Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Uçak yok, sorumlu da yok

1- 1999 yılında Deniz Kuvvetlerinin envanterinde bulunan ve hizmet dışı bırakılan deniz karakol uçaklarının (15 adet) TAİ tesislerinde orman yangın söndürme uçaklarına dönüştürülmesi ile ilgili proje başlatılıyor. Bir adet deniz karakol uçağı yangın söndürme uçağına dönüştürülüyor. 1999 yılında Gölcük depremi sonrasında TÜPRAŞ tesislerinde çıkan yangında ve aynı yıl Antalya’da çıkan orman yangınında başarılı bir şekilde kullanılıyor. Ancak, dönüştürülen uçak ABD Kaliforniya orman idaresine satılıyor.

2- AKP iktidara geldiğinde proje rafa kaldırılıyor ve dönüştürülmeyi bekleyen diğer uçaklar ise hurdaya ayrılıp MKEK’ye gönderiliyor.

3- Yakın zamana kadar Türk Hava Kurumu bünyesinde 11 adet Polonya yapımı M-18 Dromader uçağı, Kanada yapımı 9 adet CL-215 Bombardier tipi yangın söndürme uçağı bulunuyordu. Ayrıca Türk Hava Kuvvetlerine ait orman yangınlarında kullanılabilecek şekilde MAFFS (Modular Airbone Fire Fighting System) yangın söndürme kitleri ile dizayn edilen 6 adet C-130 uçağı olmak üzere, toplamda 25 adet yangın söndürme uçağına sahiptik.

4) Türk Hava Kurumu yangın söndürme uçağı filosunda yer alan tek motorlu M-18 Dromader uçaklarının ayrı bir yeri vardı. Bu uçaklar çeşitli bölgelerde yazın yangın nöbeti tutardı. Bu tek pilotlu uçaklar, sarp arazilerdeki hareket kabiliyetleri ve helikopterlerin ulaşamadığı yangın alanlarına rekor sürede müdahaleleriyle haklı bir ün kazanmışlardı. Hızları sayesinde çıkan yangınlara ilk darbeyi vururdu. Bu uçaklarda pilot olarak ömrü tek tekerlekli zirai ilaçlama uçaklarında geçmiş tecrübeli pilotlar görev alırdı. Ankara Etimesgut’ta Dromader uçaklarının yedek parçalarının olduğu depo, Türk Hava Kurumu Üniversitesi’ne depo yaptırılmak üzere boşaltıldı. Tüm parçaların kayıtları kayboldu.Ekonomik darboğazdaki THK, imalatçı Polonyalı PZL şirketinden teknik ekip getirtemedi ve uçaklar yedek parça bulunmadığından orman yangınlarına karşı savaşta hizmet dışı kaldı. Söz konusu uçaklar 2020 yılı Nisan ayı resmi gazetede çıkan bir ilanla satılığa çıkarıldı.

5- Her yıl yenilenen protokol kapsamında haziran ayı başından ekim ayı sonuna kadar hava kuvvelerine ait 6 adet C-130B uçağı Antalya (2) ve Kayseri / Erkilet (4) meydanlarında yangın görevlerine müdahale için hazır tutulmuştur. Bu uçaklar sadece ülke sınırlarımız içinde değil, Gürcistan ve Suriye gibi komşu ülkelerdeki afetlere de müdahale etmiştir. Maalesef yangın söndürme donanımları sökülen C-130B uçakları günümüzde yangın söndürme hizmeti vermemektedir.

6- 2008-2009 yıllarında THK tarafından satın alınan CL-215 Bombardier uçakları ise Orman Genel Müdürlüğü tarafından 2020 ve 2021 yıllarında çıkılan ihalelerde devre dışı bırakılıyor. İki senedir kullanılmadığı için yeterli bakımı yapılmayan ve yedek parça eksikliği olan CL-215 Bombardier uçakları da kullanım dışı kalıyor. 2021 yılına gelindiğinde elimizde orman yangınlarına müdahale edilerek tek bir uçağımız bile kalmıyor.

7- Tarım Bakanı, CL-215 Bombardier uçaklarını eski oldukları için ihale dışı bıraktıklarını açıklıyor. Ancak konunun uzmanları uçaklarda yaşın değil, bakımın önemli olduğunu söylüyorlar. Eski diye orman Genel Müdürlüğünün güvenilir bulmadığı CL-215 Bombardier uçakları 1970-1990 yılları arasında üretildi. Hali hazır durumda Silahlı Kuvvetlerimizin bünyesinde 50 yaşın üzerinde çok sayıda hava aracı var. (C-130 uçaklarının üretimine 1957 yılında başlandı. Türk Hava Kuvvetleri envanterine 1964 yılında girdi. 1974 yılında Kıbrıs Barış Hareketinde başarılı bir şekilde kullanıldı ve günümüzde kullanılmaya devam ediyor.) Daha önemlisi Hava Kuvvetleri envanterinde 2040 yılına kadar kalması planlanıyor (77 yıl). F-4 Phantom uçakları 1958-1980 yılları arasında üretildi. 1974-1990 yılları arasında Türk Hava Kuvvetlerinin envanterine girdi. Günümüzde 49 adedi aktif bir şekilde görev yapıyor. UH 1 helikopterleri 1956-1986 yılları arasında üretildi. Kara Kuvvetlerinin bünyesindeki UH 1 helikopterinin 2023 yılına kadar envanterde kalması planlanıyor. Daha ilginç olanı ise ABD’nin 1994 yılında hizmet dışı bıraktığı F-4 Phanton uçaklarını ve 2004 yılında hizmet dışı bıraktığı UH 1 helikopterlerini Türk Silahlı Kuvvetleri aktif bir şekilde kullanıyor. Bir başka ifade ile ABD’nin 30 yıl önce hizmetten çıkardığı savaş uçaklarını kullanmaya devam ediyoruz. Kısacası ABD, Fransa, İtalya, İspanya ve Yunanistan’da aktif bir şekilde kullanılan ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün uçabilir sertifikası verdiği CL-215 Bombardier uçaklarının eski oldukları gerekçesi ile hizmet dışı bırakılarak kullanılmaması kesinlikle kabul edilemez bir gerçektir.

8- İşin ilginç yanı İspanya’dan yardım için gelen CL-415 Bombardier yangın söndürme uçakları bizim hizmet dışı bıraktığımız uçakların benzeridir. İspanya’dan gelen CL-415 Borbardier uçakları yangın söndürme faaliyetlerine katılıyor, THK’ya ait CL-215 Bombardier uçakları ise Ankara’da pistte yatıyor.

9- Bu arada ülke tarihinin en büyük orman yangını yaşanırken söz konusu yangınla mücadeleye büyük ivme ve güç katacak silahlı kuvvetler özellikle bu mücadelenin dışında tutuluyor. Türk Silahlı Kuvvetleri sayıları 350’yi geçen genel maksat helikopteri ve 100’ün üzerindeki taarruz helikopteri ile toplamda 450’nin üzerindeki helikopterleri ile Avrupa’nın en büyük helikopter filolarından birine sahiptir. Genel maksat helikopterlerinin büyük bir bölümüne monte edilecek 6-7 bin dolarlık bir aparatla yangında kullanılacak su kovalarının taşınması ve kullanımı mümkündür. Bu şekilde 100’ün üzerinde genel maksat helikopterini yangın söndürme çalışmalarında kullanma imkanımız varken niçin bugüne kadar kullanılmadığı ve yurt dışından helikopter arayışına gidildiğinin özellikle araştırılıp tartışılması gerekiyor. Silahlı kuvvetlerimizin yangınla mücadelede kullanılacak helikopterlerinin yanı sıra büyük bir insan gücü ve ekipmanı vardır. Ama biz silahlı kuvvetleri yangınla mücadelede göremiyoruz.

10- Komşumuz Yunanistan’da 5 bin kilometre başına bir yangın söndürme uçağı düşerken, bizde 750 bin kilometre başına bir adet kiralık yangın söndürme uçağı düşüyor. Orman yangınlarına uçakla müdahale açısından Yunanistan’la eşit noktaya gelebilmemiz için en azından 45 uçaklık bir filoya sahip olmamız gerekiyor.

11- 2012 yılında Rusya’dan kiralanan 3 uçak için ödeyeceğimiz para 203 milyon TL’dir (24 milyon dolar). Rus uçaklarına bir yılda ödeyeceğimiz 24 milyon dolarla 6 adet CL-215 Bombardier uçağı alabiliyoruz. Uçak kiralamak, uçak satın almaktan çok daha pahalı bir yöntemdir. Uçak almak yerine, uçak kiralama yönteminin seçilmesi de bir başka tartışılması gereken konudur.

12- Konunun uzmanlarına göre THK bünyesindeki 6 adet yangın söndürme uçağının aktif hale getirilmesi için gerekli olan para 1 milyon dolardır. Söz konusu para temin edilemediğinden, yangın söndürme uçakları aktif hale getirilemiyor. Diğer taraftan sadece Osmangazi Köprüsünü işleten gruba araç geçiş kapsamında günlük ödenen para 1 milyon doların üstündedir. Sarayın bir günlük harcaması ise 21 milyon TL’dir (2,5 milyon dolar).

13- Cumhurbaşkanlığı envanterinde 13’ü uçak 3 helikopter olmak üzere 16 adet hava taşıtı var. Cumhurbaşkanının kullandığı uçağın piyasa değeri 400 milyon dolardır. Uzmanlar, söz konusu hava araçlarının toplam piyasa değerinin 2 milyar dolara yakın olduğunu ifade ediyor. Ankara’daki külliye için harcanan para 270 milyon dolar (2,5 milyar TL), Marmaris’teki yazlık saray için harcanan para 640 milyon TL , Ahlat’taki saray için harcanan para ise 125 milyon TL’dir. Orman yangınlarından kullanılan CL-215 Bombardier uçaklarının fiyatı 3,5 4 milyon dolar, bir üst modeli olan CL-415 uçaklarının fabrika çıkış fiyatları 35 milyon dolar, ikinci el olanların ise 10-15 milyon dolardır. Sadece 90-100 milyon dolarlık bir yatırımla orman yangınları ile etkin bir şekilde mücadele edebilecek 15-20 uçaklık bir filo kurmak mümkündür. Saraylara, VIP uçaklara para bulan devletimiz, maalesef orman yangınları ile mücadele için kullanılacak uçakların alımı için para bulamamaktadır.

14-İstanbul Boğazında yaşanan, en büyük gemi kazası kabul edilen ve 40 yıl önce yaşanan Independenta tankerinin infilakında hiçbir yıkım veya zehirlenme olayı olmamıştır. Sadece yakın çevredeki Kadıköy ve Üsküdar’daki binaların camları kırılmıştı. İstanbul’un ve boğazın güvenliği bahane edilerek 75 milyar dolar maliyetli Kanal İstanbul’un yapımı planlanıyor. Buna karşılık iklim değişikliği ve coğrafi nedenle orman yangını konusunda son derece hassas bir durumda olan ülkemiz için büyük tehlike arz eden orman yangınları tartışılmıyor, çözüm üretilmiyor, kayda değer bir yatırım yapılmıyor. Bunun sonucu olarak binlerce hektar orman alanı, 2 bini konut olmak üzere 5 bine yakın bina, binlerce dönüm bağ, bahçe, zeytinlik yandı. Binlerce evcil ve yaban hayvan telef oldu. Turistik tesislerimiz ve turizm endüstrimiz büyük zarar gördü. Ülkemizin milyarlarca liralık ekonomik kaybı oldu.

Son orman yangını, bize yangın söndürme uçağımızın yanı sıra ülkenin sorunlarını çözecek liyakat ve sorumluluk sahibi siyasi kadroların da olamadığını ve tek adam düzeninin ne kadar zararlı olduğunu bir defa daha göstermiştir. Tek başardıkları yandaşlara çok yerden astronomik ödemeler yapmaktır. Nitekim, Orman Bakanının (Ne işe yaradığı bilmediğimiz, her biri net 44 bin TL kazanan, ormancılıkla hiç ilgisi olmayan) 4 yardımcısı vardır.