Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Doğa, bilim, mafya ve arabesk

 1970’li yıllarda insan vücudundaki tüm mikropları tanıma ve hepsini bir şekilde faydalı veya zararlı diye sınıflandırma derdinde idik.   Hastanelerdeki tüm mikroplara da “savaş açmıştık”.

Sonra anladık ki insanda mikrop biterse, yaşam da biter. İnsan veya hatta yaşam mikroplar ile bir bütün. Bu arada son aylarda “Evrim yok” diyenler bile bolca “virüs mutasyonundan” bahseder oldular.

Nasıl Fransızların asil hırsız Arsel Lupen’i veya İngilizlerin Robin Hood’u var ise, bizim de üç buçuk kitap okumuş veya üç beş kitap okumuş (hangisini tercih ederseniz) nur topu bir “suç örgütü liderimiz” oldu.   Sedat Peker sonunda aklına geleni söylemeye başladı ve bu coğrafyada sıkça görüldüğü gibi lafın şehvetine kapıldı. Yani Logorrhoe veya laf ishaline yakalandı.  Ben geçen gün Twitter’da takibi bıraktım. Bir şekilde “Abileri ile anlaşmıştır” herhalde. Gene de aynı süreçte dünya basınında yer alan başka bir “mafyatik” tip olan Leon Termedyan’dan sanırım daha ünlü oldu “bizimki”. Leon Bey, Kardeş Sezgin Baran Korkmaz ve Mormon biraderler kapsamında dünya basınında lüks araçlar ve hediye villalar ile yer aldı.

Sonunda insanlar “bilim insanı” olarak ünlü olabilirler. Futbolcu olarak, artist,  devlet adamı veya güreşçi olarak da…  Bilim insanı olarak ünlü olan Uğur Şahin ve Özlem Türeci’yi gördük. Dünya çapında bir organizasyon için Pfizer ile anlaştılar. Sessiz sakin, kendi konuları hakkında demeç verdiler.

“Bazılarının kanında yıkanmak” falan gibi söylemleri bulunan altın zincirli Sedat Peker ise her konuda demeç vermeye başladı. Rol modeli seçme özgürlüğü var.  Ona özenenler olacaktır, Özlem Hanım veya Uğur Bey’e…

Sedat Peker korku ile sandıkta seçim alma, seçim çalma umudunda olanların planlarını epeyce sekteye uğrattı sanırım.

Ama sahne yepyeni olaylara gebe idi. Küçük Emrah’ı bile kıskandıracak bir şekilde iki “bembeyaz” Türk gazeteci birbirlerine girdi ve sonra anlaşılan barıştılar.  Zihinlerde kalacak olan söylem herhalde taraflardan Uğur Dündar’ın “Cenazeme gelmesin” demeci oldu.  Bu arabesk, söylemler tarihinde herhalde başlı başına bir doruk noktası idi.

İşte böyle, toplumda rol modelleri oluşuyor ve odaktaki sahne ışığında bu modeller eriyor, parıltılarını kaybediyor veya Şahin ve Türeci örneğinde olduğu gibi parlaklığı koruyabiliyorlar.

Bu arada yaz ve sıcak ile Covid ile boğuşma dönemini geçiriyoruz. İnsanlar kısmen yaşamın kıymetini anlamaya başladı. Bu virüsü önümüzdeki kış daha iyi tanıyacağız. Bu şokun etkilerini önümüzdeki yıllarda da korkarım yoğun olarak hissedeceğiz.