Şarapçılıkta altın madalya İzmir’e geldi

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Şarap, sadece katma değeri en yüksek tarımsal bir ürün değil aynı zamanda oluşturduğu kültür ile kent ve ülke tanıtımında da son derece etkili.
Esasında asmanın vatanın Türkiye olduğunu biliyoruz. Dünyada kültüre alınan en eski meyveli bitki türlerinden biri olduğunu da… Bağcılık ve şarapçılık kültürü, özellikle Anadolu’nun kuzeydoğu kesimini içine alan bölgede ortaya çıktı, elbette binlerce yıl önce… Ardından da Dünyaya yayıldı. Neredeyse insanlık kültür tarihi ile paralel bir geçmişi söz konusu…
Asma meyvesi olan üzüm, protein, karbonhidrat, mineral ve vitamin kaynağı olarak, eşsiz bir aromaya sahip ve küresel gıda pazarında da önemli bir payı elinde tutuyor.
FAO verilerine göre, Türkiye bağcılıkta yaklaşık 600 bin hektar ekim alanı ile yaş üzüm üretiminde dünyada, ilk beşte (3.700.000 ton). Yaş üzüm üretimimizin kabaca yüzde 50’ye yakını kurutmalık, kalan oranın önemli kısmı sofralık ve şıralık, ne yazık ki yüzde 2’si kadarı şarap yapımında kullanmaktayız. Yıllık üretimimizin de üçte ikisi yurt içinde tüketilmekte…
Kuru üzümde ise yerimiz daha da yukarılarda, 300 bin tonu geçen rekolte ile dünya ikincisiyiz. Genel olarak ülkemizin ekolojik koşulları göz önüne alındığında, birkaç yüksek rakımlı il ve yüksek yaylalar dışında neredeyse tüm coğrafyamızda bağcılık yapılabiliyor. 10 bin yıldır üzümün yetiştiği bu plantasyonlarda 400’e varan farklı çeşidi üretiliyor.
Bağcılık ve şarap sektöründe, mevcut standartlarının uluslararası düzeyde uygulanması, üretim koşullarında iyileştirme, akreditasyon ve bilgi paylaşımı amaçlı pek çok ulusararası örgüt bulunsa da içlerinde yaptığı çalışmalar ile saygın bir yerde olan Uluslararası Bağ ve Şarap Örgütü (OİV),1924 yılında kuruldu. Türkiye, 1946yılında, OİV’e (ki o zamanki adı Uluslararası Şarapçılık Ofisi idi) üye oldu. Son on yılda, örgüt içinde birçok çalışma grubunda ülkemiz de yer alıyor.
Yukarıda ürettiğimiz üzümlerin yüzde 2’sini şarapçılıkta değerlendirirken ‘ne yazık ki ‘ dedik. Çünkü 150 milyar doları bulan dünya şarap ihracat cirosunda Türkiye’nin payı sadece 5 milyon dolar yani dünya şarap ticaretinde payımız yüzde 0.12 seviyesinde. Üzümü yiyerek tüketen bir ülkeyiz, çünkü örneğin Fransa’da yıllık kişi başı şarap tüketimi 55 litrelerde iken Türkiye’de sadece bir litre! Fransa, İspanya, Portekiz ve İtalya gibi ülkeler ürettikleri üzümlerin yüzde 90’ını şaraba dönüştürerek muazzam bir ulusal ekonomik katkı sağlıyorlar. Türkiye, 1904 yılında dahi, o sanayi koşullarında 340 milyon litre şarap üretirken günümüzde 110 milyon litre sınırlarında bir üretim rakamına sahip!
Ama bu tablo değişmekte. Son yirmi yılda yapılan mevzuat değişiklikleri, Arcas ve Urla Şarapçılık gibi bir çok kuruluşun, binlerce dönümlük arazide yaptığı bağ plantasyonları yatırımları ile iklim ve toprak analizleri sonrası, orijinal ya da Avrupa’dan sağlanan fidanlarla, şu ana kadar Türkiye’de hiç yetiştirilmeyen şarapçılık üzüm çeşitlerini de kapsayan asmalar dikilerek muazzam bir ekosistem yaratıldı. Arkaik dönemlerden bu yana bağcılık ve şarapçılığın yaratıldığı yer olan İzmir toprakları, tamamen doğal koşullarda, hiçbir kimyasal ilaç ve gübre kullanılmadan üretilen üzümlerden yapılan şarapları dünya pazarlarına sunmakta.
Nitekim, bunun sonuçlarını, küresel öneme sahip, dünyanın en büyük ve en etkili şarap yarışmalarından birisi olan ve 18 yıldır yapılan Decanter World Wine Awards (DWWA) 2021 yarışmasında gördük. Yarışmada değerlendirilen Türk şarapları; 1 Altın, 36 Gümüş ve 46 Bronz madalya olmak üzere toplamda 83 ödül aldı. Altın Madalya ise Urla Şarapçılığın ‘NeroD’avola Urla Karası 2019’ ile İzmir’e geldi. Ayrıca, Urla ŞarapçılıkTempus2019 ve Lucien Arkas Bağları Mon Rêve Chardonnay-Chenin Blanc2020 ile gümüş, Urla Şarapçılık Urla Karası-Mourvedre2018 ve Lucien Arkas Bağları Mon Rêve Tempranillo 2019 da bronz madalya ile ödüllendirildi.
Şarabın sadece alkollü bir içki olduğu algısı hızla geride bırakılmalı, kültürel bir simge olarak, Türk Şarapçılığı, diğer öncü ülkelerde de görüldüğü gibi zengin mutfağı ile makro ekonomisinde hakettiği yere ulaşmalıdır. Uzmanların buna yönelik öngörüleri ilk etapta şu anki total ihracat miktarının yüzde 5’ine tekabül etmektedir. Şarap, tarım ürünleri içinde katma değeri en yüksek olan ürünlerin başında gelmektedir, bir kilo üzüm bir dolarken, kaliteli bir şişe şarabın fiyatı ortalama 30 dolardır.
Sektörün başta kayıt dışılık olmak üzere mevzuat eksikliğinden bağ alanlarının kayıt altına alınmasına, eğitim seviyesi düşüklüğünden AR-GE eksikliğine ve özellikle de kamu özel eşgüdüm stratejik çalışmalarına kadar hızla ele alınıp çözülme iradesi oluşturulabilecek sorunlar giderildiğinde, ülkemiz hem geniş bağ alanları ve ekolojik uygunluğu ile yıllık milyar dolarları ekonomisine kazandıracak hem de çeşitleri, içimi, beraberindeki gastronomisi ve diğer detayları ile eşsiz şarap tadından Anadolu kültürünün dünyaya tanıtımının en önemli araçlarından birisi olacaktır.