Pandemi… Vaka sayıları… Toplum… ve “şap” tablosu…

Korona virüste vaka ve ölüm sayılarında hızlı artış yeniden başladı. Günlük 5 binlere gerileyen vaka sayısı son Bayram Tatili’nin ardından 25 binlere dayandı.
Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye’de korona virüs nedeniyle can kaybı ve vaka sayısı yeniden yükselişe geçti. Temmuz başında 4 bin 500’ün altına inen günlük vaka sayısı, 29 Temmuz’da yaklaşık 5 kat artarak 22 bin 161’e ulaştı. Son 24 saatte ise 60 kişi de hayatını kaybetti.  Aşılama beklentinin altında kaldı. 29 Temmuz saat 12 itibariyle 16 yaş üstü yaklaşık 23 milyon kişi hiç aşı olmadı. Tam aşılı olanların sayısı ise (iki doz) yüzde 30.59 ile 25 milyon 573 bin 574 kişi tam aşılı. 14 milyon 760 bin 791 kişi de tek doz aşı olmuş. Böylece aşı programına dahil olmuş kişi sayısı 40 milyon 334 bin 365 kişi. Bu da nüfusun yüzde 48.24’üne denk geliyor. Nüfusun en az yüzde 70’inin aşıya ulaşması için en az 18 milyon 195 bin 688 kişinin daha aşı programına dahil olması gerekiyor. Toplumsal bağışıklığa ulaşılması için ise 32 milyon 956 bin 474 kişinin ikinci doz aşı uygulaması yapılması gerekiyor.

Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Vakalar salgının kontrol altına alınmasını zorlaştıracak düzeyde. Bu riski ortak irade ve hepimizin lehine olacak kararla durdurmalıyız. Tedbirlere uymalı ve aşı olmayanlar aşısını yaptırmalıdır. İlk dozu hemen, ikinci ve üçüncü dozu zamanı gelir gelmez!” uyarısında bulundu.

Bakan Koca şunları aktardı:

“Bağışıklık sağlanmadan yapacağımız her tedbirsizlik bizi istemediğimiz sınıra yaklaştırır. Hastanede yatan hastalarımızın yüzde 95’i aşısı tamamlanmamış kişiler. Mevcut aktif vakalar içinde tam aşılı olup hastalığa yakalananların oranı yüzde 5’ten az. Birinci önceliğimiz, tüm vatandaşlarımızın sorumluluk alarak, sorumlu birey olarak tedbirlerini alması ve aşı olarak topluma karşı ödevini yerine getirmesidir”

50 yaş üzerine 3. doz

Bakan Fahrettin Koca, 50 yaş üzerine 3. doz aşı konusunda, “Aşı olması gereken 9 milyona yakın vatandaşımız aşı olmayı bekliyor. Bu vatandaşlarımızı bir an evvel 3. doz aşılarını olmaya davet ediyorum.” açıklamasında bulundu.

“BU HIZLI ARTIŞLAR CİDDİ BİR TEHLİKEYE HIZLA GİTTİĞİMİZİN İŞARETİ”

Lütfi Çamlı (İzmir Tabip Odası Başkanı)- 1 Temmuz’da vaka sayıları 4 binlere kadar inmesine rağmen, pandemi geçmemişken, veriler böyle bir normalleşme sürecini işaret etmezken ve bütün dünyada giderek artan bir delta varyantı vakası durumu varken bir normalleşme süreci başlatıldı. Bu kararlar, toplum sağlığı değil de ekonomik kaygılar öncelenerek alındı. Neredeyse tedbirlerin ve bir takım önlemlerin tamamına yakını kaldırıldı. Vatandaşta artık “Pandemi geçti biz pandemi öncesi yaşantımıza dönebiliriz” algısı oluştu. Bu da rehaveti beraberinde getirdi. Baktığımız zaman sokaklarda, meydanlarda, parklarda, kafelerde, restoranlarda tıka basa kontrolsüz, fiziksel mesafelerin hiçe sayıldığı kalabalıkları ve bunların bir kısmında maskenin bile kullanılmadığı adeta pandemi öncesi yaşantıdan görüntüleri hatırlatan bir takım durumları kaygıyla izledik. Pandeminin şiddetleneceğini, salgının artacağı, bir dördüncü pikin çıkacağı uyarısını İTB başta olmak üzere birçok meslek örgütü yaptı. Tabii bu uyarılar hiç dinlenmedi, göz önüne alınmadı. Ve süreçte aşı temininde yaşanan zorlukların aşılması ile aşı temini sağlandı ve hızlı bir aşılama yapılmaya çalışıldı. Geldiğimiz noktada daha Türkiye’nin toplam nüfusunun üçte biri yani yüzde 30’u iki doz aşısını olabildi. Kalanlar iki doz aşısını olmadığı için bir bağışıklıktan söz etmemiz söz konusu değil. Bu çerçevede bir de araya bayram tatili girdi, vatandaşlarımız, 9 günlük tatili fırsat bildi. Özellikle Ege ve Akdeniz sahillerine yoğun bir iç göçü yaşandı. Oraya aynı zamanda yurt dışından delta varyantının ciddi ölçüde salgın yaptığı İngiltere, Rusya gibi ülkelerden turistler geldi. Turistler, çok da ciddi bir inceleme değerlendirme yapılmadan yurtiçine giriş yaptı. Bayram tatili süresince gene kafelerin, restoranların, plajların eğlence merkezlerinin vatandaşlarımız tarafından hınca hınç doldurulduğu, kapalı mekanlarda kontrolsüz kalabalıkların, fiziksel mesafenin yok sayıldığı bir takım eğlencelerin, bir takım sosyal etkinliklerin olduğu, maske kullanımının çok düştüğünü hep beraber gözlemledik. Şimdi geldiğimiz noktada vaka artışları giderek şiddetlenmeye başladı. Bayramın etkilerini önümüzdeki birkaç gün içinde çok daha net göreceğimizi düşünüyorum. Ve delta varyantının turizm iç göçü sırasındaki hareketlenmeden dolayı tüm yurda ciddi ölçüde dağılacağını ve vakaların çok hızlı bir şekilde daha da artacağını düşünüyorum. Ve burada ilginç olan bir nokta, bu artışın hiç kimse için sürpriz olmaması, beklenen bir olay olması. Normalleşme sürecinin başladığı anda dördüncü pikin geleceğini bilim insanları, tabip odaları defalarca söyledi. Bu beklenmeyen sürpriz bir artış değil. Herkesin beklediği ama zamanlamasını kestiremediği bir durumdu. Benim düşüncem pikin eylül ayında olabileceği yönündeydi. Ama gördüğüm kadarıyla ağustos ortalarında bile çok rahat zirve yapabilir.  Böyle bir artış var, herkes görüyor. Ama yetkililer, ülkeyi yönetenler adeta bu tabloyu seyrediyorlar. Mesela Sağlık Bakanı, “Ek bir tedbir almayı düşünmüyoruz” diyor. Bir ay içinde neredeyse beş katına çıkan vaka artışı var. Peki neyi beklemeli? Bu vakalar, 100 bin mi olmalı? Hastaneler yükü taşıyamayacak, yatak bulunamayacak seviyeye gelince mi tedbir almak gerekiyor. Bir insanın böyle bir artış olacağını bildiği halde tedbir almaması çok daha büyük sorumsuzluk diye düşünüyorum. Bu kadar katlanarak bu kadar hızlı artışların olması aslında ciddi bir tehlikeye hızla gittiğimizin işareti… Bilim kurulu ne düşünüyor bu konuda? Bunun belirsizliği çok rahatsız edici.