Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Kukla ve kuklacılar (3)

4-Sonuç:

-Dünya nüfusunda, her dört kişiden biri Müslüman’dır. Bin kişiden sadece ikisi Yahudi’dir. Ancak bu azınlık, her türlü zulmü, saldırıyı yapabilmektedir. Zira, İslam âlemi bölünmüştür, cahildir, demokrasiden ve hukuk düzeninden mahrumdur. Yöneticileri, sömürgeci ülkelerin (şimdi de İsrail’in) uşağıdır. Müslümanlıkla ilgileri, halklarına karşı sorumluluk duyguları yoktur. Tek dertleri, sefahat/israftır, tahtta kalmaktır. Ruhsuz, inançsız, şahsiyetsiz, çıkarcı tiplerdir. Ne Filistin’de yaşananlar ne de İslam âleminin içinde bulunduğu utanç tablosu umurlarında değildir. Servetleri Yahudi bankerlerce yönetilmektedir.

– Aslında (Tam anlamıyla bir terör örgütü olan) İsrail, güçlü değildir. Onu güçlü ve pervasız kılan İslam âleminin perişan ve bölünmüş durumudur.
(Türkiye’nin, devamlı değişen, zikzaklı tutumu da hiçbir etki sağlamamaktadır.)

– Araplara karşı kazandığı savaşlar, kendi başarısı değildir. Başta ABD, Rusya ve İngiltere olmak üzere, İllümünati çetesinin verdiği desteklerdir. Gerçekleştirdikleri engellemeler ve sergiledikleri kalleşlikler sayesindedir. Devlet vasfını kazanamamış, kukla Arap yönetimlerinin vurdumduymazlığıdır. (Ne yazık ki Filistin halkı da bölünmüş durumdadır.) Bu yüzden pervasızdır, her türlü zulmü sergilemektedir; masum halka (çocuk, kadın, yaşlı demeden) kuduz köpek gibi saldırmaktadır. Özellikle Ramazan ve Bayram dönemlerinde saldırılarını artırmaktadır; insanların mülklerini gasp etmektedir; Batı Şeria’yı yok etmektedir; Gazze’yi çembere alabilmektedir; El Halil Camiinin yarısını Sinagog, çevresindeki tüm binaları da karargâh yapabilmektedir; devamlı olarak Mescid-ül Aksa’nın altını kazmaktadır. Çete’nin elindeki Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi vb. kurumların kararlarını hiçe sayabilmektedir.

-Ve bu insanlık dışı zulümlere, çetenin uşakları kendini savunma hakkı diyebilmektedir. Bu eşitsiz tablo, soykırım sona erince, utanmadan ateşkes tabiri kullanılabilmektedir. Orantısız güç kullanımına destek verilmektedir. Savaş suçu göz ardı edilmektedir. Sonra da bu zulmün en büyük destekçisi ABD, Filistinlilere insani yardım yapmaktan bahsedebilmektedir. (Yüce Rabbim (cc) hepinizi kahretsin.) (Sanki her yıl, İsrail’e 30 milyar dolarlık silah yardımı yapan, ABD değildir.)

– İnsanda biraz utanma olur. Osmanlı’nın 400 yıl burada nasıl adil bir yönetim sergilediğinden ders alır. Ama (Müslüman geçinen) Mısır bile refah kapısını kapatarak zulme ortak olmaktadır. ABD ve İsrail’in emirlerine uymaktadır.

-Çözüm; Yönetimlerin birleşmediği bu ortamda, halkları birleştirmekten geçmektedir. Ve lütfen İsrail ile ilişkilerimizi güçlendirmeyelim. NATO’ya güvenmeyelim. Bir-iki övücü söz söyledi diye Türkiye düşmanı Biden’ın düşmanlıklarından vazgeçeceğini zannetmeyelim, tavizler vermeyelim.

-Bu çeteler hiçbir zaman dostumuz olmaz; lehimize hareket etmez. Sadece Cenabı Hakka (cc) ve kendimize güvenelim. Tek adam yönetimine esir düşmüş, demokrasinin fikir, ifade, inanç ve teşebbüs hürriyetlerinin, can ve mal güvenliğinin, bağımsız yargının, denetim mekanizmalarının, liyakat sisteminin tamamen yok olduğu bir ülkenin başarı şansının olmayacağını idrak edelim. Boş vaatleri, uydurulmuş pembe tabloları ciddiye almayalım. İktidarın sürdürdüğü “gerilim politikası”na dikkat edelim. Kamplaşmalara geçit vermeyelim.