Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

‘Göç ve göçmen sorunu’ konulu, uluslararası konferans toplanmalıdır

Yazılarımızı düzenli takip eden ve dikkatle okuyan dostlarımız/okurlarımız anımsayacaktır; içinde bulunduğumuz dönemin toplumsal sorunlarını ve siyasal dinamiklerini/kırılmalarını analiz ederken, göç ve göçmen sorununa her daim dikkat çekiyoruz. 21’inci yüzyılın başat sorunlarından birinin, ülkeler ve kıtalar arasında yaşanacak göç hareketleri olacağının altını çiziyoruz.

Bu durumun başlıca nedeni, küresel kapitalizmin yarattığı işsizlik, yetersiz beslenme ve yoksulluktur. Bir başka önemli neden de emperyalist güçlerin dünyanın belli bölgelerinde çıkardıkları, emperyal amaçlı savaşlar ve çatışmalardır. Şimdi bütün bu olumsuzluklara bir de pandeminin yarattığı sorunlar ve nedenler eklenmiştir.

‘Mülteci düşmanlığı’ da ‘mülteci sevicilik’ de doğru değil

Yakın dönemde Suriye’de yaşanan iç savaşla tırmanan göç hareketleri, bugünlerde Afganistan’la yeni bir boyut kazanmış bulunuyor. Afganlı mülteciler, kafileler halinde sınırı aşarak ülkemize giriyorlar. Bunların önemli bölümünün genç erkekler olması ve İran’ı da aşarak kilometrelerce uzaklıktaki ülkemize dek ulaşması, konununfarklı boyutlarını ortaya koyuyor. Olay, organize ve ilgili ülkelerin bilgisi ve en azından göz yumması ile gerçekleşen ‘insan ticareti’dir, ‘insan kaçakçılığı’dır ve ‘düzensiz göç/göçmen’ hareketidir.

Bu gelişme, uzunca bir süredir Suriyeli göçmenler sorununu tüm olumsuzluklarıyla yaşayan ülkemizde, mülteci karşıtlığını tırmandırmıştır. Daha Suriyeliler sorunu çözülmeden, bir de şimdi Afganlılar sorununun çıkması, toplumsal fayları hareketlendirmiş ve alabildiğine germiştir. Bu karşıtlık, pratikte yabancı ve mülteci düşmanlığına dönüşmemelidir. Bir de olayın farklı boyutu vardır. Başta ‘Suriyeliler giderse ekonomi çöker’ diyen iktidar sözcüleri olmak üzere, bu insanları ‘ucuz işgücü’ olarak gören ve değerlendiren kesimlerin, olayı adeta bir ‘mülteci seviciliğe’ dönüştürmesini de doğru bulmuyoruz.

İktidarın ve emperyalist güçlerin sorumluluğu

Bütün bu durumlar ve yaşanan olumsuzluklar, insanları hayatın acı gerçekliğinde karşı karşıya getirmektedir. İktidarın yanlış ve hatalı dış politikaları, Ortadoğu’da ülkemizi çatışmaların tarafı haline getirmiştir. Şimdi de sanki başımızdaki dertler azmış gibi, bir de Afganistan’a bulaşılmaya çalışılmaktadır. Göçmen, mülteci, sığınmacı adına ne derseniz deyin, ülkemizin başına açılan dert çok büyük ve karmaşık devasa bir sorundur. Üstelik bu durumun en büyük sorumlusu olan iktidarın, soruna yönelik bir çözüm planı da iradesi de yoktur. Tam tersine, durumdan siyaseten yararlanmaya çalışmaktadır.

Soruna daha geniş bir çerçeveden bakıldığında, bu sorunun uluslararası boyutları da ortaya çıkmaktadır. Küresel kapitalizm ve emperyalist amaçlar güden uluslararası güçler, artık var olan sorunları çözemez hale gelmişlerdir. Son pandemi süreci, bütün bu sorunların üzerine adeta tuz biber ekmiştir. Neoliberal küresel sistem ve uluslararası düzen, tam anlamıyla tıkanmıştır. Yaşananlar, tıkanmanın yarattığı ağır sancılardır.

Sorun da çözüm de öncelikle ‘ekonomi-politik’

İşte bütün bu nedenlerle, hamasi söylemlerle konuya yaklaşılması, sorunu çözmeyeceği gibi, tam tersine daha da büyütür ve insanları birbirine düşürüp kırdırır. Başta ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanlar olmak üzere, tüm siyasetçilerin ve etkin konumlarda görev yapanların; konuya ciddiyetle ve soğukkanlı biçimde yaklaşması gerektiğini düşünüyoruz.

Elbette sorunun insan hakları ve güvenlik gibi birçok boyutu vardır. Ama öncelikle ekonomik ve politik bir konudur. Bu gerçeklik, tüm çıplaklığıyla görülmeli ve meseleye bu temelde yaklaşılmalıdır. Tabi sorunun ekonomi-politik temelli bir sorun olduğunu görmek ve kabullenmek de yeterli değildir. Aynı zamanda çözümü de bu bağlamda aranmalıdır.

CHP, uluslararası konferans toplamalı

Göç ve göçmen konusunun tüm boyutlarının irdeleneceği; nedenlerinin, yarattığı sorunların ve sonuçlarının ele alınacağı uluslararası bir konferansın, ivedilikle toplanması gerektiğini düşünüyoruz. Sorunun çözüm yollarının da tartışılacağı bu konferans, sorundan en çok etkilenen ülkemizde yapılmalı ve bu çalışmaya, muhalefetin tüm bileşenlerinin desteğiyle, ana muhalefet partisi CHP öncülük yapmalıdır.

Sorunu yaratanlardan ve bütün bu olumsuzlukları ülkemizin/halkımızın başına saranlardan, artık çözüm beklenemez, beklenmemelidir. Bu nedenle, muhalefet inisiyatif almalı ve konuya ağırlığını koymalıdır. Böylesine güçlü bir çıkışla ve etkili çalışmayla, sorunun çözümü konusunda kapsamlı bir yol haritası oluşturulmalıdır.