Pandemi’de yeni dönem “rahatlama” ile başladı; yaygın aşılama bekleniyor

Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye’de, 1 Haziran’dan itibaren yeni kademeli normalleşme süreci başladı. İçişleri Bakanlığı, valiliklere gönderdiği “Haziran Ayı Normalleşme Tedbirleri” konulu genelge ile değişen uygulamaların detaylarını duyurdu. Yeni dönem başladı, ancak günlük vakalar hâlâ hedeflenen 5 binin altına inmedi. 
3 Haziran tarihli verilere göre Türkiye’de son 24 saatte 222 bin 847 Kovid-19 testi yapıldı, 6 bin 602 kişinin testi pozitif çıktı, 114 kişi yaşamını yitirdi.

Ağır hasta sayısı bin 219 oldu, 8 bin 540 kişinin Kovid-19 tedavisinin/karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 5 milyon 139 bin 993’e yükseldi.

Genelgeye göre, pazar günleri bakkal, market ve manavlar 10-17 arası açık olacak, iki doz aşı olmuş 65 yaş üstü vatandaşlara ayrıca kısıtlama olmayacak, kafe ve restoranlarda masada oturan müşteri sayısına kısıtlama uygulanacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından duyurduğu Haziran ayına ilişkin kademeli normalleşme takvimiyle ilgili İçişleri Bakanlığı da 81 ilin valiliklerine gönderdiği “Haziran Ayı Normalleşme Tedbirleri” konulu genelge ile değişen uygulamaların detaylarını duyurdu. Genelgeye göre, haziran ayı boyunca uygulanacak tedbirler 1 hazirandan itibaren yürürlüğe girdi.

Genelge ile iki doz aşı olmuş 65 yaş ve üzeri vatandaşlarla 18 yaş altındakilere ayrıca bir yasak uygulanmayacak.  Pazar günleri tam gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak. Pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi günleri 22.00-05.00 saatlerinde, pazar günleri ise cumartesi günü saat 22.00’den başlayıp pazar gününün tamamını kapsayacak ve pazartesi günü saat 05.00’te tamamlanacak şekilde sokağa çıkma kısıtlaması olacak.

Üretim, imalat, tedarik ve lojistik zincirlerinin aksamaması ayrıca sağlık, tarım ve orman faaliyetlerinin sürekliliğinin sağlanması amacıyla belirtilen yer ve kişiler kısıtlamadan muaf tutulacak. Tam gün sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanacağı pazar günleri bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılar 10.00-17.00 saatleri arasında açık olacak.

Genelge ile restoran, lokanta, kafeterya, pastane gibi yeme içme yerlerinin Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü tüm kurallara uyulması kaydıyla pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi günlerinde 07.00-21.00 saatlerinde masada servis, gel-al ve paket servis, 21.00-24.00 saatlerinde ise sadece paket servis, pazar günleri ise 07.00-24.00 saatlerinde sadece paket servis şeklinde faaliyet gösterebilecek.

Kahvehane, kıraathane, kafe, dernek lokali, çay bahçesi, çay ocağı gibi yerlerde herhangi bir şekilde oyun (kağıt-okey, tavla dahil) oynanmaması, aynı anda aynı masada açık alanlarında üç, kapalı alanlarında ise ikiden fazla müşteri kabul edilmemesi, sinema salonlarında yüzde 50 kapasite (bir koltuk dolu, bir koltuk boş) sınırına uyulması kaydıyla 1 Haziran 2021 tarihinden itibaren (pazar günleri hariç) 07.00-21.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek.

Yüz yüze eğitim

Halihazırda faaliyetlerine devam eden kreşler ve anaokulları kademeli normalleşmenin ikinci etabında da faaliyetlerine devam edecek.

İçişleri Bakanlığı genelgesinin ardından Milli Eğitim Bakanlığı da yüz yüze eğitimle ilgili açıklama yaptı.

İlkokul öğrencileri için bugün, ortaokul ve lise öğrencileri için haftada iki gün yüz yüze eğitim 7 Haziran’da başlayacak.

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, köy ve seyrek nüfuslu yerleşim yerlerindeki okullarda yüz yüze eğitime bugünden itibaren haftanın 5 günü tam zamanlı olarak başlanacak.

2020-2021 eğitim-öğretim yılı karneleri okullarda 18 Haziran’da dağıtılacak.

Türkiye genelinde öğrenciler, 2 Temmuz’a kadar okullardaki telafi programına isteğe bağlı olarak katılabilecek. İsteyen öğrencilere telafi programı için okullar 2 Temmuz’a kadar açık olacak.

“VAKA SAYILARI AZALMIŞKEN ETKİN VE HIZLI AŞILAMA YAPILMALI”

Lütfi Çamlı (İzmir Tabip Odası Başkanı) – Öncelikle mart, nisan ayında yaşadığımız üçüncü pikten sonra vaka sayılarında ciddi bir düşme olduğunu görüyoruz. 60 binlerin üzerine çıkan günlük vaka sayısı şu anda 7 binler düzeyinde. Vefat sayılarımızda da çok önemli düşmeler oldu. Bütün bunlar tabii ki çok sevindirici. Ancak hala her gün yaklaşık 7 bin yeni vaka olduğunu ve 100’ü aşkın vatandaşımızı önlenebilir bir hastalıktan kaybettiğimizi de unutmayalım. İzmir’de de Türkiye geneline paralel olarak vaka sayılarında çok ciddi düşme oldu. Günlük 5 binlere kadar çıkmış olan vaka sayılarımız şu anda 300’lerin altına indi denilebilir. Özellikle bu vaka artışlarının sağlık sistemi üzerine getirdiği ciddi yüklenme ortadan kalktı.

Pandemi özellikle havalanması iyi olmayan kapalı ortamlarda ve uzun süre kalımıyla ilişkili en ciddi yayılım biçimi. Bunun tarihteki en önemli yansımalarından biri de kapalı ortamlardaki sosyal etkileşimler, kapalı ortamlardaki çalışma koşulları… Böyle bir normalleşme sürecinde bu konunun çok ciddi bir şekilde göz önünde tutulması gerekirdi diye düşünüyorum. O yüzden havalanması da çok iyi olmayan kapalı ortamların sosyal bir takım etkinliklere açık hale getirilmesi sıkıntı yaratacaktır. Çünkü bunların fiziki mesafeye çok da iyi uyulamayan ve denetimlerinin de çok etkin bir şekilde yapılamadığı bu ortamlar pandemi açısından bulaş riski taşır. Aynı şekilde bu açıdan ciddi risk oluşturan toplu taşımaya olan talebi düşürücü bir takım tedbirlerin alınması önemlidir. Toplu taşımayı rahatlatıcı bir takım tedbirlerin mutlaka alınması, toplu taşımaya olan talebi artıracak kararlardan uzak durulması gerekir. Aynı şekilde ev içi bulaşların yüksek olduğunu biliyoruz. Ve bu bağlamda özellikle açık ortamların, dış ortamların bulaşta hemen hemen hiçbir katkısı olmadığını söyleyebilirim. Dolayısıyla sokağa çıkma yasağı yerine dış ortamda belli bir fiziksel mesafeyi koruyarak bulunmanın önünün açılması doğru bir yaklaşım olacaktır. Pazar günleri ve belli bir saatten sonra olan sokağa çıkma yasaklarının pandemiyi azaltacak bir yaklaşım olduğunu düşünmüyoruz. Aksine dış ortamlarda parklarda, bahçelerde belli bir fiziksel mesafe korunarak sosyal yaşam sağlanabilir. İnsanların uzun süre evlere hapsedilmesi dış ortamların yasaklanması gerek psikolojik gerekse bedensel birçok sıkıntıyı beraberinde getirebiliyor. Burada en önemli sorun öncelikli sektörlerin normalleşme sürecinde mutlaka göz önünde tutulması. Özellikle eğitimin mutlaka etkin bir şekilde başlaması, bütün eğitim alanında çalışanların, öğretmenlerin aşılanmasına müteakip eğitimdeki kaybımızın telafilerle giderilmesi önemli bir konu. Çünkü eğitim çok aksadı, çocuklar çok ciddi mağduriyetler yaşıyorlar. Ve son olarak da vaka sayıları bu kadar aza düşmüşken etkin ve hızlı bir aşılamayla toplumsal bağışıklığı yakalamaya çaba sarf etmeliyiz. Buradaki en büyük sorunun aşı temini olduğunu biliyorduk. Bununla ilgili bazı “müjde”ler verildi. Eğer bu vaatler gerçekleşir ülkeye yaz aylarında 90 milyon aşı gelirse günde bir milyona yaklaşan bir dozla 3 ay içinde 90 milyon dozun yapılabilmesi dolayısıyla toplumsal bağışıklığın elde edilebilmesi mümkün olabilir. Buradaki temel nokta vaat edilen aşıların zamanında temin edilebilmesidir. Eğer toplumsal bağışıklık elde edilirse pandemi mücadelesinde çok önemli bir aşamaya geçilmiş olur ve çok daha güvenle yılın son çeyreğine girmemiz söz konusu olur.

“AŞI SEFERBERLİĞİ GEREKİYOR”

Zeki Hozer (Dr.) – Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki yeni kararların en büyük eksiği bir aşı seferberliği programının ve stratejisinin ifade edilmemiş olmasıdır. Çünkü günlük vaka sayılarında dalgalanmalar ve hastane yüküne yönelik veriler değişse de esas, ülkedeki hedef grubun aşılanarak sürü bağışıklığı denilen duruma bir an önce ulaşmak olmalıdır.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın geçen hafta yaptığı açıklamalarda bağlantı kurulduğunu ifade ettiği 270 milyon doz aşının ilk parti sirkülasyonun hızla gerçekleştirilerek toplumun yüzde 60’ına tekabül eden 50 milyonunun bir an önce aşılanması tamamlanmalıdır. Yine Koca, günlük 1 milyon aşı yapma alt yapımızın mevcut olduğunu ifade etmişti. Şu an itibari ile 15 milyon kişiyi aşıladığımıza göre, en az 35 milyon vatandaşın haziran ve temmuzda aşılanması gerekecek. Böylesi büyük kampanyalarda doğası gereği beklenilecek aksaklıkları da gözönüne alırsak bu periyoda Ağustos ayını da katabiliriz.

Ülkemizde 15-21 Mayıs ve 22-27 Mayıs haftasında 100 bin kişide görülen CoVid19 vaka serilerinde düşüşler referansında ve bir o kadar da makro ekonomik stres katsayısındaki artışa bağlı, yeni normalleşme tanımlaması ile artık kısıtlamalardan usanmış vatandaşlara biraz nefes aldırmak mümkün olsa da, pandeminin çözümü en azından ülkemiz ölçeğinde, sürü bağışıklığı ile nüfusun yüzde altmış ve/veya yetmişini kapsayacak bir aşı kampanyası olacaktır. Bu yapılamadığı takdirde her iki üç haftada bir açıklanan  “yeni normalleşme” ile  “kısmi ya da daha katı kısıtlamalar” sarmalında tedbirlerin açıklanmasını işitmeye devam edeceğiz maalesef.