aracı oldu

-Tabii ki suç baronlarının istekleri bitmez. Bu sefer Burhan Hocayı OYAK’ın başkanına arattırarak Denizli’deki OYAK’ın tesisleri içindeki bir sivil şahsa ait yeri daha yüksek fiyata OYAK’a satmak isterler. Burhan Hoca OYAK’ın başkanını arar

-(bu para, OYAK’ın parası MEHMETÇİĞİN helal parasıdır). Bu görüşme de temmuz ağustos aylarında gerçekleşir. Bu görüşmenin yapılıp yapılmadığı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından çok rahatça çıkarılabilir. Bunlar gibi delilleriyle, tarihleriyle size yüzlerce olay anlatabilirim

– Ancak en önemlisi olduğuna inandığım bir tanesini de anlatarak bu paylaşımımı tamamlamak istiyorum. Bu tweetin altında yayınlayacağım Burhan Hoca’nın yazışmalarından da anlayacağınız üzere milyoner bir adamın adli tıptan çıkarmak istediği bir rapor var. -Yine yazışmada göreceğiniz üzere bu beyefendinin gerekli ödemeyi yapmaya hazır olduğu söyleniyor. Burhan Hoca konuyla ilgilenir ve raporun Burhan Hoca’dan istendiği gibi çıktığı da araştırıldığında görülüp öğrenilebilir. Bugüne kadar söylediğim her şeyin doğruluğu…

-…delilleriyle ispatlandı. Bu anlattıklarımın doğruluğu da yayınladığım Whatsapp yazışmaları ve ses kayıtlarıyla ortadadır. Bir gün bu konularla ilgili yargılamalar başladığında HTS kayıtları da çıkarılıp dosya sübuta erecektir, yani tamamlanacaktır. İşte o zaman bu suçlara…

-…karışan süslü sülüyü ve diğer görevlileri hiç kimse ama hiç kimse kurtaramayacaktır. Ak Parti milletvekili tolga ağar tarafından tecavüze uğrayıp intihar ettiği söylenen Yeldana Kaharman kardeşimizin olayında olduğu gibi, Aleyna Çakır kardeşimizin ölüm olayında olduğu gibi…

-hiçbir suçlu ceza çekmeyecektir. Çünkü bir kişinin yargılanıp ceza alması için asıl olan tek şey adli tıp raporudur. Adli tıp raporlarının gerektiği bedel ödenerek nasıl çıkarıldığını Burhan Hoca’nın Whatsapp yazışmalarından net olarak görebilirsiniz. tolga ağarı kurtarmak için adli tıp raporu hemen hazırlanıyor.

******

“CUMHURİYETİMİZİN SAVCILARINDAN HİÇ SES ÇIKMIYOR”

 Soner Aydın (Emekli Albay) – Vatanına ve milletine yürekten bağlı olan bizler; son zamanlarda, devletimizin düşürüldüğü durumu büyük üzüntüyle izliyoruz. Devlet adamları, siyasetçiler, yargı mensupları… yasa dışı ilişkiler, kara para, uyuşturucu, kaçakçılık, cinayet gibi olaylarla iç içe gösteriliyor, uyuşturucu tacirlerinin, kara para aklayıcılarının korunup kollandığı, 100 milyonlarca doların ortalarda döndüğü iddia ediliyor ne bir yetkiliden ne de Cumhuriyetimizin savcılarından hiç ses çıkmıyor.

Sedat Peker, siyasetçiler ve devlet adamlarıyla ilgili iddialarına aralıksız devam ediyor. Duracak gibi de görünmüyor. Belli ki bazı siyasetçilerle çok yakın ilişkiler kurmuş, birlikte birtakım işler çevrilmiş, onların bazı sırlarına ortak olmuş, ilişkisini belgelemiş, arşivlemiş, çıkarların çatıştığı ya da anlaşmazlık içine düştüğü aşamada bütün arşivini ikna edici bir kurguyla ortalığa döküyor. Bunu da ustaca yapıyor. Bu ilişki ağının en zayıf halkasını hedef alıyor ve oradan vuruyor. İlk çözülenler de bu zayıf halkalar oluyor. Son olarak Burhan Kuzu ile ilgili iddialarından sonra açıklamalar yapan Burhan Kuzu’nun eski danışmanı Sinan Çiftçi gibi…

Sinan Çiftçi; açıklamalarıyla Sedat Peker’in Burhan Kuzu hakkındaki iddialarını doğruladığı gibi “Burhan Kuzu, ciddi paralara iş takibi yapardı. Zindaşti’den aldığı rakam 100 milyon doları bulmuştur. En çok Berat Albayrak’ı kullanırdı. Fuat Oktay ve Mustafa Şentop’a da çok iş çözdürdü” diyerek ilişkiler ağını Cumhurbaşkanının yakın çevresine, Meclis Başkanlığına kadar genişletiyor. Daha da ileri gidiyor, Burhan Kuzu’nun “fişinin çekilmiş olabileceğini” söyleyerek kafalara korkunç bir şüphe sokuyor.

Bütün bunlara karşılık; her konuda esip gürleyenler, en küçük bir eleştiriyi bile vatan hainliği, millet düşmanlığı olarak göstermeye çalışanlar; devletin itibarını ilgilendiren, devleti, yargıyı ve siyaseti bu denli küçük düşüren bu iddialar karşısında “aman bana bulaşmasın” kaygısıyla sessiz kalmayı tercih ediyorlar gibi bir görüntü var. Devletimizi savunan, devletimizin itibarını korumaya çalışan birkaç duyarlı gazeteciden, birkaç siyasetçiden başka kimse yok.

Bu iddialar karşısında savcıların sessiz kalmasına anlam vermek de oldukça zor. Başlangıçta “Yargı Sedat Peker gibi bir suç örgütü liderinin iddialarıyla mı hareket edecek” diyenler; 15 Temmuz’dan sonra sivil vatandaşlara silah dağıtıldığı iddiasında adı geçen Ahmet Onay’ın ve daha pek çok “itirafçının” açıklamalarını dikkate almadıkları gibi, şimdi de Sinan Çiftçi’nin açıklamalarını görmezden geliyorlar. Bence Sedat Peker’in iddialarına itibar edilmese bile; bu iddialar karşısında bazılarının itiraf niteliğindeki savunma ve beyanları, bir zamanlar İçişleri Bakanlığında görev yapmış olan Ahmet Onay’ın ve Burhan Kuzu’nun danışmanlığını yapmış olan Sinan Çiftçi’nin iddiaları doğrulayan açıklamaları var. Bazı gazetecilerin araştırmalarından elde ettikleri bilgiler savcılarımızın harekete geçmesi için yeterli görülmelidir. Savcılarımız; en azından iddiaların aksini kanıtlamak, yargımızın ve devletimizin itibarını korumak için bu şahısların ifadelerine baş vurmalıdır. Yoksa işin daha da büyüyeceğinden, arzu edilmeyen seviyelere tırmanacağından, yargılama aşamasında daha başka, daha güçlü kanıtların ortaya çıkacağından, daha geniş bir ilişki ağının deşifre edileceğinden endişe mi duyulmaktadır?

Tarihte devletleri böylesine sarsan hiçbir olay karanlıkta kalmamıştır. Şundan emin olunmalıdır ki; üçüncü bir göz -ki bunlar hedeflerindeki ülkeyi dizayn etmek isteyen emperyalist güçlerdir- bütün olayları büyük bir hassasiyetle takip etmekte, kayıtlarını tutmakta, belgelemektedirler. Bunu da hedef ülke yönetimlerini rehin almak için kullanmaktadırlar. Zamanı geldiğinde her şey bütün açıklığıyla ortaya çıkacaktır. Yeter ki; bin bir emekle, şehit ve gazilerimizin canlarıyla, kanlarıyla kurup yaşatmaya çalıştığımız devletimiz zarar görmesin.