Parkinson erkeklerde iki kat daha fazla görülüyor

Hareketi etkileyen ve yavaş ilerleyen bir sinir sistemi bozukluğu olan Parkinson hastalığı, araştırmalara göre her 500 kişiden birinde görülüyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Beynin, hareketi kontrol eden bir bölgesindeki sinir hücreleri veya nöronlar bozulduğunda ve / veya öldüğünde ortaya çıkan Parkinson hastalığı, ileri yaşta görülen önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor.  Genel olarak titreme, hareket kaybı, duruş bozukluğu, yüzde donukluk mimik kaybı, depresyon, yutma ve konuşmada ve cinsel fonksiyonlarda bozukluk gibi belirtiler ile kendini gösteren bu sorun yavaş ilerlediği için sinsi hastalık olarak da adlandırılırken yapılacak erken tedavi yöntemleri ise kişinin hayata katılımı adına büyük önem taşıyor.

Parkinson’un Alzheimerdan sonra en sık görülen nörolojik hastalık olduğunu belirten Romatem Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Hülya Şirzai, “Parkinson hastalığında beyindeki bazı sinir hücreleri (nöronlar) yavaş yavaş parçalanır veya ölür. Semptomların çoğu, beyninizde dopamin adı verilen kimyasal bir haberci üreten nöron kaybından kaynaklanmaktadır. Çünkü beynimizde nöronlar öldüğünde veya bozulduğunda, daha az dopamin üretirler ve bu da hastalığın hareket problemlerine neden oluyor. Bu rahatsızlık 30 yaşından önce çok nadir görülürken genelde 50 yaşında sonra başlar. 60 yaşında ise daha belirgin hale gelir.  En önemli klinlik bulguları arasında ise; yürürken yapılan kol hareketlerinde azalma, yüz mimiklerinde azalma, yüzde donuk bir ifade oluşumu, depresyon, gündüz aşırı uyku durumu,  istirahat sırasında olan para sayma diye adlandırılan elde titremeleri yer almaktadır” dedi.

Fizik Tedavi Hastalığın Olumsuz Etkilerine Engel Oluyor

İlaç ve cerrahi tedaviler uzun yıllar fayda sağlasa da hastalığın ilerleyici ve ciddi engellere neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Şirzai, sözlerine şöyle devam etti: “Bu nedenle hastalığın tüm evrelerinde ilaç tedavileri ile birlikte hareket ve hareket dışı belirtileri için rehabilitasyon süreçleri planlamalıdır. Düzenli egzersiz ve fiziksel tedavi yöntemleri, hastalığın olumsuz etkilerine engel olur. Hastalığın erken evrelerinde hareketsizliği ve düşmeleri önlemeyi, fiziksel aktiviteyi artırmayı, postürü düzeltmeyi ve yürümeyi iyileştirmek ve dengeyi sağlamak amaçlanır. Geç dönemde ise daha çok eğitimler hasta bakıcılarına yönelik olup yatak yaralarının ve kontraktürlerin önlenmesine yöneliktir. Alt ekstremite motor güçlendirme programları, kişinin kapasitesine göre kondisyonunu artıracak egzersizler, belirli sözel komutlar kullanılarak dikkati yoğunlaştırma stratejileri, duyusal uyarılar ve tekrarlı spesifik görevler, üzerinde durulan rehabilitasyon yaklaşımları uygulanır. Relaksasyon egzersizleri, eklem hareket açıklığı egzersizleri, aerobik egzersizler, solunum egzersizleri, güçlendirme egzersizleri, denge ve koordinasyon egzersizleri, iş ve uğraşı terapisi, dans yer alabilir.”