Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye için “sağlık turizminde” atılım yapmanın tam zamanı

Ülkemizde turizmin gelişim istikametini sahiller ve deniz ile sınırlamaktan vazgeçmenin ve başka alternatif yollar ile yönleri de değerlendirmenin vakti gelmiştir, hatta geçmektedir.

Türkiye, termal kaynaklar itibariyle çok zengindir. Ancak bununla birlikte ne yazık ki dünya tıp standartlarını karşılayan birkaç seçkin işletme dışında tesis yönünden zayıf durumdadır.

Yine de 2019 yılına kadar bu konuda yapılan çalışmalar ve hayata geçirilen tesisler ile termal turizmden 3 milyar dolara yakın gelir elde ettiğimiz ifade edilmektedir. Elbette bu tablo günümüz itibariyle tatmin edici olmaktan çok uzaktır.

Pandemi her konuda olduğu gibi termal konusunda da Türkiye’nin kayıplar yaşamasına yol açmıştır. Türkiye Sağlık Turizmi Derneği (TÜSATDER) Başkanı Dr. Servet Terziler, bu alanda çok titiz çalışmalar yapmaktadır ve konuyu kamuoyunda anlatma, standartları takip etmekte ve her hedef ülke için ayrı süreçler yürütmektedir.

Türkiye’nin aşı konusunda en hızlı hareket eden ülkelerden biri olmasına rağmen uygulamada yaşanan aksaklıklar, termal konusunda da kendini göstermiştir. Oysa Ortadoğu, Asya ve Avrupa arasında köprü olan ülkemiz, termal konusunda da büyük bir potansiyele sahiptir.

Hala yaşamakta olduğumuz durgun dönem, bu konuda yeni bir strateji ve planlamayla tesis ve personel kalitesini yükseltmek adına bir avantaja çevrilebilir.

Çünkü termal turizm, tesis-kalite-personel konusunda çok farklı özellikler arz eden bir alandır.

Bunun yanında her ülke insanının sağlık problemleri ve bunlara yaklaşımları farklılıklar arz eder. Çok turist yerine kaliteli, yani “paralı” olan ve parasını sağlığı için harcamaktan çekinmeyecek kitle hedef alınmalıdır.

2019 yılında 1 milyon 400 bin sağlık turistinin ülkemize gelmesinden sonra çıkan pandemi, bu sayıyı yüzde 60 oranında azaltmıştır.

Türkiye’nin dünya haritasının tam ortasındaki konumu nedeniyle ise hedef öncelikle yine Avrupa ve çevre ülkeler olacaktır. Dolayısıyla kalite/hizmet ve nitelikli sağlık kadroları ile tesislerin geliştirilmesi ve tanıtımı için bu doğrultuda yeni hedef ve stratejilere odaklanılmalıdır.

Termal için gelen turist birkaç gün kalmaz, genellikle 21 günlük programlar söz konusudur.

Kuzey Avrupa bölgesindeki nüfusun tahminen yüzde 27’si, termal tedavilere ihtilaç duymakta veya bunu talep etmektedir. Devletler de uygulanan sigorta sistemlerini sosyal güvenlik aygıtı ile destekleyerek termal tedaviyi teşvik etmektedirler. Buralardan ülkemize 2-4 saatlik bir uçuş süresi vardır. Yani tüm şartlar, bu hedef kitlenin termal adına Türkiye’yi tercih etmesi için uygundur.

Bununla birlikte, dediğimiz gibi, Türk turizminin ihmal edilen bu alanına acilen el atması lüzumu vardır. Bu noktada TÜSATDER ve Bakanlığın el ele vererek geliştireceği çalışmalar ve atacağı adımlar, Türkiye’yi termal turizmde dünyanın ilk üç ülkesinden biri yapabilir.

Şunu da muhakkak ifade etmek gerekiyor ki “sağlık turizmi” dediğimiz konsept, sadece termal turizmden oluşmuyor. Termalin yanında bağlık turizminin medikal turizm ve son dönemde kullanılan tabiriyle wellness turizmi ayakları da oldukça önemlidir. Bu anlamda da Türkiye büyük bir potansiyel vaat etmektedir.

Dünya standartlarına uygun çok sayıda hastanemiz ve dal merkezlerimiz vardır. En önemlisi ise tıp doktorlarımız, ihtisas yaptıkları alanlarda üstattırlar.

Medikal merkezlerimiz ve hastanelerimiz, gerek klinik donanımları, gerek ameliyathaneleri ve gerekse laboratuvarları anlamında, kalitede zirve standardını temsil ediyorlar.

Eksik olan ise organizasyondur; yani uluslararası anlaşmalar ve karşılıklı işbirlikleri ile yabancı hastaların Türkiye’de tedavisinin kurumsal olarak sağlanmasıdır.

Türkiye bu bakımdan özellikle göz hastalıklarının tedavisi, saç ekimi ve dermatoloji ile romatizmal hastalıklar konusunda önemli bir birikime ve potansiyele sahiptir. Bunun yanında uzun vadeli tedavi ve takip süreçleri bulunan kalp ve damar hastalıkları ile göğüs hastalıkları gibi alanlarda kaliteli hizmet vermekteyiz.

Organize olup, uluslararası hasta tedavi anlaşmalarını hayata geçirip, standartlarımızı daha da yükselterek sağlık turizmi gelirlerimizi dünyanın zirvesine taşımamız gayet mümkündür.

Dilerim bu konuda doğru adımlar, doğru şekilde atılır. O zaman görün, gelirlerimiz nasıl birdenbire artacak.

Çok umutluyum.