Bodrum… Çeşme… Mevcut durum nedir ve ne yapmalı?

Çeşme ve Bodrum, yaşamakta olduğumuz salgın sürecinde meydana gelen Türkiye tablosunun iki yıldızı, en çok konuşulan iki turizm merkezimiz.

Elbette insanlarımız bir yandan salgının getirdiği yeni yaşam koşulları ve diğer yandan aşı konusu ve kapanma süreçleri içinde şaşırmış durumda. Normalleşme ile tatil talebi ve iştahında da büyük bir artış yaşanıyor. On günlük bayram tatili, tam da bu döneme denk geldi ve işin tuzu biberi oldu.

Bu arada uzun süredir kapalı bulunan oteller ve lokantalar da bu vesileyle bir buçuk yıldır yaşadıkları zararı telafi etmek arayışındalar.

Neyse ki Almanya, Rusya, Ukrayna ve muhtelif Arap ülkelerinden gelen uçaklar, çok sayıda turisti Türkiye’ye getiriyorlar. Bakalım, inşallah yasaklar dönmez, serbesti yolunu kaybetmez.

Ancak…

Açılmasına açıldık, ancak iki güzide ilçemizde oteller, yazlık kiraları, restoran fiyatları aşırı derecede artmış durumda ve bu konu köşe yazarlarının yazılarına kadar yansıyor. Çok da yorum alıyor bu yazılar.

Fiyatların artışında TL’nin özellikle Euro ve Amerikan Doları karşısında değer kaybetmesinin de etkisi var. Tatil beldelerimizde eski fiyatları yeniden görmek artık bir hayal.

Bunun yanında özellikle restoranların birden aşırı kar ve durumlarını hızlı biçimde toparlamak hissi ve refleksi göze çarpıyor. Elbette bu refleksi kabul etmek mümkün değil. Ancak tüm tesisler fiyatlarını ilan ediyor ve ortada bilinmeyen bir durum yok. İnsanların keseleri elverdiği biçimde yaşamaları gerektiği ortada.

Burada esas konu, fiyatların “ifrat” ve tefrit” arasında şaşırtıcı ve ürkütücü bir noktaya birden gelmesidir. Yani “ölçüyü aşma” ve “ölçülülük” arasındaki çizgi, çarpıcı biçimde aşılmıştır.

Halkımızın gelir dağılımında var olan olağanüstü dengesizlik de göz önüne alındığında tablo daha da vahim bir hal almaktadır.

Peki, nasıl olmalı, ne yapmalı?

Konaklama ve yeme içme tesislerine, eğlence mekanlarına gitmeden önce insanlarımız fiyatlar konusunda mutlaka ön araştırma yapmalıdır, iyice düşünüp karar vermelidir. Bu hareket tarzının sonucunda talepte belirli bir azalış sağlanabilir ve bu da fiyatlara yansıyabilir. Burada belirleyici olan arz ve taleptir, yani bir yanda işletmeciler ve diğer yanda müşteriler.

Çeşme ve Bodrum, farklı kesimlerden tatilcilere hitap etmektedir. Bodrum daha zengin, yaşam standardı daha yüksek tabakanın yaz-kış demeden gidip geldiği bir yerdir.

Çeşme ise İzmirlilerin, Manisalıların yazlıklarını yaptığı veya yerleşerek yaşadığı bir ilçemizdir. Daha ziyade İstanbul’un “yeni zengin” sınıfının rağbet ettiği bir merkezdir. Gelenler arasında keskin sınıfsal farklılıklar dikkat çekmektedir.

Çeşme’nin mevsimi üç aydır; Bodrum’da ise sezon genellikle daha uzundur. Ayrıca İstanbul’un isim yapmış eğlence ve yeme-içme yerlerinin şubelerini Bodrum’da daha çok görmek mümkündür. Bodrum’da yat turizmi ve marinacılık daha ileri bir seviyede bulunmaktadır.

Çeşme ise nedense tarihsel avantajı olan “ılıca / termal” kaynaklarından istifade etmede çok hatalar yapmıştır. Dolayısıyla sağlık turizminin en önemli ayaklarından biri olan termal turizm, bu hata ve ihmaller nedeniyle kaybetmektedir. Otellerdeki termal suların tedavi ve kür amacı dışında başka maksatlarla kullanılması, Çeşme’de sezonun uzamasının önündeki konulardan biridir.

Bodrum, gerçek bir “turizm beldesi” olmak için gerekli donanımın çoğuna sahiptir. Ancak salgının verdiği korku, imar sıkıntıları ve su sorunları ile boğuşmaktadır.

Bu konularda planlı ve disiplinli bir çalışma içine bir an önce girilmesi gerektiği ortadadır. Sözünü ettiğimiz konularda yapıcı adımları atılabilirse, Çeşme de Bodrum gibi kısa sürede kendi dengesini yakalayacaktır.