Ne yapıyormuş Metin Feyzioğlu; “İnsan detoksu ve lavanta tarlası; çok mutlu!..”

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ülke gündeminin başında aylardır iktidarı derinden sarsan “vahim” iddialar yer alırken… Üniversiteli gençler, emekliler, kadınlar, gazeteciler, işçiler istek ve tepkilerini “anayasal hakları olan” yürüyüşlerle, toplantılarla, açıklamalarla kullanırlarken, polisin çok sert müdahaleleriyle karşılaşırken… İstanbul Sözleşmesi bir kararname ile çöpe atılır, kadına şiddet giderek artarak cinayetlerle sürerken…  Yargı “bu konularda yapması gerek anayasal görevi yerine getirmez ve “halkın güvenini” büyük ölçüde kaybederken… Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan “Mahkemelerin adalet arayışına cevap veremediği, bağımsız ve tarafsız yargılama ilkelerine uygun bir şekilde uyuşmazlıklara çözüm üretemediği bir yerde hukuk dışı arayışların ortaya çıkması kaçınılmazdır” derken… MHP Genel Başkanı ise “Anayasa Mahkemesi’nin de kapanması artık ertelenemez bir hedef olmalıdır” demeye devam ederken… Baroların büyük çoğunluğu “adaletin yara almaya devam etmemesi için” günün gelişen olayları ile ilgili olarak açıklama üstüne açıklama yaparken… Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun sesi sedası çıkmıyor…

Hürriyet Gazetesi’nde, Oya Armutçu’nun Metin Feyzioğlu ile röportajı çıktı. Meğer “çok mutlu olarak” hayatına devam ediyormuş, aldığı tarlaya “lavanta ekiyor”, evinde yoğurt yapıyor, küçücük köpeğini seviyor, müzik dinliyormuş… “Sen değiştin” diyenlere “Evet çok şükür değiştim. Sabahımla akşamım aynıysa, vaktimi ziyan etmişimdir” cevabını veriyor ve ekliyormuş: “Yol arkadaşım gibi davranıp ilk fırsatta farklı kayığa atlayanlar da oldu. Bunları görmekten üzgün değilim. İnsan detoksu yapıyorsunuz.”

Armutçu’nun “Danıştay’ın 146. kuruluş yıldönümü töreninde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın size tepki gösterdiği ana dönmek istiyorum. O an ne hissettiniz?” sorusuna ise şu cevabı veriyor, Feyzioğlu; “Bir yanlış anlama olduğunu düşündüm. Hala da öyle düşünüyorum. Bir yanlış anlama olmalıydı, başka bir şey değil. Ben kriz anlarında çok soğukkanlı olurum. Bütün krizleri çok soğukkanlı yönetirim. İstemeden öfkelendiğim çok nadirdir. İzin vermezsem öfkelenmem.”

Arkasından gelen “Sayın Erdoğan ile daha sonraki görüşmelerinizde bu konu açıldı mı?” sorusuna verdiği cevap ise şöyle Barolar Birliği Başkanı’nın:

“Bu olaydan sonra Sayın Cumhurbaşkanıyla görüştüm. Görüşüyoruz da. O olaydan sonra Türkiye bir darbe yaşadı. Bu konuda bana birkaç kere takıldı. Ben devletimle kavga etmem. Devleti yönetenlerle de köprüleri atacak şekilde bir diyaloğa girmemek gerektiğini düşünürüm. Son derece memnunum bunu sükunetle atlatabildiğimize. Herkes birbirine adım attı. Bu adımların atılması da ülke menfaatine ve meslek menfaatine oldu.”