Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Yangın Mevsimi

6831 sayılı Orman Kanunu, 104’üncü maddesinde “Mayıs ayı başından Kasım ayı sonuna kadar devam eden” süreyi, yangın mevsimi olarak nitelendiriyor.

İşte bu Yangın Mevsimi’nde, Ağustos ayının en sıcak günlerinde, ülke olarak biz de, bir yangın mevsiminin içinden geçiyoruz. Ne ormanlarımızın yangını bitiyor ne de yüreğimizin…

Böyle günlerde kelimeler anlamını yitiriyor, el kol bağlı, söylenecek sözler anlamsız kalıyor… Koca ülkeyi kucaklayıp sarma arzusu, çaresizlikle birleşiyor. Herkes bir yerinden tutuyor, herkes kendi bildiğince acıya çare olmaya çalışıyor… Böyle anlarda, insan kendini hem “çok işe yarar” hem “hiç işe yaramaz” hissediyor. Hem bütün alevleri söndürecek kadar güçlü, hem alevlerin arasında kaybolup gidecek kadar aciz…

Ne yazacağımızı, ne söyleyeceğimizi bilemediğimiz bu günlerde, konuyu kendi bildiğim yerden, yasal düzenlemeler eşliği ile ele almaktan başka çarem yok… Dilimde şarkıdan bir dua; “Bir bulut olsam, yüklenip yağsam, dökülsem damla damla toprağıma… ”

6831 sayılı Orman Kanunu 75’inci maddesi; Orman İdaresi’ne, yangınları önlemek amacıyla en çok beş yılda tahakkuk ettirilecek bir plan ve program dahilinde yangın emniyet yolları ve yangın kule ve kulübeleri yapmak ve bunları idare merkezlerine telli ve telsiz telefonla bağlamak yükümlülüğünü getiriyor. Yine aynı madde uyarınca, Orman İdaresi, yangın tehlikesinin fazla olduğu mıntıkalarda yangın mevsimine münhasır olmak üzere lüzum gördüğü yerlerde ve yeter miktarda yangın söndürme alet ve malzemesini havi motorlu vasıtalarla teçhiz ve takviye edilmiş yangın ekipleri bulundurma sorumluluğu altında.

Kanun’un yukarıda yer verilen lafzından, Orman İdaresinin, hali hazırda içinde bulunduğumuz Mayıs ayı başından Kasım ayı sonuna kadar süren yangın mevsiminde, önlemlerini arttırmak sorumluluğu altında olduğunu görüyoruz.

Hal böyle iken, yine Orman Kanunu’na göre, orman yangınlarına karşı vatandaşların bireysel yükümlülükleri olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Bu doğrultuda, ormanların içinde veya yakınında ateş ve yangın belirtisi görenlerin, durumu derhal Orman İdaresine veya en yakın muhtarlığa, jandarma dairelerine veya mülkiye amirlerine haber vermeye mecbur olduklarının altını çizmek gerekmektedir. Kanun uyarınca; yangın ihbarında devlete ait her türlü askeri ve mülki haberleşme vasıtalarından derhal ve parasız olarak faydalanılacaktır.

Yine Orman Kanunu’nda, Ormanlara ilişkin birtakım yasaklar açıkça sayılmıştır. Buna göre; devlet ormanlarında; Orman İdaresince belirlenen konak yerlerinden başka yerlerde gecelemek, ormanlarda izin verilen ve ocak yeri olarak belirlenen yerler dışında ateş yakmak veya izin verilen yerlerde yakılan ateşi söndürmeden mahalli terk etmek, ormanlara sönmemiş sigara veya yangına dolaylı olarak yol açabilecek madde atmak, ormanlara dört kilometre mesafede veya verimli/verimsiz devlet ormanı bulunan köy hudutları içinde anız veya benzeri bitki örtüsü yakmak yasaktır.

Orman yangınları açısından ise Kanun, ceza hükümlerine açıkça yer vermektedir. Kanun uyarınca; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak orman yangınına sebebiyet verenler iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Belirtmek gerekir ki, bu durumda, failin yangının söndürülmesine ve etkilerinin azaltılmasına yönelik çabaları veya meydana gelen zararın azlığı göz önünde bulundurularak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Zararın belirlenmesinde yangın sonucu tamamen yanan ağaç ve ağaççıkların değeri, kısmen yanan ağaç ve ağaççıkların değerinde meydana gelen azalma, alt tabaka orman örtüsünün yanması nedeniyle oluşan zarar ve toprağın humuslu tabakasının yanması nedeniyle meydana gelen verim kaybı dikkate alınır.

Kasten orman yakan kişi ise, on yıldan az olmamak üzere hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Devletin güvenliğine karşı suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde devlet ormanlarını yakan kişi bakımından ise ceza müebbet hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasıdır. Altını çizmek gerekir ki; yukarıda anılan suçların işlenmesi sebebiyle, ölüm veya yaralanmanın meydana gelmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı cezaya hükmolunacaktır. Ayrıca, muhafaza ormanı ve milli park olarak ayrılmış ormanlarda, ormanlara müteallik suçları işleyenlere verilecek cezalar iki misli olarak hükmolunacaktır.

Tüm kanuni düzenlemelerin, suça çare, suçluya caydırma niteliğine bürünmesi; kanunun öngördüğü önlemlerin eksiksiz şekilde alınması temennisiyle…