Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“Sorumsuz” sorumlu Bakan istifa etmelidir!..

Yanan evin yerine yeni ev yapmak, elbette önemlidir, “evsiz kalan ailenin barınmasını sağlamak” devletin görevidir!.. Ya da telef olan birkaç ineğin, 2 keçinin, 3 – 5 tavuğun, kazın yerine “yenilerini alabilmesi için” aileye “zararını karşılayacak parayı vermek” de elbette devletin görevi olmalıdır!..

Buraya kadar tamam da, ya ailenin “ölen köpeğinin, kedisinin, kafesteki kuşunun, akvaryumdaki balıklarının bırakacağı boşluk” nasıl doldurulacaktır; “o aile için çok şey ifade eden o güzel dostların yeri” nasıl dolar?..
Bitmedi; “yanan” bahçelerindeki, mahallelerindeki, köylerinin, kasabalarının, kentlerinin etrafındaki tepelerdeki ağaçların bıraktığı boşluk nasıl dolacaktır?..
Dahası da var; o ormanlardaki binlerce, on binlerce, yüz binlerce “yanan” ağaçla beraber “yanan” tavşanından, kuşuna, arısından, karıncasına, kurdundan, ayısına, sincabından, tilkisine kadar binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce hayvanın bırakacağı boşluk kaç yılda ve nasıl dolacak?..
İnternette birkaç “tık” ile araştırma yaparsanız, mesela ağaçların “yaşayabilecekleri” ömrün ne kadar olduğunu öğrenebilirsiniz:
Vişne 40 – 50 yıl, Fındık 150 – 200 yıl, Asma (Üzüm) 40 – 50 yıl, Kiraz 60 -70 yıl, Ayva 50 – 60 yıl, Çınar 1000 yıl, Kestane 200-500 yıl, Sedir 1000 yıl, Kavak-Söğüt 100-150 yıl, Meşe, Ihlamur, Köknar 1000 yıl, Kayın 900 yıl, Zeytin 400 yıl, Elma, Armut 300 yıl, Ceviz: 500 yıl, Çam 100 -1000 yıl, Şeftali 30 yıl, Badem 50 Yıl…
Ve de “ormanların doğaya olan” etkilerini de: Yaz aylarında ısıyı 5 – 8 derece düşürebilirler, kış aylarında da 1 – 3 derece yükselterek… Bir hektar ladin ormanı 32 ton, kayın ormanı 68 ton, çam ormanı 40 ton toz emer. Yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlarda 50 kuş türü yaşayabilir. Ormanlar, “ağaçsız” bir alandan 8 kat fazla “humus” üretir. 25 metre boyundaki bir kayın ağacı havaya bir saatte 1.5 kilogram oksijen salar. 100 yaşındaki bir kayın ağacı bir saatte 40 kişinin çıkardığı karbondioksiti emer. Ve… 100 yaşındaki kayın yılda 30.000 litre suyu çekerek, erozyonu önler…
Bilim insanları yıllar yılı “küresel ısınmanın, iklimde yapacağı değişimi, giderek artan yaz ayları sıcaklıklarını, bunların sebep olacağı orman yangınlarını” anlattığı… Ve de Türkiyemizde de “her yıl orman yangınlarının sayısının ve büyüklüğünün arttığı görüldüğü hâlde “bakanlık ve genel müdürlük olarak “yangınların büyümeden söndürülebilmesi için” araç gereç konusunda gerekli tedbirleri almayan… Mücadele insanının eğitimini ve organize edilmesini tamamlamayan… Havadan müdahalenin önemini ve gerekliliğini hiç düşünmeyen ve “yangın söndürme uçak filosu” kurmayan… Dahası, “Türk Hava Kurumu uçaklarının bakımının yapılması ve yedek parça eksikliklerini giderilmesi için gerekli maddi yardımı yapmayı” aklına getirmeyen… Sizlere vatandaş soruyor…
“Su tankları 100 litre eksik su aldığı için” THK’nu ihalelere sokmayan siz “sorumlular” hesap vermek yerine, yangınlar “sizlerin tedbirsizliği yüzünden” ormanlardan kasabalara, kentlere, termik santrallere kadar ulaşmışken, “belediyeleri suçlamaya kalkışarak”, açıkçası “sorumsuz” sorumlular olmaya ve de o koltuklarda oturmaya devam mı edeceksiniz, bu nasıl bir pişkinliktir, sayın Orman Bakanımız?..
Yangınlar söndü, artık sıra “ne yapmanız gerektiğine” geldi; 86 yaşındaki bir TC vatandaşı olarak sizden ricamdır; lütfen istifa ediniz!…
+++++++++


Erdem ve… Politika…
Eğitimini çağdaş bilimle donatamamış, ekonomisini güçlendirememiş bir Türkiye’nin ne bağımsız olması mümkündür, ne de çağdaşlaşması…
Ali Naili Erdem

++++++++

Sözün Özü
Bu hafta “Sözün Özü”, peygamberimiz Hazret – i Muhammed, padişah Fatih Sultan Mehmet ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten…
Hazret – i Muhammed: “Kıyamet kopmakta iken bile elinde bir ağaç fidanı olan eğer zaman buluyorsa onu diksin.”
Fatih Sultan Mehmet: «Ormanımdan bir dal kesenin kolunu, bir ağaç kesenin başını keserim…»
Mustafa Kemal Atatürk: «Gerek ziraat ve ‘gerekse memleketin servet ve sıhhati umumiyesi noktaî nazarıdan ehemmiyeti muhakkak olan ormanlarımızı da aslî teda bir ile hüsnühalde bulundurmak, tevsi etmek ve azamî fayda temin etmek esas düsturlarımızdandır / 1922 Meclis açış konuşması.»

Şair Eşref Şayet Yaşasaydı… Ne yazardı?

Nihat Demirkol

İnternet’ten “esen” Rüzgarlar!..

Meyve çekirdeklerini çöpe değil, doğaya, toprağa atalım!..

Meyve yediğinizde çekirdeklerini atmayın, kurutun, poşete koyun ve otomobilinizde bırakın. Yola çıktığınızda, ağaç olmayan bölgelerde durun ve oralara serpin…
Tayland ve Malezya gibi Güney Doğu Asya ülkelerinde yıllardır “bu pratik” yapılıyor ve şimdi o ağaç olmayan yerlerde binlerce meyve ağacı var. Ne dersiniz; bizler de gelin çekirdekleri (tohumları) doğaya, toprağa atalım, çöpe değil…