Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘ittifak’ politikaları

Son dönemde ardı ardına yaşanan olumsuzluklar, 19 yıldır iktidarda bulunan siyasal anlayışın, artık hemen her yönden çözüldüğünü ve tükendiğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla, birçok alanda ve olayda yaşanan yönetim -daha doğrusu yönetememe- krizleri, yeni siyasal seçenek arayışını gündeme getiriyor.

Reel siyasetin gereği

Gözler ister istemez iktidara temel seçenek konumundaki ana muhalefet partisi CHP’ye ve onun lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na çevriliyor. Özellikle son dönemlerde Kılıçdaroğlu, siyasal dönemin zorluklarına ve problemlerine karşı, akılcı ve gerçekçi politikalar ortaya koyuyor. Böylesi kritik bir dönemde, ‘ciddi ve sorumlu bir kamu yöneticisi/siyasetçisi’ örneği veriyor; örnek ve sorumlu bir siyasetçi profili çiziyor.

Özellikle de bunca hırpalanmış ve örselenmiş siyaset alanında, günümüz reel siyasetinin zorunlu bir gereği olan ‘ittifaklar’ politikasını çok iyi planlayıp, hayata geçiriyor. İzlediği bu birleştirici ve bütünleştirici siyaset anlayışıyla da ilgi görüyor ve başarı kazanıyor. Son yerel seçimler ve tekrarlanan İstanbul seçimi, bu başarının en somut/güzel örneğidir.

Millet İttifakı / demokrasi birlikteliği

Ülkemizde halkımıza dayatılan yeni yönetim ve seçim sistemleri, ister istemez siyasal ittifakları zorunlu hale getirdi. Bu gerçeği gören muhalefetin, ‘Millet İttifakı’ adı altında bir araya gelmesi doğru ve yerinde bir siyasal stratejiydi. CHP Genel Başkanı’nın, bu stratejideki belirleyici rolü ve inisiyatifi çok değerlidir. İttifakın temel bileşenleri CHP ile İyi Parti’nin liderleri Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener’in, karşılıklı güvene dayalı birlikteliği, ittifakın güvencesidir.

Millet İttifakı öncelikle bir seçim ittifakıdır. İktidar blokunun tüm baskılarına ve hamlelerine karşı ittifakın sürdürülebilmesi, muhalefet açısından önemli başarıdır. İttifakın daha da genişleyerek süreceği anlaşılmaktadır. Millet İttifakı’nın varlığı, iktidar karşısında yer alan en geniş muhalefet kesimlerinin demokrasi için işbirliği yapmasına engel değildir, olmamalıdır. Tam tersine, bu ittifak demokrasi birlikteliğinin temel harcıdır, ana halkasıdır.

İstanbul seçimi modeli

Demokrasi birlikteliğinin başarısına en güzel örnek, İstanbul seçiminin kazanılmasıdır. Dolayısıyla başka model arayışlarına ihtiyaç yoktur. Muhalefet blokunun İstanbul seçiminde izlediği yol haritası ve kazandığı başarı, tam anlamıyla bir siyasal başarı örneğidir, modelidir. Aslında bu model ve başarı, önümüzdeki sürece de ışık tutmaktadır.

Mevcut siyasal durumdan yakınan ve muhalefet blokunu oluşturan tüm partilerin ve siyasal çevrelerin, demokrasi için en geniş birlikteliği oluşturması temel zorunluluktur. Ülkemizde siyaset alanının tümüyle yenilenmesi ve yeniden yapılandırılması gerekiyor. Bunun ilk adımı da iktidar değişiminden geçiyor. Muhalefet bloku, tümüyle sonuca ve başarıya odaklanmalıdır. Hiçbir gerekçe ve ayrıntı, sonuca ulaşılmasının önünde engel olmamalıdır.

İktidarın HDP ve SP üzerine hesapları

İktidar, siyasal zeminin hızla altından kaydığının ayırdındadır. Bu nedenle de muhalefet blokunun gücünü dağıtmaya, kendine yeni dayanaklar oluşturmaya çalışıyor. Bu amaçla, muhalefetin zayıf halkası olarak gördükleri HDP ve SP üzerine hesaplar yapıyor. HDP’nin kapatılması davasıyla Kürt seçmenin kendisinden tamamen uzaklaştığını gören iktidar, bu çevrelerde yeni algılar oluşturmaya ve imaj tazelemeye çalışıyor. HDP içindeki muhafazakâr ve liberal siyasetçilere çengel atıyor. HDP’nin ve Kürt seçmenin, muhalefetten ve özellikle de Millet İttifakı’ndan uzaklaşmasını istiyor. Bu amaca yönelik olarak, ‘üçüncü ittifak’ manivelasını kullanıyor.

SP çevrelerine de Oğuzhan Asiltürk üzerinden yükleniyor. SP’ni iktidar blokuna çekmeye, o olmazsa bu partide iç karışıklık çıkartarak parçalamaya çalışıyor. Kısacası, karşısındaki muhalefet güçlerini olabildiğince ayrıştırmaya ve etkisizleştirmeye uğraşıyor. Siyaseten muhalefete geçen moral üstünlüğü yeniden kazanmak istiyor.

Adaylık tartışmaları

Muhalefet partileri/muhalif kesimler, bu oyunlara gelmemeli ve iktidarın hesaplarını bozmalıdır. Bu konuda, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘ittifak’ politikaları ve İstanbul seçiminde başarıya ulaşan muhalefetin siyasal tutumları, önemli referanslardır.

İktidarın bir başka yöntemi, muhalefet blokunda cumhurbaşkanlığı adaylığı yapay tartışması yaratmak ve bunu körüklemektir. Muhalefet bu oyunlara da gelmemelidir. Elbette zamanı ve zemini gelince, bu konu muhalefet bileşenlerince karara bağlanır. Şimdi yapılması gereken, muhalefetin tüm gücüyle ve bileşenleriyle yeni döneme hazırlanmasıdır. Yeni dönemin yol haritasının ortaklaşa oluşturulup, halka ulaştırılmasıdır.