Mutfaklardaki “enflasyon” yangınına, Erdoğan’dan “faiz” hamlesi geliyor

Temmuz ayı enflasyonu son 26 ayın en yüksek seviyesine çıkarak yüzde 18.95 oldu. Haziranda bu oran yüzde 17.53'tü. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) tartışmalı verilerine göre bile yıllık enflasyon yüzde 18,95 ile politika faizine dayanmış durumda.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Uzmanlara göre, Merkez Bankası’nın bu enflasyon oranında faizi düşürmesi mümkün görünmüyor, hatta artırmak zorunda da kalabilir. ÜFE-TÜFE arasındaki makas da 26 puana çıktı. Geçtiğimiz ayın son günlerinde elektrik ve doğalgaza yapılan fahiş zamların etkisi Temmuz ayında görüldü. Memur, emekli, dul ve yetim aylıklarına yapılan zam, şimdiden erimeye başladı. Alım gücü her geçen ay düşüyor, hayat pahalılığı dar gelirli vatandaşları zorluyor.

MB, temmuzdaki son toplantıda yüzde 12,2 olan enflasyon tahminini yüzde 14,1 olarak yukarı yönlü güncellemişte. Yıllık enflasyon en iyi ihtimalle yüzde 18’lerde gelecek gibi görünüyor. Üretici maliyetleri ile TÜFE arasındaki makasın yüzde 26’ya çıkması da enflasyonda henüz zirvenin görülmediğini gösteriyor. Maliyetlerdeki artışlar önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına da yansıyacak.

TÜİK verilerine göre, temmuzda enflasyon bir önceki aya kıyasla yüzde 1.80 yükseldi ve bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 10,41, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,95 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 15,15 artış gerçekleşti.

Üretici fiyatları aylık bazda yüzde 2,46 artarken, yıllık Yİ-ÜFE 44,92’e yükseldi. Temmuz ayında üretici fiyat endeksindeki yıllık artışla tüketici fiyat endeksi arasındaki yıllık artış arasındaki makas 26 puana çıktı. Çekirdek enflasyondaki (C-Endeksi) yıllık artış ise yüzde 17,22 oldu.

Enflasyon verileri için öncü göstergelerden biri olarak İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre İstanbul’da perakende fiyatlardaki yıllık enflasyon Temmuz’da yüzde 17’nin üzerine çıkmıştı. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 1995 bazlı verilerine göre, Temmuz 2021 itibarıyla İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme indeksi aylık yüzde 1,52 artış kaydetti. Bu dönemde toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 3,12 yükseldi.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise sosyal medyadan kendi sonuçlarını açıkladı. Her zamanki gibi ENAG’ın verileri TÜİK’in verilerinden yüksek çıktı. 

ENAGrup’a göre TÜFE, Temmuz ayında yüzde 4.89 arttı. Ocak-Temmuz 2021 dönemi enflasyon oranı ise yüzde 25.14 olarak gerçekleşti.

TÜİK’in verilerine göre TÜFE yüzde 18,95 oldu. Böylece yıllık enflasyon oranı politika faizi olan yüzde 19’a dayanmış oldu. Enflasyon oranında dikkat çeken artışın en önemli nedeni olarak geçtiğimiz ay elektrik ve doğalgaza gelen fahiş zamlar gösteriliyor. Ayrıca bayram tatilinin yarattığı talebin de fiyatlar genel seviyesini yükselttiği aktarılıyor.

“Faizde düşüşe geçiyoruz”

Açıklanan verilere göre, MB’nin yüzde 19 olan politika faizini önümüzdeki 3 aylık süreçte indirme ihtimali kalmadı. Zira MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, son toplantıda bile faiz oranını enflasyonun bir kalem üzerinde tutacaklarını söylemişti.

Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, A Haber yayınında, “Bundan böyle enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil. Faiz oranlarında da düşüşe geçiyoruz, yüksek faiz yok. Çünkü yüksek faiz, bize yüksek enflasyonu getirecektir” dedi.

MB, yıllık enflasyon beklentisini geçtiğimiz hafta revize ederek yüzde 14,1’e yükseltmişti. Söz konusu oranın yakalanması mümkün görünmüyor. Verilere göre, enflasyonda henüz zirve görülmedi. Çünkü öncü verilerden olan üretici fiyatları (ÜFE) yıllık 44,92’e yükseldi. ÜFE ve TÜFE arasındaki makas temmuz itibariyle 25,97’ye yükseldi. Hiç bir üretici zararına uzun süre satış yapmaz. Bu ise bize TÜFE’de henüz zirvenin görülmediğini, önümüzdeki aylarda yüzde 20’lerin aşılabileceğini gösteriyor.

*****

“ARTIK ENFLASYON DİKİŞ TUTMAZ”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) – Açıklanan Temmuz ayı verileri enflasyonun dikiş tutmadığını gösterdi. Temmuz ayı aylık TÜFE oranı yüzde 1,8 oldu. Aylık Yİ-ÜFE oranı da yüzde 2,46 oldu. Bu oranlar Temmuz ayında bugüne kadar yaşadığımız en yüksek oranlardır. Zira bugüne kadar Temmuz ayında genel olarak fiyatlar eksi veya çok düşük çıktı.

Aylık enflasyonun bu kadar yüksek çıkması, artışı kur artışından olamaz… Çünkü Temmuz ayında kur artmadı tersine düştü. Aylık ortalama kur Haziran ayında 8,6204 iken Temmuz ayında 8,6182 oldu.

Yıllık TÜFE yüzde 18,95 ve yıllık Yİ-ÜFE yüzde 44,92 oldu. Bu şartlarda MB’nin gösterge reel faizi sıfıra inmiş oldu. Türkiye şartlarında ülke riski yüksek olduğu ve döviz sorunu yaşadığımız için Merkez Bankası’nın gösterge faizini en az üç puan artırması gerekir. Artırmazsa ne olur? Türkiye dış borçlarında temerrüde düşer. Katar’dan gelen Swap borçları da artık bizi kurtaramaz.

Temmuz ayında gıda fiyatları daha fazla arttı ve yüzde 24,92 oldu. Eğer TÜİK sepetinde yüzde 25,94 olan gıda payını, düşük gelir gruplarının harcama sepeti içinde gıda payı olan yüzde 40’a göre hesaplarsak, mutfak enflasyonu yüzde 28,43’a çıkıyor. Yani işçi, memur, emekli ve düşük gelir gruplarının yaşadığı enflasyon daha yüksektir.

Enflasyonda Türkiye, dünyadan ayrıştı. Merkez Bankası son enflasyon raporuna göre, Haziran ayında Dünyada Gelişmiş Ülkelerde ortalama enflasyon oranı yüzde 3,1, Gelişmekte Olan Ülkelerde ise ortalama yüzde 4,8 oldu.

Enflasyon devam edecektir. Çünkü maliyet artışını gösteren aylık ve yıllık Yİ-ÜFE, yıllık TÜFE’den daha yüksektir. Üretici maliyet artışını perakendeye yansıtamazsa zarar eder, iflas eder. Kaldı ki Türkiye’de piyasada aksak rekabet var. Piyasa oligopol yapıdadır. Stokçuluk yaygındır. Bu şartlarda maliyet artışları perakendeye daha kolay yansıtılıyor. Yani daha yüksek olan maliyetler, TÜFE’ye yansıyacak ve enflasyon devam edecektir.

Enflasyonda panik yaşıyoruz

Türkiye’de enflasyonun iki temel nedeni var… Birisi öteden beri devam eden, kamu kaynaklarının seçim odaklı olarak popülist amaçlı kullanılması, devlette kurumsal yapının kaybolması, spekülatif ve kırılgan piyasa yapısı, sektörel ve faktörel dengelerin bozulması, faktör verimliliğinin düşmesi, düşük kapasite, yurt dışına maddi ve beşeri göç gibi yapısal nedenler; İkincisi ise, Hükümetin hedeflerinin Türkiye’nin gerçekleri ile farklı olması ve bu nedenle devletin dışlanması, Merkez Bankası’na aşırı müdahale ve dalgalı kur da ısrar edilmesidir.

Bugün bu sorunlara ek olarak bir de üreticide ve tüketicide başlayan panik sorunu eklendi. Paniğin nedeni siyasi iktidarın halkı kamplaştırması, dış politikada ve ekonomide, kör gözüm parmağına denecek kadar fahiş hataların yapılmasıdır. Bu hatalar beklentileri de olumsuz etkiledi ve panik başladı. Üretici deposuna koyduğu malı, bir daha aynı fiyatla yerine koyamam diye gerçek maliyet üstünde artırıyor.

Söz gelimi Temmuz’da ara malı fiyatlar yıllık olarak yüzde 57,23 oranında arttı. Üretimde ithal girdi payı ortama yüzde 40 ve üzerinde olduğu için; ara malında Yİ-ÜFE’yi en fazla kur artışları etkiliyor. 2020 Temmuz ayında ortalama dolar kuru 6,8638 iken 2021 Temmuz ayında yani bir yılda yüzde 25 oranında artarak 8,6182 oldu. Üretimde ithal girdi payını yüzde 40 alırsak demek ki kur artışının Yİ-ÜFE’ye 10 yüzdelik puan katkısı oldu. İşçi ücretleri TÜFE kadar artmadı. Diğer giderlerle TÜFE kadar yüzde 18,95 oranında artsa bile, ara malında Yİ-ÜFE’nin yüzde 30’u geçmemesi gerekir. Buna rağmen neden ara malı fiyatları yüzde 57,23 oranında arttı. Bunun nedeni üreticinin panik yaşamasıdır.

Satıcı da aynı malı aynı maliyetle vitrine koyamam diye, fiyatını artırıyor. Tüketici de aynı malı tekrar aynı fiyata alamam diye, fiyat arttığı halde talebini kısmıyor.

Paniğin temel nedeni, halkın iktidara olan güveninin düşmesidir. Halk bu iktidarın başkanlık sistemi ile tamamen bocaladığını ve hatta kararları da panik içinde verdiğini düşünüyor.

Yine de bir çözüm var mı? Bugünkü iktidarla çözüm yoktur. Artık IMF de fayda vermez. Türkiye’nin bu kritik eşikten kurtulması için normal olanı hükümetin istifa etmesi Meclis’te bir seçim hükümeti kurulması ve Türkiye’nin seçime gitmesidir.