Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ballı kaymaklı bir ihale; Aydın-Denizli Otoyolu!

Türkiye’de “Cebimizden 5 kuruş çıkmıyor” kandırmacası ile “devlet”i “söke söke alırlar” sözleriyle borç ödemeye mahkum eden “araç geçiş garantili” ballı kaymaklı ihalelere Aydın-Denizli Otoyolu da eklendi.

Toplam maliyeti 7 milyar lira olan Aydın-Denizli otobanı için “bakanlık” günlük 35 bin araç geçiş garantisi verilmesini “buyurdu” ve imzalar atıldı…

Atıldı da, acaba AK Parti ile “derinden” ve çok “özel” bağları olan, “ihalelere girmesi yasaklı” olan bu şirket kim, kimin nesi?

Anlatayım…

*

Yıl 1996. Refah Partisi- DYP Koalisyonu iktidarda. O yıllarda Batman’ın önemli ailelerinden Nasıroğlu Ailesi’nin sahibi olduğu bir inşaat şirketi üst üste aldığı “enerji”, “boru hattı” ihaleleri ile öne çıkar.

Bu şirketin adı; F.R.S inşaat. (Gerçek açık adı tabii ki bu değil, rumuzla yazılmıştır)

Ardından siyasette çok şey değişir. Refah Partisi içinden çıkan ve başını Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan’ın çektiği “Yenilikçiler Hareketi” AK Parti’yi kurar ve 2002 seçimlerinde tek başına iktidara gelir.

Batmanlı Nasıroğlu Ailesi de bir temsilcisini Meclis’e taşır. Ailenin önemli isimlerinden Nezir Nasıroğlu 22.Dönem CHP Batman Milletvekili olarak seçilir.

Herkes şoka uğrar. Zira Nezir Nasıroğlu, AK Parti üst yönetimi ile “kanka” olan F.R.S inşaatın sahibi Muzaffer Nasıroğlu’nun amcasının oğludur…

Şaşkınlık uzun sürmez; TBMM’de mazbatasını alır almaz, aynı gün Nezir Nasıroğlu AK Parti’ye geçer.

*

Yıl 2007. Dönemin Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanı Hanefi Avcı’nın yürüttüğü “MAVİ HAT” kod adı ile bir operasyonla F.R.S İnşaatın Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Nasıroğlu tutuklanır.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada isnat edilen suç şudur:

“Suç örgütüne üye olmak, ihaleye fesat karıştırmak.”

1 yıl 27 gün hapis, 427 lira (!) para cezasına çarptırılır.

*

Bir ayrıntı daha;  Ekim 2007, yer Ankara Esenboğa Havalimanı.

Pasaportlarını görevliye uzatan 2 kişinin gerginlikleri yüzlerinden okunmaktadır. Oysa az ötede özel jetleri kendilerini yurtdışına çıkarmak için hazırlanmış beklemektedir.

Pasaportları inceleyen görevli polisin, ekrana baktığında yüz ifadesi değişir.

Zira pasaportları verenlerden birisi hakkında “yurt dışına çıkma ve yakalama” kararı vardır.

O esnada çok ilginç bir şey olur ve pasaportunu da poliste bırakan 2 kişiden birisi Ankara Esenboğa Havalimanı VIP Salonu’nda “kayıplara karışır.”

Ankara Esenbğa Havalimanı’nda apar topar ortadan yok olan kişi F.R.S inşaatın sahibi Muzaffer Nasıroğlu, diğer kişi ise AK Batman Milletvekili amcasının oğlu Nezir Nasıroğlu’dur…

Kayıplara karışan Muzaffer Nasıroğlu nasılsa bulunamaz.

Belli ki araya “hatırlı” birileri girmiştir…

YASA DEĞİŞTİRİLDİ

Biliyorsunuz ki,  Kamu İhale Kurumu ihalelerine, şirketin yüzde 50’sindan fazla paya sahip olanlar ve bu şirketler hakkında açılan davalar sonuçlanıncaya kadar “yasaklı” sayılıyorlar.

F.R.S İnşaat da böyle bir mahkeme kararıyla kamu ihalelerinden “yasaklı” durumuna düşer.

Ancak F.R.S İnşaat  yasaklı olmasına rağmen kamu ihalelerine girer ve tam 234 milyon liralık iş alır.

Bu ihalelerden birinde, işi kaybeden bir şirket 28 Nisan 2008 tarihinde F.R.S’yi şikayet eder.

Şikayet üzerine Kamu İhale Kurumu F.R.S’nin aldığı  ihalenin iptal edileceği anda bir sürpriz yaşanır, AK Parti bir özel yasayı Meclis’e taşır.

Bu yeni yasa ile “İhaleye fesat karıştıran şirketlerin yeniden kamu ihalesine girmesi” önündeki yasak kaldırılır. Rakip firmanın yaptığı itiraz geçersiz sayılır, F.R.S İnşaat,  kaldığı yerden kamu ihalelerini almaya devam eder.

*

Ve gelelim “Mutlu Sona(!)”

Günlük 35 bin araç geçiş garantili Aydın-Denizli Otoyolu ihalesini kim kazandı, o ballı kaymaklı sözleşmeye kim imza attı dersiniz?

Sürpriz; F.R.S İnşaat!..

Günde değil 35 bin, azami 10 bin aracın zor geçeceği otobandan geçmeyen her araç için “devlet kasasından ödemeler yapılan” şirketlerin listesine, bu şirket de dahil olur.

Ne denir ki; memlekete hayırlı uğurlu olsun(!..)*

——————————————————————————————-

Zam- zulüm- işkence…

Temmuzun gelişiyle duyduğum ilk cümlelerle ilgili bir yazı yazacaktım. Diyecektim ki;

-Ben evdeyken yıl ne zaman yarılandı?

-Bugün ilk kez gece 00.00’a kadar yemek yiyeceğim.

-1,5 yıl sonra ilk kez sokağa çıkma yasağı olmayan bir günde dışarıdayım.

Kısmet değilmiş.

Çünkü bugün, “Temmuz keşke gelmeseydi” diyorum.

Oysa ne demişti İçişleri Bakanı Soylu;

“Temmuz ayından itibaren ülkemizin ekonomisi öyle bir atağa kalkacak, öyle bir sıçrayacak ve büyüyecek ki, Almanya’sı, Fransa’sı, İngiltere’si, İtalya’sı ve hele o her şeye burnunu sokan Amerika’sı çatlayacak, patlayacak. Güzel günler bizi bekliyor.”

Ama tam açılma sevincimiz, peş peşe zamlarla kursağımızda kaldı.

Bu yüzden, Soylu gibi “güzel günler” geldi diyemiyorum.

*

– Doğalgaza yüzde 12 zam,

– LPG’ye 45 kuruş zam!..

– Elektriğe yüzde 15 zam,

 -Elektrikte sanayi abone grubu tarifesine yüzde 20 zam

Son altı ayda elektriğe yapılan zam toplamda yüzde 22’yi buluyor.

Doğalgaz ise, her ay yüzde 1 zamlanırken, bu kez yüzde 12 gibi anormal bir zam yapılıyor. Doğalgaz zammı 6 ayda toplam yüzde 20’ye yaklaşıyor.

Soylu’nun adını verdiği ülkeler kıskançlıktan ne çatlıyor, ne de patlıyor.

Patlayan biri varsa o da biziz, biz… Bu ülkede yaşayan 83 milyon vatandaş…

Bu iktidar belli ki bu adımlarla artık son perdeyi oynuyor.

Kısmet; açlıktan, borçtan, işsizlikten, Covid’ten, intihara kalkışmaktan, kafayı yemeden kurtulur, sağ kalırsak göreceğiz inşallah!..

 (*Kaynak:C.Eren Çelik)