Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

“İzmirli Dario” yayınlandı

1950´lerde müzik alanında dünya çapında ünlenen Yahudi asıllı sanatçı Dario Moreno´nun dramatik hayatını anlatan ve ünlü prodüktör Erkan Özerman tarafından kaleme alınan ´İzmirli Dario´ kitabı satışa çıktı.

Kitapta, Moreno’nun sıkıntılı çocukluk döneminden, yeteneklerinin keşfedilmesine ve başarıyı ülke dışında yakalamasına kadar olan serüveni yer alıyor. Moreno’nun trajik olaylarla dolu hayatını yakın dostu Erkan Özerman’ın anılarından öğreniyoruz.

Dario Moreno, İzmir’de yetişmiş, vatani görevini Türk ordusunda yapmış, sanat hayatına Türkiye’de başlamış ve başarıya ulaştıktan sonra Avrupa’ya giderek dünyada popüler olmuştu.

Kitabın arka kapağında da belirtildiği üzere, Dario’nun milyonlarca plağını satın alan hayranlarınca onun gerçek hayatı ve Türk olduğu bilinmiyor. Oysa ‘İzmirli Dario’, hiçbir zaman başka bir ülkenin vatandaşlığını kabul etmemiş ve yaşamı boyunca da Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu gururla taşımıştır. Bu kitap ünlü şarkıcının dramatik öyküsüdür.

CÜNEYT ARKIN SERGİSİ AÇILDI

Koleksiyoner ve araştırmacı Ulvi Sulaoğlu’nun koleksiyonlarından oluşan “ Artist Defteri Cüneyt Arkın Başrolde” isimli sergi, Büyükçekmece Belediyesi tarafından düzenlendi. Sulaoğlu’nun koleksiyonlarından oluşan sergi izleyenlerin büyük beğenisini kazandı. Aynı zamanda Collection Club üyesi de olan sergiyi bazı üyeler de izledi…

Collection dergisi sahibi ve genel yönetmeni İzmirli Şerif Antepli yaptığı konuşmada, Cüneyt Arkın’ın sinema kültürümüzdeki yerini belirtti. Tekerlekli sandalye ile sergiye gelen Cüneyt Arkın sevenleriyle buluştu.

24. ALTIN GÜVERCİN BESTE YARIŞMASI FİNALİSTLERİ BELİRLENDİ

Bu yıl 24’üncü kez düzenlenecek olan Türkiye’nin ilk ve tek beste yarışması Altın Güvercin’in finalistleri belirlendi. Jüri Başkanlığını prodüktör ve Altın Güvercin Beste Yarışması Koordinatörü Ali Rıza Türker’in üstlendiği Ön Jüri tarafından yapılan dört günlük değerlendirme ile belirlenen 10 beste büyük final gecesinde dereceye girmek için yarışacak.

Aydın Büyükşehir Belediyesi, Kuşadası Belediyesi ve Kuşadası Altın Güvercin Kültür Sanat ve Tanıtım Vakfı (KUSAV) iş birliğinde bu yıl 24’üncü kez düzenlenecek olan Altın Güvercin Beste Yarışması için geri sayım başladı. 397 bestenin başvuru yaptığı yarışmanın birbirinden değerli müzik otoritelerinden oluşan Ön Jürisi tarafından İstanbul Point Otel’de yapılan dört günlük teknik ve müzikal değerlendirmeler sonucunda 10 finalist parça belirlendi.

Jüri Başkanlığını Ali Rıza Türker’in Yaptığı Ön Jüride gitarist, besteci ve Kurtalan Ekspres üyesi Ahmet Güvenç, gitarist, besteci ve yorumcu Doğan Canku, piyanist, aranjör ve orkestra şefi Eser Taşkıran, piyanist, besteci ve konservatuvar öğretim üyesi Mine Mucur, yorumcu Serenad Bağcan ile gitarist, besteci ve yorumcu Vedat Sakman yer aldı. 12 Eylül’de Kuşadası’nda düzenlenecek ve ulusal bir TV kanalından naklen yayınlanacak olan, Altın Güvercin Beste Yarışması’nın Büyük Finali’nde yer alacak şarkılar ve yaratıcıları aşağıda yer alan isimler ilişikteki tabloda bildirildi.

SİNEMA HATIRALARIMIZI SUNDUK..

Bizim ev belgesel stüdyosu oldu

“İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali” kapsamında,. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in büyük desteği gerçekleşen nitelikli ve seçkin festivalimizin yönetmeni Vecdi Sayar dostumuz, Çeşme’deki evimize ekibi ile teşrif ederek hazırlanmakta olan “İzmir’de Sinema” isimli belgesel için sinema hatıralarımızı kayda geçirdiler.

Festival Yönetmemi Vecdi Sayar Beyefendiye, görüntü yönetmeni İsmail Orhan Toraman ve kameraman Bora Balcı’ya, saatler süren çalışmalarımız için teşekkür ederim.

Bu çalışma sebebiyle anlattığım hatıralarım içinde, sadece 1950 sonrası İzmir ve Karşıyaka sinemaları hakkında söylediklerimi çok kısa olarak buraya aktarıyorum, eskilerin güzelim sinema hatıralarını canlandırması için.

ELHAMRA’DA ZELZELE

Hatırladığım ilk sinema hatıram, annemle 1955 yılında birlikte gittiğimiz Elhamra Sineması’nda oynayan “Cyrano de Bergerac” filmi idi. Benim annem çok gezerdi; ama sahillere, parklara, konu komşuya, çarşılara filan değil; tiyatrolara, sinemalara, opera ve baleye, senfoni konserlerine, temsillere giderdi, beni de elimden tutarak oralara sürüklerdi.. Babam ise bize hiç katılmazdı, bahçede çiçek budamak ve fidan dikmekle meşguldü.

Bir gün yine Karşıyaka’dan vapura bindik, Milli Kütüphane yanındaki Elhamra Sineması’nda kapıya yakın bir sıra başına oturduk. Uzun ve garip burunlu utangaç bir Fransız Şövalyesi’nin vurgun olduğu kuzeni Roksan’a olan aşkını anlatan “Cyrano de Bergarac” isimli 1950 – ABD yapımı bir siyah-beyaz filmi izlemeye başladık.. Başrollerde Jose Ferrer ile Mala Powers oynuyordu..

Filmin ortasında Elhamra, müthiş sallanmaya başladı.. Bina kuzey-güney yönünde gidip geliyordu. Annem beni kaptı, kapıya atıldı, ama orta yolda yere kapaklandı. Ben kendimi kurtardım ama tüm salon annemin sırtına basarak kendini dışarı attı. Annem yaralanmamıştı ama çok korkmuştuk. Bir daha İzmir’e Elhamra ve Tayyare sinemalarına gitmeme kaparı aldık, Karşıyaka’ya vapurda giderken.

DİLLERE DESTAN FİLMLER

Böylece Karşıyaka Sinemaların müdavimi olduk. Sırayla hangi sinemalarda hangi unutulmaz filmleri izledik ve bunlar beynimize kazındı.. 1955 – 60 arasını anlatıyorum.

Karşıyaka iskelesi karşısında Halkevi’nin alt katında “Atlas Sineması vardı. Raj Kapoor ile Nargis’in başrollerini paylaştığı “Avare Mu” filminde salonun tabanından gözyaşı nehirleri akıyordu. Yine aynı sinemada “Samson Dalila”yı izledik annemle. Victor Mature ve Hedy Lamarr, Yahudi Mitolojisi’nden kaynaklanan bir tarihi dönemi sanki film olarak hayata geçirmişlerdi. Heyecan içinde kalmıştık.

Sahilde “Melek Sineması” vardı. “Sissi” filmi gelince arka arkaya üç kez gidip izledik. Romy Schneider ve Karlhaınz Böhm’ün başrollarini paylaştığı bu romantik film, tarih ile aşkın birlikte harmanlandığı çarpıcı bir kordela idi. Bu filmdeki Romy’e böylece hayat boyu aşık oldum..

Çarşı içinde “Ses Sineması” vardı. “Rüzgar gibi Geçti” filmi geldiğinde, her seans için Karşıyaka çarşısı kilitlendi, binlerce kişi senemanın bilet gişesine hücum ettiler. Bunları unutamam. Başrollerde Clark Gable ve Vıvıen Laıgh yer alıyordu.

Bunlar kışlık sinemalardı..

1960’dan sonra Karşıyaka’nın her yerinden yazlık sinemalar fışkırdı. Açık Melek, Gül, İpek, Hayal, Simeranya, Holivud, Beyazıt, Zafer, Antınuç, Şan, Cihan ve Reşadiye Rüyam sinemaları artık yaz gecelerimizin tadı idiler.

Hazırlanmakta olan İzmir’de Sinema Belgeseli’ne daha bir çok şey anlattım. Galiba Vecdi Sayar Beyefendiden de “aferin notu” aldım. (Yaşar Aksoy)

İzmirli Yahudiler ve Birinci Juderia

Siren Bora’nın kaleme aldığı ‘Birinci Juderia: İzmir’in Eski Yahudi Mahallesi’ kitabı İzmir Musevi Cemaati Vakfı Yayınları ve Gözlem Yayın’ın işbirliğiyle yayınlandı. İzmir Musevi Cemaati Vakfı Yayınları tarafından İzmirli Yahudilerin tarihine ve kültürüne odaklanan bir serinin ilk kitabı olan eserde, İzmir’in ilk Yahudi mahallesinin tarihi 17. yüzyıldan günümüze kadar ele alınıyor. İzmir ve çevresi üzerine yazdığı kitaplarla tanınan Dr. Siren Bora, İzmir Yahudi toplumunu derin araştırmaları ile gözler önüne sermekte.