Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Sıradaki Delta Varyantı!

Varyant, Hindistan gibi sağlık altyapısı ve hijyen açısından yaşam biçimi ve gelenek ölçeğinde farklılık arz eden bir ülkeden köken alınca, olası etkileri de tüm Dünyayı endişeye sevk etmiş görünüyor!

Esasta, ilk kez ekim ayında bu varyant tespit edilmişti ancak zaman içinde GISAID’e (influenza için küresel insiyatif) göre, 90’dan fazla ülkeye yayılmış görünüyor. Bu varyantın ana vatanı Hindistan’da 500 binleri bulan günlük vaka sayıları görülmüştü, şimdilerde 50 binlere düştü. Hint Otoriteleri, aylar önce ‘endişe edici varyant’ olarak nitelemişlerdi, bu mutasyonu. Bilenler vardır, virüslerdeki bir mutasyon, virüsü daha bulaşıcı yapmışsa, daha ağır hastalık yapacak özellik kazandırmışsa ve antikorlara da daha dayanıklı hale getirmişse bu kategoriye girmekte! Gerçektende, ilk kez Maharastra, Kerala ve Mayda Pradeş eyaletlerindeki bölgelerde tespit edilen Delta ve Delta Plus Varyantı, daha kolay yayılmakta, akciğer hücrelerine kolaylıkla tutunmakta ve kendisini etkisiz hale getiren monoklonal antikorlara da daha dirençli…

Virüslerin sürekli varyatif değişikliklere yani mutasyonlara uğraması kadar doğal bir sonuç yok. Bu mutatif değişikliklerin birçoğu da önemsiz ama nadiren virüsün bulaşıcılık ya da klinik seyrinin ağırlaştırdığı durumlar görülebiliyor. Saygın Current Biology Dergisinde geçenlerde yayınlanan bir makalede, 20 bin yıl önce Asya’nın doğusunda coronavirüs salgını yaşandığını ve yapılan DNA analizleri ile bu bölgelerdeki modern toplulukların 42 geninde, coronavirüs ailesine yönelik genetik adaptasyonu işaret eden kanıtlar saptandığından bahsediliyordu. Yani sadece SARS-CoV-2 Virüsü mutasyon geçirmiyor, salgın esnasında insan DNA’sında da izler bırakıyor!

B.1.617.2 kodlu delta varyantı için ana odak şimdilerde Hindistan dışında İngiltere ve Rusya. Bugünlerde, Rusya’dan kitlesel turist alımını gerçekleştirecek olmamız ciddi bir handikap. PCR zorunluluğu ve hatta karantina süreçleri mutlaka yakından takip edilmeli. Baş ağrısı, boğaz ağrısı, ateş, öksürük ve burun akıntılı tüm turistlerin bu prosedüre uyması ülkemizin yeni dalgalardan korunması adına yararlı olacaktır. Bu noktada geçen ay Şampiyonlar Ligi maçının İstanbul’dan alınıp Porto’ya verilmesi sonrası gelişen olayları da hatırlatmak isterim. Bu kararı sonrasında, UEFA’ya kamuoyumuzda büyük bir tepki oluşmuştu ama Manchester City ile Chelsea maçı için Portekiz’in Porto Şehrindeki Dragao Stadı’na giden  16 bin 500 İngiliz taraftarı, hızlı yayılan ölümcül delta varyasyonunu bu ülkeye taşıdı ve bugün artık 5 bine yükselen günlük vaka sayısı ile Almanlar dahil tüm turistlerin kaçtığı bir destinasyona dönüştürdü Ülkeyi!..

Halihazırda 90’a yakın ülkenin sağlık otoriteleri ‘delta’ varyantını tespit etmiş durumda. Bizde de çoğu İstanbul’da olmak üzere şimdilik 134 vaka kayıtlara geçti! Halen İngiltere, Rusya, İsrail ve Portekiz gibi ülkelerde dominant varyant ‘delta’. İngiltere neredeyse nüfusunun yüzde 60’ından fazlasını aşılayarak sürü bağışıklığını sağlamış ve normale dönüş hazırlığında iken ‘delta’ varyantına maruz kaldı ve kısıtlamalara ara vermemeye karar verdi! Çünkü yeni vakaların yüzde 99’u bu varyantta ve geçen şubat ayından itibaren düşen vaka sayıları artışa geçti. Sadece bir haftada yüzde 80 artış İngilizleri şoke etti. ABD’de de delta varyantı şimdiden yüzde 30’lara tırmandı. Amerikanın bu konudaki otoritesi olan Antony Fauci , ‘delta’ varyantını ciddi bir yeni tehdit olarak niteledi. Son bir haftada Rusya’da delta varyantlı yeni vaka sayısı 18 bin ve ölüm oranları da şimdiden yüzde 2 artmış durumda. Dünya gündemine normale dönen ilk ülke olarak lanse edilen İsrail, tekrar maskeli yaşama geçmek zorunda kaldı.

Delta varyantı genel olarak Wuhan orijinal formuna göre antikordan kaçışı daha iyi olduğundan aşı etkinliğine yönelik endişelere yol açmışsa da gerek BioNTech gerekse diğer aşı üretim firmaları,bu varyanta da etkili olduklarını deklare ettiler.Ancak bu varyant,%40-60 oranında daha bulaşıcı .Üstelik daha da kısa sürede bunu başarıyor.Ancak daha ölümcül ya da daha ağır bir klinik yaratmıyor. Gençlerde ağır bir soğuk algınlığı formunda geçtiği görülmekte.Bu gençlerin ortak özelliği aşılanmamış gruptan olması..Semptom olarak da daha çok solunum sistemi dışında mide bağırsak gibi diğer sistemlerle ilgili belirtiler de kliniğe hakim:Midebulantısı,kusma ve ishal gibi. Ancak yüksek  ateş ve soğuk algınlığı belirtileri baskın semptomlar.

Dünya Sağlık Örgütünden Dr.SoumyaSwanminathan,delta varyantı ile ilgili olarak iki kat daha fazla olan bulaşıcılık ile başetmenin önümüzdeki en önemli sorun olduğunu belirtiyor.Göttingen’deki  George August Üniversitesinden MarkusHaffman’ınBiorxiv ‘de yayınlanan çalışmasında da daha bulaşıcı ve daha ciddi bir klinik seyir dışında başka bir vurgu yok.

Biz ne yapmalıyız? Sanırım Ülke olarak hızla aşılama hedefini tutturup,başta sağlık personeli olmak üzere 3.dozları planlamalıyız.Bir aşı seferberliği içinde,sağlık profesyonellerinin kapasitesini güçlendirerek,neredeyse 24 saat çalışan ekiplerle halka en yakın AVM,Petrol İstasyonları dahil her yerde aşılama yaparak bir an önce sürü bağışıklığı sağlayarak pandemiyi yok etmeliyiz!

Pandemi bitene kadar ‘yeni varyant’ öyküleri bu işin doğasında olacak!