Bu defa da istifa edecek, hesap verecek yok mu?

“Havadan müdahale “en acil ve etkin” tedbir iken, Türk Hava Kurumu ve uçaklarının devre dışı bırakılması, zamanında ve yeterli “hava müdahalesi yapılamaması” da Felaket Gündeminin başına yerleşti; “Neden” sorusuna tatmin edici cevap verilemiyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

28 Temmuz’da Manavgat’ta, bir gün sonra da Marmaris’te başlayan yangın felaketi Denizli ve Isparta illerine de atlayarak hâlâ sürüyor… Ağır bir bilanço var.

Yangınlara zamanında müdahale edilemediği ve “hava müdahalelerindeki büyük eksiklikten” dolayı, ormanlar, köyler, siteler, tarlalar, seralar yandı, 8 can kaybı oldu, binlerce hayvan öldü. Vatandaşlar büyük tepki gösterdi. “Bu kaçıncı büyük felaket, neden sorumlu yetkililer, Orman Bakanı, Orman Genel Müdürü istifa etmiyor. Görevlerini tam olarak yapmayan / yapamayanlar gene bedelini ödemeyecekler mi, hesap vermeyecekler mi?” sorusu her yerde sorulur oldu.

Havadan acil müdahale eksikliği tartışılırken, Türk Hava Kurumu’nun ve uçaklarının devre dışı bırakılması ile ilgili iddialar gündemin önemli konularından bir başkası oldu.

Akdeniz Bölgesi ağırlıklı olmak üzere 28 Temmuz’da başlayan ve hızla yayılan yangınların 5 Ağustos itibariyle yedi ilde devam ettiği ve 8 kişinin öldüğü açıklandı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 33 ilde 167 yangının kontrol altına alındığını, yedi ilde 16 farklı yangınla mücadelenin sürdüğünü duyurdu. Pakdemirli, 5 ilde 18 ilçe, 78 köy ve 2 bin 219 çiftçinin yangınlardan etkilendiğini belirtti.

Koordinasyon eksikliği, uçak ve benzeri söndürme araçlarının zamanında temin edilememesi nedeniyle Antalya ve Muğla’daki yangınlar büyüdü ve kontrol edilemez hale geldi. Bu iki ildeki yangınlar yerleşim yerlerini de tehdit etti. Birçok ev, işyeri, araç, büyük ve küçükbaş hayvan yandı. Vatandaşların, “pet şişe suları dahil” kendi imkanları ile yangınla mücadele etmeye çalışması dikkat çekti.

Yangınlar daha söndürülmeden yanan alanlarla ilgili tartışmalar da alevlendi. Toplu Konut İdaresi ev projeleri pazarladı. Orman sahalarının turizm amaçlı imara açılması ve bunun için Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yetki verilmesi bir başka tartışma konusu oldu. Yangınlarda 8 kişi hayatını kaybetti. Büyük ve küçük baş hayvanlar, kümes hayvanları ve ormanlarda yaşayan on binlerce hayvan öldü, orman ve tarım arazileri ile bölgedeki sera alanları küle döndü.

Yedi kişi tutuklandı

Antalya’nın Manavgat ilçesinde çıkan orman yangınıyla ilgili yakalanan zanlı, tutuklandı. Merkez Kavaklı Mahallesi Side Kavşağı’nda 28 Temmuz’da çıkan yangınla ilgili C.Y. (16), 30 Temmuz’da gözaltına alınmıştı. Daha sonra 12 yaşında bir çocuk da gözaltına alındı. Muğla’nın Bodrum ilçesindeki Mumcular’da çıkan orman yangınıyla ilgili olarak üç kişi ‘tedbirsizlik sonucu yangına sebep olmak‘ suçundan tutuklandı. Yangının, zanlıların arabadan attığı sigara izmariti nedeniyle çıkmış olduğu belirtildi. Muğla’nın Milas ilçesinde makilik ve zeytinlik alanlarda çıkan yangınla ilgili ise 4 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden 3’ü tutuklanırken, 1’i ise adliye kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

6 ülkeden hava desteği geldi

Orman yangınlarıyla mücadeleye Azerbaycan, İran, Rusya, Hırvatistan, İspanya ve Ukrayna’dan toplamda 19 hava aracı destek verirken bunlardan 16’sı ücretsiz katkı sağladı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yangına müdahale için yurt dışından gelenlerle amfibik uçak sayısının 6’ya, helikopterlerin ise 57’ye çıktığını, 9 tanker uçağıyla toplam 72 hava aracına ulaşıldığını belirtti.

Kemerköy Termik Santrali etkilendi

Üç termik santralin de bulunduğu Muğla’da alevler Kemerköy Termik Santralı’ne ulaştı. Santralde yanıcı ve patlayıcı maddeler önceden boşaltıldı, çalışanlar da tahliye edildi. Alınan tedbirler ve santralin çevresine kazılan hendeklere rağmen alevler Santral binalarına sıçradı. Kemerköy Termik Santrali’nden yaklaşık yedi kilometre mesafede Milas’taki ikinci termik santral olan Yeniköy Termik Santrali de bulunuyor.

********

KUTU…

THK UÇAKLARI NEDEN DEVRE DIŞI?

Yangınlar, THK’nın yangın söndürme uçaklarının devre dışı bırakılmasını da gündeme getirdi. Vatandaş ve muhalefet, THK’nın yangın söndürme uçaklarının hangarda çürümeleri, “su tanklarındaki 100 litre su kapasitesi eksikliği” nedeniyle ihalelere katılamamaları ve tecrübeli pilotların da kayyım atandıktan sonra işten çıkarılması konusunda iktidardan tatmin edici cevaplar bekledi.

Yangınla ilgili uçakların müdahalesi ile ilgili tartışmalar sürerken farklı açıklamalar dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “THK’nın şu anda elinde buralarda rahatlıkla kullanılabilecek uçak yok” derken, THK’dan yapılan açıklamada “Kurumumuz tarafından operasyonları yönetilen toplam 20 hava aracımız Manavgat’taki yangın dahil ülkemizin her bölgesinde devam eden yangınlara ara vermeden müdahalede bulunmaktadır” denildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı ise “Bu uçaklar yangınlarda etkili ve verimli olarak çalıştırılamadığından yangınlara müdahalede zafiyet oluşturmaktadır. Artık eskimiş ve miadı dolmuş, isterlerse bin defa söylesinler eskimiş ve miadı dolmuş herhangi bir uçağı kullanma lüksümüz yok” açıklaması yaptı.

 “4 milyon dolarlık yatırım lazım”

THK’ya 2019’da atanan kayyım heyetinin başkanı Cenap Aşçı, CNN Türk’te yaptığı açıklamada, kendilerinden önceki yönetimin uçakların bakımını yaptırmadığı için şu an kullanılamaz halde olduklarını, bu nedenle de uçak kiralandığını söyledi. Aşçı, “2010 yılından sonra başlayan mali krizde bu uçakların yıllık bakımları yapılmamış. Bu uçakların kurallara göre takılan, sökülen her parçasının standardize olması lazım. Üretici firma ile temas ettik. Kanada’dan gelip baktılar. Bir takım parçaların standart dışı olduğunu tespit ettiler. Onları tamamlamaya çalıştık” ifadelerini kullandı.

“Bu uçakları kaldırmam için şu anda 4 milyon dolarlık bir yatırım yapmam lazım” diyen Aşçı, 1,5 milyar borcu olan bir kurumun, almadığı bir ihaleye yatırım yapma şansı yok.” dedi.

“6 uçak faal”

 2015-2018 yılları arasında THK Merkez Denetleme Kurulu başkanlığını yapan Bayram Duman ise Halk TV’ye yaptığı açıklamada 9 uçaktan, 6’sının faal olduğunu ve diğerlerinin de masrafları karşılandıktan sonra faal hale getirilebileceğini belirterek şöyle dedi: “Uçaklar eski deniliyor ama bizim uçaklarımız, İspanya, Fransa, Almanya, İtalya, Yunanistan’ın kullandığı uçaklarla aynı kapasitededir.”

2018’e kadar kullanıldı

Vatandaş, uçakların standart dışı olduğunun söylenmesine rağmen 2018 yılına kadar neden kullanıldığını soruyor. Cenap Aşçı da THK’nın envanterindeki uçakların 2018 yılına kadar Orman Genel Müdürlüğü’nün yangın söndürme operasyonlarında kullanıldığını doğruladı. 2016 tarihinde ise Anadolu Ajansı, Türk Hava Kurumu’na ait uçakların fotoğraflarını paylaşarak, “Türkiye’den gönderilen yangın söndürme uçakları, İsrail’deki yangına müdahale ediyor” haberini servis etmişti. Haberin bir sosyal medya kullanıcısı tarafından paylaşılması üzerine, iktidar tarafından “performansı yetersiz” denilen uçakların 2016’da İsrail’deki orman yangınını söndürmek için kullanılması sosyal medyada gündem oldu.

“100 litre yüzünden ihaleye alınmadık”

 Diğer taraftan bakanlığın, son iki yıldır ihalelerde şartnameye minimum 5 bin litre su kapasitesi şartı koyduğu ve bu sebeple 4 bin 900 litre kapasiteli THK uçaklarının ihaleye katılamadığı da iddia ediliyor.

Kayyum heyeti tarafından görevden alındığını aktaran Bayram Duman aynı televizyon programında yaptığı açıklamada, “Biz 2020 ve 2021 yılında 100 litre yüzünden ihaleye alınmadık. ‘Uçaklarımız kullanılamaz’ deniliyor. Hayır, bu uçaklar her zaman kullanılabilir” diye konuştu.

 Rus uçaklarına ne kadar ödeniyor?

THK uçaklarını devre dışı bırakan hükümet, yerine Rusya’dan yangın 3 söndürme uçağı kiraladı. THK uçaklarının saatlik maliyetinin 11 bin dolar olacağını belirten eski THK Merkez Denetleme Kurulu Başkanı Duman, 3 Rus uçağına günlük 1,3 milyon lira ödendiğini de iddia etti.

******

TÜRK HAVA KURUMU VE İDDİALAR…

* “Orman yangınlarıyla mücadelede en önemli unsur; Hava müdahalesi… Ama… Hava müdahalesini yapacak uçaklarımız yok… Olanların bakımları (THK uçakları) yapılmamış…

* O uçakların sahibi THK’nu ihalelere sokmamak için şartnameler “5 tonluk su haznesi” olarak hazırlandı. THK uçakları haznesi 4.900 ton!..

* “4 milyon dolara bütün bakım ve yedek parça ihtiyaçlarını karşılanacak olan” THK uçaklarının bu maliyetine karşı, Üç Rus uçağının Türkiye’ye bedeli günlük 1.3 milyon lira olmak üzere toplamda 203 milyon lira. Üstelik “uçuş saati garantisi de verilmiş” olarak.

* “THK yok edilmek isteniyor” iddiası yaygın… Deniyor ki; “Kurban Derisi / Bağırsak / Fitre / Zekat bağışlarının bütünüyle Tarikat Vakıflarına kalması isteniyor.”

*********

BAKAN; “MEMURLAR BİNMEYE KORKUYOR…”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli “Memurlarımız Türk Hava Kurumu uçaklarına binmek istemiyor, korkuyorlar” diyor.

Uzmanlar soruyor; “Yangın söndürme uçaklarında memurların işi ne; uçakları uçuracak olan pilotlar değil mi? Türk Hava Kuvvetlerinin uçaklarına binip binmeme kararını Milli Savunma Başkanlığı memurları mı veriyor? Bu nasıl bir açıklama?.. Kim bu memurlar, bir tanesini çıkarıp konuştursalar ya…”

****************

EM. HAVA KORGENERAL “ESKİ” GENEL BAŞKAN: “UÇARLAR”

Bakanın “memurlar korkuyor, binmiyorlar” sözlerine karşı Hava Korgeneral “eski THK” Başkanı Erdoğan Karakuş diyor ki; “Türk Hava Kurumu uçaklarının bakımları yapılsa hepsi uçacak durumdaydı…”

Karakuş, THK genel başkanı olduğu dönemde yangınla etkili mücadele ettiklerini söyleyerek şu açıklamaları yaptı: “…19 tane kıvrak uçağım vardı. Küçük uçak yani. Bu uçaklar dağların tepelerin arasına girip orada ateşin olduğu yere suyu vurur. Bunlar yapılmadığı surette orman yangınlarının önünün kesilmesi mümkün değildir. Ben THK’nın başkanıyken bir yılda hatırladığım kadarıyla 176 yerde yangın çıktı. Hepsini söndürdüğümüz için orman yangınları gündem bile olmadı.”

“… 10 uçak kenarda atıl duruyor. Kullanılır durumda olan altı uçak da su miktarı az olduğu gerekçesiyle kullanılmıyor. Orman yangını başladıktan 15 dakika sonra söylediğim uçaklarla oradaysanız, yangın söndürülüyor.”

“… Orman Bakanlığı’nın yangın söndürme uçağı ihalesine THK iki yıldır katılamıyor. Son olarak 9 Mart’taki ihaleye de katılmadı. THK’nın ihaleye kendi uçaklarıyla katılamamasının nedeni ise 5 bin litre şartı. THK’daki uçaklar ise 4 bin 900 lira su kapasitesi var.”

“… Sabotaj iddiaları var. Ormanları yakıyorlar. Daha önce de oluyordu. Ama siz yangını söndürünce adam diyor ki ‘Bu iş olmuyor.’ Ama şimdi olduğunu görüyor.”

 Karakuş, “kiralanan” Rus uçaklarının büyüklüğü nedeniyle yangını söndüremeyeceğini de söylüyor: “Yangınlarda küçük uçak kullanılır zaten. Büyük uçak kullanılmaz. Rusya’dan aldığımız uçak 10 ton atıyor ama büyük olduğu için vadilere giremiyor. Bu nedenle söndüremez.”

******

İŞTE “İHALELERE ALINMAYAN” THK: CUMHURBAŞKANI DAHİL, KİMLER VAR!..

 THK Tüzüğü Madde 3 / b: “Cumhurbaşkanı, kurumun ‘onursal’ başkanıdır.”

Türk Hava Kurumu Büyük Genel Kurulun yapısı:

Madde 11 – Büyük Genel Kurul, aşağıda belirtilen delegelerden meydana gelir: a) T.B.M.M. Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Jandarma Genel Komutanı, Ankara Valisi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türk Hava Kurumu Genel Başkanlığı yapanlar.

b) Başbakanlıktan daire başkanı veya daha üst düzeyde bir delege, Savunma Sanayii Müsteşarlığından daire başkanı veya daha üst düzeyde bir delege, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı, Genelkurmay Harekat Başkanlığından iki delege, K.K.K.lığı Havacılık Daire Başkanlığından iki general veya şube müdürü düzeyinde delege, Dz.K.K. ve J.Gn.K.lığından birer delege, Hv.K.K.lığından muvazzaf veya emekli general ile şube müdürü düzeyinde toplam beş delege, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürü, Diyanet İşleri Başkanlığından, Türkiye Kızılay Derneğinden, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumundan birer delege, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri, Milli Eğitim, Tarım ve Köyişleri, Kültür ve Turizm ile Çevre ve Orman Bakanlıklarından daire başkanı veya daha üst düzeyde birer delege, TRT, D.H.M.İ., Sivil Havacılık, Posta ve Telgraf Teşkilatı ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüklerinden birer delege, mesleki ve teknik yönden havacılık eğitimi veren üniversitelerden birer delege, Muhtarlar Federasyonundan bir delege, Ankara’daki her üniversiteden ve GATA’dan öğretim üyesi olmak kaydıyla birer delege.

c) THK Genel Başkanı, Genel Yönetim, Merkez Denetleme ve Merkez Disiplin Kurulu asıl üyeleri.

d) THK şube başkanları ve 12’nci maddede belirtilen esaslara göre şube başkanları da dahil olmak üzere azami 600 kişiden oluşan ve şube genel kurullarınca seçilecek delegeler.

********

11 başkandan çağrı: “THK uçaklarını aktif hale getirmeye hazırız”

THK yangın söndürme uçaklara ile ilgili 11 CHP’li büyükşehir belediye başkanından ortak açıklama geldi. 11 büyükşehir belediye başkanı yaptığı ortak açıklamayla, THK elindeki yangın söndürme uçaklarını aktif hale getirmeye hazır olduklarını, tüm bakım ve işletme giderlerini karşılamaya hazır olduklarını duyurdu.

Başkanların orman yangınlarına ilişkin aldığı ortak kararlara göre, kurulacak ortak bir komite ile yanan alanların tespiti yapılacak, alanında uzman kişilerden bir Bilim Kurulu oluşturulacak. Başkanlar, “Yetkili kurumlar tarafından izin verilmesi halinde, 11 Büyükşehir Belediyesi tarafından tekrar aktif hale getirilecek olan yangın söndürme uçaklarını, gerektiği her an koordinasyon halinde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kullanımına sunacağımızı da beyan ederiz” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un da katıldığı toplantıda; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş hazır bulundu.

Açıklamada, “Belediyelerimize duyulan güven nedeniyle yapılan yardımlara, kimi yerlerde el konulması da kabul edilebilir bir durum değildir” denildi.

Başkanların toplantıda aldığı kararlara göre, kurulacak ortak bir komite ile yanan alanların tespiti yapılacak. Alanında uzman kişilerden bir Bilim Kurulu oluşturulacak.

******

“İSTİM ARKADAN GELSİN!..”

Ekmel Totrakan (Emekli Koramiral) – 1997 senesinde emekli olunca, hemen hemen ayni günlerde Dünya Gazetesi sahibi rahmetli Nezih Demirkent, Beni Gazetesinde “Yorum ve İnceleme” sayfasında, yazılar yazmağa ve bir de Gazete’nin İzmir’deki Ege Bölge Temsilciliği görevine davet etmiş, Ben de 16 – 17 sene o sayfada devamlı yazılar yazmıştım. Bugünlerde yaşadığımız facia/felakette, yukarıda sözünü ettiğim sayfalarda 2009 yılında “İstim Arkadan Gelsin” başlığı ile çıkan ve aşağıda sadece bir paragrafını verdiğim yazımda belirttiğim  öngörüsüzlüğün ve tedbirsizliğin rolü yok mu?.

Ayrıca yanılmıyorsam!.. Ziya Paşa’ya atfedilen “Evvela eyle tedbir sonra kıl derde deva” sözü de ayni paralelde değil mi? Ama en acısı bu gibi felaketlerde, yönetim kadrolarında görevli birinin de çıkıp suçu hep etrafta arayacağına, “Bu işte hatalı/suçlu benim” demesini ne zaman göreceğiz? Ülke yandı kül oldu, ortada suçlu yok…

***

İSTİM ARKADAN GELSİN: Bu kelime dilimizde bildiğiniz gibi “sitim” olarak kullanılır ama, bu deyimde “istim” olarak kullanıla gelmiştir. Bu gibi sözler uzun yılların deneyiminden sonra ortaya çıktığı için kanaatimce doğrulukları tartışılmaz. “Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur” sözü de aynı sınıfa girer ve galiba bu söz de tam bizim için söylenmiş bir sözdür. Siz, ormanlarımız yanmadan önce, sel suları insanlarımızı, malımızı mülkümüzü alıp götürmeden önce, depremde evlerimiz yıkılmadan önce önlem alındığını görüp duydunuz mu? (2009’da yazıldı)!..

***

Deniz Kuvvetlerinde görevli iken 1971 senesinde ABD’ye yine bir görev gereği gittiğimde o süre içinde tanıştığım, 2.Dünya Harbi’nde Pasifik Savaşlarında bir Deniz Piyade eri (Marine)olarak savaşmış, o cehennemi yaşamış ve halen bir fabrikada görevli bir Amerikalı, ailesi ile de tanıştırmak üzere,  Beni  bir akşam, evine yemeğe  davet etti. Eve girdiğimde açılan kapı kapanınca, kapının arkasında askıya asılı 1 itfaiyeci mihveri, dizlerinin altına kadar gelen sıcağa dayanıklı yağmurluk gibi bir giyecek ile küçük bir balta, 1 çift çizme ve içinde yangında kullanılacak bazı malzemeler olan bir çanta gördüm. Bunlar karşısında merak ettiğimi gören ev sahibi Bana, “orada hemen hemen her mahallede gönüllü sivil itfaiyeciler olduğunu, her hangi bir yangın olduğunda hangi mahallenin gönüllü itfaiyecilerine ihtiyaç olduğunu, kilise çanlarından anlayarak, hemen bu  teçhizatla toplanma mahalline gidilip, resmî itfaiyeci sahne amirinin emrine girilerek görev için beklendiğini ve zaman zaman da yangın söndürme eğitimlerinin yapıldığını” anlattı.

Ben ki, diğer meslektaşlarım gibi Deniz Kuvvetlerimizde çok hayati ve önemli olan Yangın ve Yara Savunma eğitimlerinden birçok defa geçmiş, gemilerde denetlemelerde ve/veya gemi içi eğitimlerinde meslek hayatım boyunca deneyim kazanmış biri olarak bu örnek karşısında hayranlığımı gizleyememiştim. Yani demek istediğim, yangına topyekun karşı koymanın bir de bu tarafı var.

Bu felaketin biran önce sonuçlanmasını diliyorum. Ama her şeyden önce, psikolojideki içe bakış metodu gereği “Ben/Biz nerede yanlış yaptım/yaptık “ sualine, ellerimizi vicdanımıza koyarak dürüst ve samimi cevaplar ile bu kusurları giderecek çözümleri hiç vakit geçirmeden saptayıp derhal yerine getirmeğe başlamalıyız. Tüm Ülkeme geçmiş olsun ve başımız sağolsun, kayıplarımız üzerinde Tanrımın rahmeti daim olsun.