Hüseyin Aslan: “Biz inşaat yapmadık, yeni kentler yarattık”

Ege-Koop Genel Başkanı, “Biz 17 tane fay hattının olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Binalarımız depreme dayanıksız. İzmir’de yıkıcı bir deprem olduğunda ölen yurttaşlarımızın sorumlusu kim olacak?” diyor.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Hüseyin Aslan… Ege-Koop’un Genel Başkanı…

“Bir tez konusu olmalı ve çok iyi incelenmeli” dediği Ege-Koop’ta 1992 yılından bu yana Başkanlık görevine devam ediyor. 

Sivil Toplum Kuruluşlarında etkin rol oynayan Aslan, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nde Sivil Toplum Danışma Kurulu Üyeliği yaptı. İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD),  İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu ve İzmir Kalkınma Ajansı Kalkınma Kurulu Üyeliği görevlerini de sürdürüyor.

Uşak ve Denizli’de yerel gazeteler ile İzmir’de Demokrat İzmir, Yeni Asır ve Tercüman gazetelerinde 30 yıla yakın gazetecilik yapan Aslan, 23 yıl Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanlığı görevini yürüttü.

Kooperatiflere gereken önemin verilmesi gerektiğinin altını çizen Aslan, “İzmir’de Ege-Koop’un yaptığı projeleri çıkartırsak planlı kent yoktur. İzmir’de Burhan Özfatura döneminde yaptığımız Evka’lardan başka uydu kent projesi yoktur. Biz alt yapısı ve üst yapısı ile kentler yaptık. Eğer kooperatiflere önem verilseydi, kooperatifler desteklenseydi Türkiye bu noktada olmazdı, bu kadar plansız gelişmezdi.” diyor.

Aslan, 5 milyon metrekarelik alanda, 150 bin kişinin yaşadığı modern kentler yaptıklarını dile getiriyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Her projemiz bir kentsel dönüşüm uygulamasıdır. Yoluyla, otoparkıyla, altyapısıyla, binaların sağlamlığıyla… Biz bunu kooperatifçi anlayışı ile yaptık, ‘yap-sat’çı müteahhit anlayışı ile değil.”

“30 Ekim’de meydana gelen depremden bu yana elle tutulur, gözle görülür bir çalışma yürütülmediğini” belirten Aslan’a göre, “Olası bir depreme karşı alınan bir önlem yok. 30 Ekim’de neysek şu an da oyuz.” 

“İzmir’deki binaların yüzde 70’inin riskli olduğunu” söyleyen Aslan genel ve yerel yönetimlere şu sözlerle çağrıda bulunuyor: “20-25 yıllık binalara el atmalı, acil risk analizi yapılmalı. Öncelikli iş kentsel dönüşüm olmalı.”

Hüseyin Aslan ile Ege-Koop’la yollarının kesişme hikâyesini, başkanlık sürecini, projelerini, 30 Ekim’de meydana gelen depremin ardından yapılması gerekenleri konuştuk.

Kendinizden bahseder misiniz? Ege-Koop ile yollarınız nasıl kesişti?

Uşak’ta doğdum ve büyüdüm. Gazeteciliğe ilk adımımı da Uşak’ta yer alan yerel bir gazetenin matbaasında attım. Ardından İzmir’e gelerek Demokrat İzmir gazetesinde çalıştım. Sonrasında Yeni Asır gazetesinde çalışmaya başladım. O yıllarda gazetede çalışan herkes, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın üyesiydi. 1976 yılında TGS’nin yönetim kuruluna seçildim. Yeni Asır önüme iki seçenek koydu. Ya sendikadan istifa edecektim, ya da işten çıkarılacaktım. İşsiz kalma ihtimalimin yüksek olmasına rağmen sendikayı tercih ettim dolayısıyla işten çıkarıldım. 
Eğer ben o gün Yeni Asır’da çalışmayı tercih etseydim bugün sendika başkanı ve Ege-Koop’un Yönetim Kurulu Başkanı olamazdım. Bir yol haritası oldu, hayatımın dönüm noktasıydı belki de. Yeni Asır’dan ayrıldıktan sonra Tercüman’da çalışmaya başladım. Tercüman gazetesinde çalışırken de sendikanın önce idari sekreteri ardından başkanı oldum. Şu anda Gözlem Gazetesi’nin Yazarı ve Yayın Kurulu Üyesi, bizim de hem Danışma Kurulu hem de Düşünce üst Kurul Başkanımız olan Öcal Uluç o dönemde Tercüman’da bölge temsilcimiz ve sendikanın üyesiydi.

1984 yılında Ege-Koop’un kuruluşu için çalışmalar yapılıyordu. Dönemin Belediye Başkanı Ceyhan Demir, 1984 yerel seçimleri öncesinde kurucu başkandı. O dönem Öcal Uluç bana, “İzmir’de Ege-Koop adı altında bir kuruluş kuruluyor. Bizden de gazeteciler ile ilgili bir kooperatif kurmamız istendi. Sen de bu kooperatifi kurabilir misin?” dedi. Ben kuramayacağımı söyledim. Çünkü kooperatifin ‘K’sinden anlamıyordum, işim çok yoğundu, anlamadığım, bilmediğim bir sektördü. Öcal Uluç ile yeniden görüştük ve Öcal abi bu kez, “Sayın Başkan ben sizden bunu sendika başkanı sıfatınızla rica ettim. Şimdi bölge temsilcisi olarak size görev veriyorum, bu kooperatifi kuracaksınız. Ben size yardımcı olurum” dedi. Basın Sitesi diye bir kooperatif kurarak Ege Koop’a dahil olduk. Daha sonra sendika başkanlığım ve gazetecilik görevimi sürdürürken Ege- Koop çatısı altında yer alan gazetecilerin kooperatifinin başkanı oldum.

Ege-Koop’taki başkanlık süreciniz nasıl başladı?

Yönetim kurulu üyesi olmamın ardından Ege-Koop’un genel sekreteri oldum. O zaman tüzüğümüz gereği Ege-Koop’un genel başkanlığını, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı kimse o yapardı. Bizim asıl genel başkanımız, birinci kurucu genel başkanımız Ceyhan Demir’in ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına Burhan Özfatura seçildi. Dolayısıyla Ege-Koop’un başkanı da Özfatura oldu. Özfatura’nın Büyükşehir Belediye Başkanlığı olmasaydı bugün Ege-Koop olmaz, bu projeler de hayata geçmezdi. Olağanüstü büyük bir kredi desteği sağladı hükümetten, belediyenin tüm imkânlarını seferber etti. 1985’ten 88’e kadar bugün 50 bin kişinin yaşadığını 9 bin 848 konut yapıldı. Özfatura’nın Belediye seçimlerini kaybetmesi ile Yüksel Çakmur Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildi.  Ve Çakmur, Ege-Koop’un da başkanı oldu. Çakmur siyasi bir devamlılık olarak gördüğü Ege-Koop’a sıcak bakmadı.  Yeni bir proje için arsa arayışına girdik fakat yardımcı olmadı. Ben de zorunlu olarak Ege-Koop Başkanı oldum.

“Biz inşaat yapmadık, yeni kentler yarattık”

Ege-Koop bugüne kadar neler yaptı ve yapmaya devam ediyor? Ana hedefi nedir?

Ege-Koop Ege’nin bir markasıdır. Kendini yaptıkları ile kanıtlamıştır. Ege-Koop’a bugüne kadar 200 meslek grubundan kooperatif dahil olmuştur. Ege-Koop bir tez konusudur, iyi incelenmelidir.
Biz bugüne kadar Ege-Koop olarak Özfatura dönemi hariç belediye ya da merkezi yönetimden destek almadan kendi yarattığımız bütçeyle, imkânlarla tamamen güvene dayalı bir anlayışla 5 milyon metre karelik alanda inşaat yaptık. Aslında biz inşaat yapmadık, yeni kentler kurduk. Bu kentin planlı gelişmesine katkıda bulunmak için, kentin daha yaşanılabilir olması, depreme dayanıklı uydu kentlere kavuşabilmesi için çalıştık ve başarılı olduk. İzmir’de Ege-Koop olarak yaptığımız projeler, adını koyduğumuz projeler mahalleye dönüştü. Bugün sıfırdan kurduğumuz, adını bizim koyduğumuz 15 tane mahalle var. Bizim yaptığımız her proje bir kentsel dönüşüm uygulamasıdır. Yoluyla, otoparkıyla, altyapısıyla, binaların sağlamlığıyla…
99 depreminden önceki tüm konutların şu anda depreme dayanıksız olduğu söyleniyor. Biz 84-89-90 döneminde 9 bin 848 konut yaptık, hiçbir sorun yaşanmadı. Biz bunu kooperatifçi anlayışı ile yaptık, ‘yap-sat’çı müteahhit anlayışı ile değil. Yaptıklarımız ortadadır.
Biz bu kente kendi projelerimizle sabit faizle yurt dışından kredi getirdik. Türkiye’de bu krediyi ilk Ankara’daki Kent-Koop getirmiştir sonra biz. Ve bu krediyi art arda 3 kez aldık. Avrupa konseyi sosyal kalkınma fonu aracılığıyla Ege-Koop kendini yurt dışında da kanıtlamıştır. Bugüne kadar Ege-Koop olarak kendi yarattığımız imkânlarla, 5 milyon metrekarelik alanda, 150 bin kişinin yaşadığı modern kentler yaptık. Sağlıklı, depreme dayanıklı, huzurlu, altyapı, ulaşım, otopark sorunu olmayan kentler yarattık. Her kesime hitap ettik.

Ege-Koop’un ajandasında 2 yeni proje yer alıyor. Bu projelerin özellikleri nedir?

Birinci proje bilinen tüm sosyal donatı alanlarından fazlasına sahip olacak, doğa ile iç içe ama şehrin içinde, aynı zamanda denizle de bütünleşecek şekilde hazırlandı. Eşi benzeri olmayan, isteyenin yılın 12 ayı, isteyenin yazlık gibi kullanacağı dubleks, bahçeli bir sağlıklı yaşam merkezini hayata geçireceğiz. İkinci proje ise şehrin kalbinde ofis ve konut alanlarından oluşan karma ve dikey bir eser olacak. Her yere yakın ve her yerin de ona yakın olduğu harika bir lokasyonda inşa edilecek. Hem iş dünyasının hem de ev yaşamının tüm ihtiyaçlarından fazlasını sunan bir proje hazırladık. Şehrimizin simge yeni binası olacak. Bunların hemen hemen sonuna geldik sayılır. En geç önümüzdeki sonbaharda bunların inşaatına, tanıtımına başlarız diye tahmin ediyoruz.   Ve umuyoruz ki İzmir’e yeniden bir damga vururuz.

“İzmir’e planlı kentleri biz kazandırdık”

Kooperatifçilik anlayışının önemi nedir?

Büyük Atatürk, İktisat Kongresinde şöyle diyor: “Kooperatif yapmak, maddi ve manevi zekâ ve marifetleri birleştirmektir.” Bunlar bir araya geldiği zaman ortaya çok büyük bir güç çıkar. Biz bunun değerini bilemedik. Bilemediğimiz için de kentler bu hale geldi. İzmir’de Ege-Koop’un yaptığı projeleri çıkartırsak planlı kent yoktur. İzmir’de Özfatura döneminde yaptığımız Evka’lardan başka uydu kent projesi yoktur. Biz alt yapısı ve üst yapısı ile kentler yaptık. Dolayısıyla eğer kooperatiflere önem verilseydi, kooperatifler desteklenseydi Türkiye bu noktada olmazdı, bu kadar plansız gelişmezdi. Bundan iki üç yıl önceye kadar cebine iki üç kuruş para koyan müteahhit oldu. İnsanlar berber dükkanını, kasap dükkanını, kahvehanesini kapattı müteahhit oldu. Şimdi o dönem bitti. Hem maliyetler, krediler yükseldi hem de müteahhitliğin herkesin yapacağı bir iş olmadığı anlaşıldı. Dolayısıyla vatandaşlar da uyandı. Önümüzdeki süreçte kooperatifler yeniden gündemde olacaktır. Kooperatiflere karşı yeniden bir ilgi olacaktır. Çünkü kooperatiflerin kar amacı yok ve her an denetlenebilir durumdadırlar.  Her türlü bilgiyi vermek zorundadırlar. Umuyorum ki kooperatiflerin maddi ve manevi güçlerini birleştirmesi ile yeniden bir sayfa açılır.

“İzmir’de yeni kentler yaratacağımız arsa yok”

İzmir’de son dönemde yükselen ev fiyatlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?  Ev fiyatları neden bu kadar artış gösterdi?

Ev fiyatlarının artmasının birinci nedeni, İzmir’in son 20 yılına baktığımızda yeni konut alanlarının üretilememesidir. Bizim yaptığımız gibi uydu kentlerin olabileceği, vatandaşın her ihtiyacını karşılayabileceği yeni imar alanları yaratılamadı. Yeni konut alanlarının yapılabileceği alanlar olmadığı için de mevcut arsalar çok yükseldi. Arsalar değerinden fazla fiyatlara satılıyor. İkincisi inşaat malzemelerine aşırı zam gelmesidir. Son bir yılda demire, yüzde 130 zam gelmiş. Hem deprem diyoruz, hem de demir fiyatları uçuyor.  Üçüncüsü belediyelerimizin uygulamalarının birbirinden farklı olmasıdır. Örneğin aynı büyüklükteki bir inşaatın ruhsat harcı A belediyesinde 5 liraysa yandaki B belediyesinde 15 lira. Neden farklı olduğunu anlayabilmiş değiliz. Dördüncüsü, şu anda devlet toplu konut idaresi maalesef dar gelirliye konut kredisi vermiyor. Maalesef toplu konut, asli değerini bırakıp müteahhitlik yapıyor. Toplu konutun asli görevi, kuruluş amacı dar gelirliye, konutu olmayan vatandaşlara çok uygun şartlarda kredi vermektir. Şu anda yapılan konutları kim alıyor, kim satıyor dediğimizde ikinci üçüncü defa yatırım yapmak isteyenler alıyor. Gerçek sahipleri alamıyor. Türkiye’de konut önemli bir sorundur. Sosyal devletin üç tane görevi var. Birincisi barınma, ikincisi sağlık, üçüncüsü güvenlik. Şu anda sosyal devlet yok burada. O nedenle bunun önemsenmesi gerekiyor. İzmir’in nüfusu, 2050 yılında 8 milyon olacak deniyor. Şu anda 4 buçuk milyon. Demek ki bu kente 30 yıl sonra ortalama 4 milyon nüfus eklenecek. Bunu da yıllara vurursanız İzmir’de en az 300 bin civarında konut yapılacak demektir.  Şu anda konut yapılabilecek arsa yok. Uydu kent yani yeni kentler yaratacağımız arsa yok. Kentin büyümesine paralel olarak merkezi yönetim bunu siyaset dışında tutarak Menemen, Torbalı, Kemalpaşa, Bornova aksında yeni konut alanları belirlemeli.

“30 Ekim’de neysek şu an da oyuz”

30 Ekim’de meydana gelen depremin ardından ders çıkarıldı mı? Olası bir depreme karşı şu an bir çalışma gerçekleşiyor mu?

30 Ekim’den bu yana elle tutulur, gözle görülür bir çalışma yürütülmüyor. Olası bir deprem için de alınan bir önlem yok. 30 Ekim’de neysek şu an da oyuz. Maalesef somut bir şey yok.  Genelde de yerelde de konu siyasi malzeme olarak değerlendirildi. Bilim insanlarımız İzmir’de 17 tane fay hattı olduğunu ve bunların hareketlendiğini belirtiyor. Bilim insanlarının bu uyarıları kulak ardı ediliyor. Biz 17 tane fay hattının olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Binalarımız depreme dayanıksız. TÜİK’in verilerine göre, 313 bin konut depreme dayanıksız. İzmir’de yıkıcı bir deprem olduğunda ölen yurttaşlarımızın sorumlusu kim olacak?

Hep konuşuyoruz, önlem alınmalı diyoruz ama somut bir sonuç yok. Bir deprem haritası gerekiyor, bir kentsel dönüşüm haritası gerekiyor.  İzmir’de fay hatları nereden geçiyor, hangi bölgeleri etkiliyor? Bunları bilim insanları biliyor ama master planı yok.

Avrupa’da her konutun bir kimlik kartı vardır. Konuta ait bir kimlik kartı olsa, kaç yılında yapılmış, hangi yönetmeliklere göre yapılmış, kim yapmış? Bunlar yazılı ve kayıtlı olacak. Vatandaşın bunu bilmesi lazım. İzmir’deki konutların kimliği yok, bir deprem oluyor, herkes panik, korku içinde. Deprem önemsenmeli. Kentsel dönüşüm en öncelikli sorun olmalı.

Ege-Koop’un oluşturduğu danışma kurulumuz, bu konuda çok uyarılarda bulundu. Seminerler paneller yaptık, alternatif sunduk, çözümleri anlattık. Uyardık ve uyarmaya devam ediyoruz. Elimizden daha fazla bir şey gelmiyor. Nitelikli kentsel dönüşüm anlamında hiçbir şey yapılmıyor sadece bina yıkılıyor, yeni bina yapılıyor. Yapılması gereken uydu kentlerdir.

“Müteahhit ve vatandaş karşı karşıya bırakılmamalı”

Evi yıkılan, evini boşaltmak zorunda kalan depremzedeler bu süreçte neler yaşadı, gereken desteği alabildiler mi?

Depremin ardından evi boşaltılan veya boşaltılmak zorunda kalan vatandaşlar dönüşüm konusunda büyük sıkıntı içinde. Sıkıntı çok büyük. Mesela teknik ve hukuki olarak destek alabilecekleri bir merci yok. İkincisi, müteahhitlerle vatandaş karşı karşıya kalmış durumda. Üçüncüsü bazı müteahhitler halkın elindeki evi çok ucuz fiyatla kapatmaya çalışıyor. Dördüncüsü ise kredilerin faiz oranları yüksek, miktar ise düşük. Vatandaş şu an oturduğu hasarlı evini istemeye istemeye satıyorsa, yeni yapılacak konutunun maliyetini ödeyemeyecek olduğunu düşündüğü için ya da krediler yeterli olmadığından yıllardır başını soktuğu evini satmak zorunda kalıyor. Devletin verdiği kredi yetersiz kalıyor, en az yüzde 70’inin karşılanması gerekiyor. Şu anda bankalar yüksek faizle kentsel dönüşüm için kredi veriyor. Ancak verilen kredi miktarı çok düşük.  Faizler de yüksek, en az 20 yıl vadeli olmalı. Geri ödeme de vatandaş konutunda oturmaya başladıktan sonra olmalı. Müteahhit ile vatandaş karşı karşıya bırakılmamalı.

Bu konuda devletin teknik ve hukuki danışmanlık yapması lazım.  Ayrıca deprem fonu ile hükümet bütçeden kaynak aktarmalı. Vatandaşlar kredilerini bankalardan değil, düşük faizli toplu konut fonundan kullanmalı. Özellikle 1999 öncesi binaların teknik kimlikleri çıkarılmalı ve tapuya işlenmeli. Bundan böyle kiralık ve satılık daireler ile ilgili vatandaş çıkarılacak olan bina kimliğinden binanın kaç yılında yapıldığını, hangi yönetmeliğe göre, kimin tarafından ve  hangi teknik şartnameye göre yapıldığını bilerek ev almalı veya kiralamalı. Binalarında hasar çıkan ve evi yıkılan bazı vatandaşların DASK’tan kredi alma umudu var. Ancak yanılıyorlar. Çünkü DASK, bina deprem sırasında yıkılırsa sigorta parası veriyor. Şu an dönüşüme girecek olanların evi yıkılırsa vermiyor. Depremde yıkılması şart koşuyor, bu da evinin yıkılmasına karar verilen vatandaşları çaresiz yap-satçı müteahhitlerin eline bırakıyor.

“Öncelikli iş kentsel dönüşüm olmalı”

Ege-Koop olarak sizin önerileriniz neler?

Konut maliyeti ve faizler yüksek, en az 20 yıl vadeli olmalı. Kredi yetersiz, maliyetin en az yüzde 70’i TOKİ, Deprem Fonu ve bütçeden oluşturulacak fondan düşük faizli kredi sağlanmalı. Geri ödeme oturulmaya başlandıktan sonra olmalı. Devlet, toplu konut fonu, deprem fonu ve bütçeden kaynak aktarmalı. İzmir’deki binaların yüzde 70’i riskli. 20-25 yıllık binalara devlet ve yerel yönetimler el atmalı, acil risk analizi yapılmalı. Bina kimliği derhal hayata geçirilmeli, gerekli bilgiler apartman girişine asılmalı. Hükümet ve yerel yönetimlerin öncelikli işi kentsel dönüşüm olmalı. Menemen, Torbalı ve Kemalpaşa aksındaki Hazine arazilerinde uydu kentler hayata geçirilmeli.

Pandemi inşaat sektörünü nasıl etkiledi?

Pandemi bütün dünyayı etkiledi. Türkiye ekonomisi zayıf olduğu için daha çok etkilendi. Birçok belirsizlik, yanlış politikalar, uygulamalar nedeniyle gerçekten vatandaş da çok zor, çaresiz durumda kaldı. Bütün sektörler de bundan payını fazlasıyla aldı. 300 yan sektörü besleyen inşaat sektörü de payını en fazla alan sektörler arasında yer alıyor.

EGE-KOOP’UN HAYATA GEÇİRDİĞİ PROJELER

. Egekent-1/Çiğli 9448 konut
. Egekent-2/Ulukent 1417 konut
. Egekent-3/Buca 4035 konut
. Egekent-4/Ayrancılar 1600 konut
. Villakent/Seyrek (bahçeli konutlar) 2000 villa
. Karşıyaka Körfez Evleri/Bayraklı 703 konut
. 25. Yıl Konutları/Bayraklı 395 konut
. Güzelbahçe Evleri (Çelik Konutlar) 140 villa
. Dört Mevsim Konakları/Güzelbahçe 136 villa
. Keyifli Yaşam/Menemen-Seyrek 180 konut
. Gedizkent-2/Menemen 190 konut
. Muhtelif projeler 5200 konut
. Alışveriş Merkezi/Ayrancılar 61 işyeri
. Ege-Koop İzmir Körfezi Evleri Projesi 129 konut
. Ege-Koop Turgutlu Prestij Evleri-2 (devam ediyor) 150 konut