Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Vali Cuomo için oyun bitti

Geçtiğimiz aylarda durumunu sizlerle paylaştığım New York Eyalet Valisi Andrew Cuomo hafta başında istifasını verdi. İstifasının ardından görevine devam edecek olan vali Cuomo’nun yerine 2014 yılından beri yardımcılığını yapan Kathy Hochul getirilecek. New York tarihinin ilk kadın valisi olacak olan Hochul’u önümüzdeki zamanlarda değerlendiririz.
Ofisindeki personel dahil çok sayıda kadın, Vali Cuomo’ya cinsel istismar suçlaması yöneltmişti. Olayın ulusal basına düşmesi ve adli boyut kazanması ile birlikte Vali Cuomo televizyonda canlı yayında taciz iddialarını reddetti. Bu noktada Vali Cuomo’nun kardeşi Chris Cuomo CNN’in genel yayın yönetmeni ve abisini itibarı pahasına her şekilde savunuyor ve “Kalıbımı basarım benim abim Vali Cuomo asla böyle bir şey yapmamıştır! Gerçekler muhakkak gün yüzüne çıkacaktır!” diyordu.

Sonuç mu?
Hakkında yürütülen soruşturmada, Demokrat siyasetçinin kendi ofisindeki personel dahil bir çok kadına cinsel tacizde bulunduğu tespit edildi. Başkan Biden da geçen hafta yaptığı açıklamada Vali Cuomo’nun derhal istifa etmesi gerektiğini söylemişti.
New York Savcısı Letita James, yaptığı tahkikatta yaklaşık iki yüz kişi ile konuşmuş, on binlerce belge, mesaj ve fotoğrafı inceleyerek Federal ve Eyalet yasalarını ihlal ettiğini belirterek Vali Cuomo’nun “ Karşılıklı rıza olmaksızın dokunduğu ve hakaretler içeren yorumlar” sarf ettiğini, bazı çalışanları öptüğünü bazılarını kucağına oturttuğunu kanıtladı. Taciz iddialarının yanında “düşmanca ve toksik bir çalışma ortamı” yaratmakla suçlanan Vali Cuomo kendisini İtalyan kökenli olması vesilesi ile “sıcakkanlı” bir kültürden geldiğini söyleyerek mevzu bahis olayları izah etmeye çalışmıştı.

ABD-Afganistan ve Türkiye
Başkent Washington’da Türkiye ile ABD arasında havalimanının korunması konusunda bir ilerleme olup olmadığını yakından takip ediyorum. Okuyabildiğim kadarıyla ABD tarafı halen görüşmelerin sürdüğünü, nihai bir sonuç olmadığını dile getiriyor.
Ancak ABD’nin tamamen çekilmesi 31 Ağustos’ta gerçekleşeceğinden, bu tarihe kadar Türkiye ile ilgili net bir sonuç çıkması olası görünmüyor. Bana göre, Türkiye’nin hayalperestlikle, bu karışık ortamında havalimanında görev yapmaması yönünde. Tüm göstergeler ülkenin kargaşadan öte, felaket bir duruma gittiğini gösterirken, Türkiye’nin bu işe tek başına girmemesi hatta hiç buluşmaması daha iyi olacaktır. Türkiye burada bulunduğu sürede barışa katkıda bulunmuş ve Afgan halkının gönlünü kazanmış bir kardeş ülkedir imajı ile alkışlarla vatan toprağına dönmeliyiz. Başkent Washington’da Türkiye’nin yapmak istediği görevi önemseyen çok nadir kişi ve kurum var. Bunlardan biri, ABD’nin eski Kabil askeri ataşesi Richard Outzen. Outzen’e göre, Türkiye, Kabil ve havalimanının güvenliğini korumanın dışında, ortaya çıkan iç güç dengesi ve bölgesel jeopolitik manevralar için de önemli bir role sahip olabilir. Albay Outzen, ABD ve NATO’nun Türkiye’ye 130 milyon dolara yakın destek sağlamasının da, iyi bir başlangıç olabileceğini belirtiyor. Buna karşılık, Türkiye’nin Afganistan’daki muhtemel rolü, özellikle Kongre ve ABD kamuoyunda gündeme bile gelmemekte. Ayrıca, Washington’un, Kabil havalimanı konusunda bir pazarlık yapma niyetinden de uzak görünüyor.
Bu arada geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin ülkesine kabul edeceği Afgan mültecilerin başvurularını Türkiye’ye gelenlerden de alacağını açıklamasına tepki gösterdi.
ABD hükümeti yaptığı açıklamada daha önce ABD güçleri ve yetkilileriyle beraber çalışmış binlerce Afgan mülteciyi kabul edeceğini belirtmişti. Bakanlık yetkilileri, Türkiye gibi başka bir ülkeye gelen ve gerekli şartları taşıyan Afganların internet sitesinde form doldurduktan sonra başvuruların değerlendirileceğini anlattı.
Dışişleri Bakanlığı ise salı akşamı yaptığı açıklamasında “ABD’nin sorumsuz bir şekilde ve Türkiye’ye danışmadan aldığı bu kararı kabul etmediklerini” belirtti:
“Öncelikle ABD’nin açıklaması bölgemizde büyük bir göç krizine neden olacak ve göç yollarında Afganların acılarını artıracaktır. Soruna bölge ülkeleri arasında çözüm bulmak yerine ülkemizin rızası olmaksızın ülkemizde çözüm aranmak istenmesi kabul edilemez.”
Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında ayrıca, “Son 7 yıldır dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkemizin yeni bir göç krizini üçüncü bir ülke adına üstlenecek kapasitesi bulunmamaktadır” ifadesine yer verildi.
“ABD, eğer bu kişileri ülkesine almak istiyor ise doğrudan uçaklarla ülkesine nakletmesi mümkündür” diyen Dışişleri Bakanlığı, “Bölgemizde üçüncü ülkelerin kararları neticesinde yaşanan göç krizlerinin yükünün Türk milleti tarafından üstlenilmesini kimse beklememelidir” açıklamasını da yaptı.
Umarım tez elden Türkiye içerisinde artan Afgan nüfusu karşısında önlemler alınır! Bu noktada her gün elini koluna sallaya sallaya Türkiye topraklarına giren bu insanların pandemi döneminde toplumun içine karışması ne kadar doğru onu da bilahare tartışmak lazım…
Haftaya dünyanın merkezindeki güncel haberler ile karşınızda olabilmek dileği ile hoşça kalın…