Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye’nin huzuru ve esenliği için, erken seçim

Günümüzde mevsim gereği yaşanan ısınma, yalnızca iklim koşulları ile sınırlı değil. Aynı zamanda, ülkemizin ekonomik ve siyasal gündemi de alabildiğine ısınıyor. İç ve dış politikada, ekonomide önemli gelişmeler yaşanıyor.

19 yıldır ülkemizin yönetiminde bulunan siyasal anlayış ve kadrolar, günümüzde yaşanan sorunlarla baş etmekte zorlanıyorlar. İktidar, hemen her alanda ciddi bir savrulmayı yaşıyor.

‘Hamdolsun’ siyaseti ve diplomasisi

Dış politikada yaşanan sıkıntılar, açmazlar; son olarak, Brüksel’de gerçekleştirilen NATO zirvesi nedeniyle bir kez daha gündeme geldi. Uzunca bir süredir izlenen dış politikalar yüzünden, en başta da cumhuriyetin temel felsefesi olan ‘yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinden uzaklaşılması nedeniyle; uluslararası düzlemde içine düştüğümüz yalnızlık bir kez daha ortaya çıktı.

Zirve’de yapılan görüşmelerden, ülkemiz adına hangi somut sonuçlar çıktığı bile tam olarak anlaşılamadı. Bir tek somut ve belli olan sonuç, askerimizin başkaları adına Afganistan’da nöbet tutacak oluşuydu. Şimdi gelin de ‘Türkiye nire, Afganistan nire!’ diye düşünmeyin bakalım!.. Sonuçta zirveden akıllarda kalan, ‘hamdolsun’ siyaseti ve diplomasisi oldu!..

Türkiye yönetilemiyor!

Ülkemizde yaşanan olumsuzluklardan genel anlamda siyaset kurumu da olabildiğince etkileniyor. Türkiye, içine sığdırılmak istendiği yeni yönetim sistemine sığmıyor. Her geçen gün sorunlar fazlalaşıyor, problemler büyüyor. En önemlisi de ülke yönetilemez hale geliyor.

İktidar partisi ve bloku, hemen her alanda dağınık bir görüntü sergiliyor. Ülkenin uzun yıllar ve gelenekler içinde oluşmuş yönetimsel kurumları ve kuralları, etkinliğini ve geçerliliğini yitiriyor. Olumsuzluklar karşısında iktidarın sığındığı ‘dış güçler’ ve ‘operasyon yapılıyor’ bahaneleri de artık etkili olamıyor. Bütün bu olumsuzlukları aşmanın, ilk ve temel adımı olarak, ‘erken seçim’ seçeneği öne çıkıyor.

Seçim yasası ile oynamak çözüm mü?

Yorulduklarının, yıprandıklarının ve seçmen nezdinde tükendiklerinin ayırdına varan iktidar çevreleri, erken seçime şiddetle karşı çıkıyorlar. Muhalefetin seçim çağrılarını duymazdan geliyorlar. Bugünkü koşullarda yapılacak bir seçimden çekiniyorlar ve korkuyorlar. Ancak bu olumsuz durum, uzun süre böyle gidemez ve götürülemez. Eninde sonunda seçim sandığı halkın önüne gelecek, daha doğrusu getirilmek durumunda kalınacaktır.

Bugünlerde iktidar çevrelerinde seçim yasası ile hazırlıklar da var. İktidarı kaybetmek ne zaman söz konusu olsa, iktidarda bulunanlar seçim yasasını kendilerinden yana değiştirmek isterler. Bu klasik durum yine değişmiyor. 19 yıldır seçim barajını düşürmeyenler, her önerildiğinde buna karşı çıkanlar; şimdi muhalefet partilerinin Millet İttifak’ında buluşmasını engellemek adına, barajı aşağıya çekmeye hazırlanıyorlar. Ayrıca büyük kentlerde dar bölge sistemini getirmek istiyorlar. Eğer bu durum gerçekleşirse, ülkenin farklı kentlerinde farklı seçim sistemleri uygulanması garabeti ile karşı karşıya kalacağız!..

İktidarın, muhalefetin adayı ile bu derece ilgilenmesi; ne anlama geliyor?

Seçim sistemi ile ilgili bu tür zorlamalar, önce o garabeti getirenleri vurur. Bu durum hep böyle olmuştur. Siyasetçilerin yaşananlardan ders çıkarmış olması gerekir. Ancak, tartışmaları izledikçe, hiç de öyle olmadığını görüyoruz.

İktidar blokunun bir önemli çabası da muhalefetin birlikteliğini dağıtmak ve muhalefetin ortaklaşmasını engellemek noktasında odaklaşıyor. Bu amaçla da sürekli muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunu gündeme getiriyorlar ve gündemde tutmak istiyorlar. Böylece, muhalefeti isim tartışmalarına boğmak ve bu yolla ayrıştırmak istiyorlar. Gün geçmiyor ki iktidara yakın bir kanalda bu konu tartışılmasın! İktidar çevrelerinin muhalefetin adayına olan ilgisini görünce, doğrusu insanın gözleri yaşarıyor! Tabi bu ilgi hiç de hayırlı ve olumlu bir ilgi değil!..

Muhalefetin rotası ve yol haritası

İktidarın bütün bu girişimleri karşısında, başta ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olmak üzere, ‘Millet İttifakı’ bileşenlerinin ve diğer muhalefet partileri ile toplumsal muhalefetin alacağı tutum ve izleyeceği yol haritası önem kazanıyor.

Muhalefetin de bu konuda hızla ortaklaşa tutum alması, politika belirlemesi ve yol haritası oluşturması gerekiyor. Erken seçim talebiyle birlikte, bu hazırlıklar da kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Konu ile ilgili önerilerimizi ve düşüncelerimizi, önümüzdeki yazılarımızda tartışmayı sürdüreceğiz.