Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda erken tedavi önemli

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) çocukluk çağında en sık görülen ve hayat boyu sürebilen gelişim bozukluklardan olduğunu belirten Özel Egepol Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Ege Ece Birsel, erken tedavinin önemli olduğunu söyledi.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ege Ece Birsel, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun hareketlilik, dikkati sürdürmekte zorlanma ve dürtü denetim kontrolünde bir takım güçlükler yaşanması ile kendini gösterdiğini dile getirdi. Birsel “Dikkat eksikliği, kişinin yaşına ve bilişsel düzeyine oranla odaklanmada güçlük yaşaması, bir yönelgeye odaklandıktan sonrada dikkatinin dış uyaranlarla kolayca dağılması, sık sık dikkat hataları yapması, dikkatsizlik yüzünden sık sık yaralanması, plan yapmakta ve organize olmakta güçlük yaşaması olarak tanımlanır. Dürtüsellik, çocuğun ya da bireyin dürtülerini kontrol etmekte zorlanması, sabırsız olması, eylemlerinin sonuçlarını düşünmemesi olarak tanımlanır. Hiperaktivite ise, çok konuşkan olması ve kendi yaş ve bilişsel seviyesine göre çok hareketli olmasıdır DEHB’nin nedenlerine baktığımızda genetik özellikleri incelediğimiz, ailede böyle bir öykünün varlığı, psikososyal nedenler ve bir takım nörokimyasal dengesizliklerden kaynaklandığı düşünülmektedir” diye konuştu.

ODAKLANMA SORUNU VE DİKKAT DAĞINIKLIĞI

DEHB’nin zeka gelişiminden bağımsız farklı gelişen bir durum olduğuna dikkat çeken Ege Ece Birsel, şunları söyledi: “ Belirtiler, okul öncesi dönemde anne babanın gözlemi ile ve okulda ise öğretmenlerinin gözlemi ile fark edilmektedir. Okul öncesi dönemde en çok karşılaştığımız belirtiler ise; çocukların arkadaşları ile oynarken sırasını beklemekte zorlanması, oyun arkadaşları ile oyun kurallarına uymadığı için zorluk yaşaması anlaşamaması ve aktivitelerde çok çabuk sıkılması gibi belirtilerdir. Çocuklar okula başladıklarında ise bu belirtilerin net bir şekilde ortaya çıktığı dönemdir. Çünkü bu dönemde çocuklar kurallara ve yönergelere uyması gerektiği, aynı zamanda da belirli zaman aralığında dikkatini derslerine ya da sınavlarına vermesi gerektiği için net bir şekilde fark edilmektedir. DEHB’de erken tanı ve müdahale önemlidir. Eğer doğru tanı ve tedavi yöntemleri uygulanmazsa ve bozukluğa ait semptomlar devam ederse, tüm bu belirtilere ek olarak ve ilerleyen dönemlerde ergenliğin getirdiği süreçlerle birlikte davranışsal sorunlar ve uyumsuzluklarda görülebilmektedir”

MOXO TESTİ VE KLİNİK GÖRÜŞME İLE TANI KONULUYOR

DEHB tanısı konulurken klinik görüşmenin yanı sıra objektif veriler veren, MOXO testinin kullanıldığını kaydeden Psikolog Ege Ece Birsel, şöyle devam etti: “ Tanı koyabilmek için, çocuğun hangi alanda daha çok semptom gösterdiğini ve hangi durumlardan etkilendiğini gösteren MOXO testini kullanmaktayız. Burada çocuğun hangi alanda zorlandığını dikkatinin neden dolayı dağıldığını ve hangi koşullarda odaklanmakta güçlük çektiğini objektif olarak gösteren MOXO testi bize çok yardımcı olmaktadır. MOXO testi dünyanın birçok yerinde uygulanan 6 ile 65 yaş arası uygulanan bir testtir. Bu testte çocuğun ya da yetişkinin dikkat, hiperaktivite, dürtüsellik ve zamanlama gibi performansları objektif bir şekilde değerlendirilmektedir. Bu test bilgisayar ortamında online olarak yapılırken bizim de gözlemimiz sürdürülmektedir. Bu sayede birey, hem online olarak testte değerlendirilip objektif veri vermekte hem de uzmanın klinik gözleminden geçmektedir. Bu testte program tarafından işitsel çeldiriciler, görsel çeldiriciler ve hem işitsel hem de görsel çeldiriciler sunulmaktadır. Bu çeldiriciler karşısında çocuğun vermiş olduğu tepkilerin dikkati ve zamanlaması üzerindeki performansı incelenir ve bize objektif veriler verir. Eğer bu semptomları fark ettiyseniz ve odaklanmakta problem yaşıyorsanız bir uzmana başvurup MOXO testini isteyebilirsiniz”