Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Eğitimde umutları yok etmeye devam…

Memleket yanarken, Türk Hava Kurumu uçakları ile ilgili tartışmalar sürerken, Karadeniz’de sel felaketi ortalığı alt üst ederken, olası erken seçim gündemi baş sıralarda yer alırken, Sedat Peker, Burhan Kuzu, Aliye Uzun meseleleri ortalığı kasıp kavururken… Baş belası Pandemi’den hâlâ kurtulamazken, tüm bunların gölgesinde eğitimde yaşanan, yok olan umutlar… Sessiz derinden…

Pandemili yıllarımızın bu yılki ilk eğitim kurbanları LGS’ye, namı diğer Liseye Geçiş Sınavı’na giren öğrencilerimiz oldu… Uzaktan eğitim, parası yatırılıp, yarım yamalak gidilebilen dershaneler… Gideni bin pişman, gitmeyeni o hesap… Dershaneye gönderemeyen veli üzgün… Sanki çok şey kaçırıyormuşçasına… Biraz da mahcup çoluk çocuğa… Malum ekonomik koşullar, işsizlik, yetmeyen maaşlar… Kolay değil özel ders aldırmak ve de o maliyetleri karşılamak… Tüm bu gerçekler ile yaşamıyor gibi olabildiğince zor sorularla karşı karşıya bırakılan öğrenciler… Sonuç hüsran, birçok öğrenci ve veli için… Başkası da sürpriz olurdu zaten… Gören yok yönetenlerden tüm bu eşitsizliği, düzensizliği… Yıkılan, yok edilen umutları gören yok…

Başkent’in köylerinden birinden bir kız öğrenci… Hikayesini bire bir dinlediğim… LGS’de açıkta kaldığını anlatıyor arkadaşlarına… Anneannesinin aslında merkezde oturduğunu ama babasının onun yanında kalıp, okumasına izin vermediğinden dertleniyor… Açıktan lise okumaya mecbur kalanlardan… Pırıl, pırıl bir kız çocuğu, okumak istiyor ama çaresiz bırakılanlardan… Açık lise ile bu işin olmayacağı aleni… Her ne kadar açıktan okuyacağını söylese de, çok sürmez, çocuk denecek yaşta evlendirilecek besbelli…

İki ablasının okula gidebilmesi için 1968 yılında Erzurum’dan, köyünden neyi var neyi yok satıp, Ankara’ya göç etmiş bir babanın kızı olarak, 53 yıl sonra memleketin Başkent’inde bir kız çocuğunun eğitimde yaşadığı bu çıkmazı görmek içimi acıtmanın ötesinde bir hâl yaratıyor bende… Utanıyorum dinlediklerimden… Eğitimde yaşanan acizlikten, beceriksizlikten, eşitsizlikten…

LGS’nin ardından yaşanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) … Yine olabildiğince sağlıksız bir sınava hazırlık süreci yaşanan… Ve tabi ki sonuç bolca başarısızlık… Yerleşti, yerleşemedi derken, zorunlu ve de istenmeden tercih edilen bölümler… O işin sonu zaten malum… İstediği bölümden mezun olduktan sonra yıllarca işsiz ya da alanı dışında çalışanlar varken, istemediği bölüm mezununun halini yazsak ne çare… İŞKUR önünde bekleyenlere ilave kontenjan açmaktan başka bir icraat değil tüm bunlar eğitim sistemimizde…

Şimdi geldik yeni sınav sonuçlarına… Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile gönlündeki üniversiteye “Belki girebilirim” çabalarıyla hazırlananlar… Maalesef yine boş hayallere neden olacak sınav sonuçları… Bir sonrası diye bir kurgu da yok çok fazla DGS’liler için… Gitti bir yıllık emek onlar için de…

Çok sıkışınca yapılan en fazla ilgili bakanı değiştirmek… İşlem tamam, eğitimde sorun falan kalmadı, bitti! Bitirdiler…