Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Silahlanmış bağnazlık? Allah korusun!

Türkiye, Sedat Peker’in açıklamaları ile çalkalanmaya devam ediyor. Yapılan açıklamaların çoğunun doğruluğu emekli MİT mensuplarınca TV kanallarında açıklanıyor. Silahlanma olayı eğer doğru ise artık son nokta oluyor. Bu nedenle hepimizin en üst düzeyde endişelenmesi gerekir. Bu endişelerin giderilmesi için de, yetkili Devlet birimlerinin hemen duruma açıklık kazandıracak sorumluluklarını yerine getirmelerini beklemek her vatandaşın hakkıdır. Zira uzunca bir süredir TV kanallarına yansıyan açıklamalar durumun vahametini yansıtıyor. Hilafet için, militan yetiştirdiği ve silahlı eğitim verdiği söylenen SADAT konusu aydınlatılmalıdır. SADAT’ın başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde generalliğe yükselmiş, emekli olunca geldiği kurumun değerlerinin yüzde yüz tersi bir tutumla hilafeti savunan bir kişilik bulunuyor. Üstelik bu yönde silahlı eğitim veren bir örgüt oluşturduğu iddiaları gündemde iken bu olayın araştırması ve açıklığa kavuşturulması gerçekleşmedi. İşin daha da vahim olanı bu kişi Cumhurbaşkanlığı nezdinde baş danışmanlık yapmış ve tepkiler üzerine bu görevden ayrılmıştır.  TV’de söz alan bir bayan kendi oturduğu sitede birkaç kişiyi götürmekten bahsettiğini kendi kulaklarımla duydum. Son kayıt dışı silah dağıtımında 100 binlerden bahsediliyor ve bir emekli asker bu silahların 20 tugayı donatacağını söylüyor. Eğer bu doğru ise akıl ve mantık sükut etmiş; tuz kokmuş; ülke ve toplum bir uçurumdan aşağı itiliyor demektir.  Uğur Dündar’ın yazdığı gibi bu bir Milli Güvenlik Sorunudur. Benim aklım ve zihnin bu saçma sapan ve akıl dışı durumu algılayamıyor.  Diğer yandan Cübbeli Ahmet hoca yine TV’lerde Selefi tarikatlarının silahlandığını gündeme getirmişti. Selefi’lik Arap kültürünü din olarak dayatır. Kutsal dini kirletir. Türk kültüründe Maturidi ve Ahmet Yesevi geleneği, aklın, kültürün ve dinin farklı işlevlerinin farkında olarak, Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş’ları ve son olarak Mustafa Kemal’leri yaratmıştır.

Selefi tarikatları akıl ve çağ dışıdır. Cemaatler kapalı sosyal yapılardır. Sadece biat kültürüne dayanır.  Müritler bağnaz ve yobazdır. Bunu FETÖ örgütlenmesinde yaşadık. Bu ülkeye bu gibi durumları, hatta daha da kötüsünü yaşatmaya kimsenin hakkı olamaz. Bir söz vardır: Bağnaz ve yobaz bir kişiyi, bin alim bir araya gelse ikna edemez. Bütün bu olgular, bugün yetkili ve sorumlu durumda olan tüm Devlet kurumlarının anayasa ve yasalardan gelen hukuksal sorumluluklarını acilen üstlenerek görevlerini yapmaya davet ediyor. Bu bir tarihi sorumluluktur. Toplumun, ülkenin, demokrasinin ve insanlarımızın güvenliği ile Milli Güvenliğimiz hepimizin aklın, sağduyunun, bilimin, demokrasinin ve hukukun ışığında davranmaya; karanlık noktaları açığa çıkarmaya, ülkede barış demokrasi ve insan haklarını korumaya, kısacası çağdaş bir toplum olmaya davet ediyor. Eğer bu kayıt dışı silahlanma doğru ise toplum bir maceraya sürüklenmek isteniyor demektir.  Ancak bu toplum son tahlilde bütün bu akıl, bilim ve çağ dışı durumların üstesinden gelir. Dün nasıl Mustafa Kemal önderliğinde, 7 düvele karşı pes etmeyip onları yenmişse, bugünde akıl dışı ve çağ dışı uygulamaların üstesinden gelecektir. Yeter ki herkes kişi ve kurum üstüne düşün hukuksal sorumluluklarını hatırlasın.