Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Kükreyen Maymunlar / Roaring Monkeys

Daha önce Guatemala’da görüp dinlemiştim bu hayvanları ama Costa Rica’da da resmen tepemde oldular. Böylece sürekli gözlemleme ve dinleme imkanım oldu. İngilizce “howling monkey” demişler ve “uluyan” diye de tercüme edilmiş. İngilizce de de itiraz eden var, “kükreyen” olması gerek diye. Havlamaya da benziyor kısmen, ama   ulumuyorlar!.. Çalışmalar daha ziyade ses ve ayni türün içindeki cazibe üzerine yapılmış. İki ayaklıların kibri malum, sadece kendi aralarındaki erkek rekabeti odaklı da olabilir ama ben birkaç gün tepemde bu hayvanları dinleyince iki büyük araştırmacıyı anmadan edemedim.

Önce Henry Walter Bates (1822-1892) ki, Alfred Russel Wallace ile de çalışmıştır ve aldığı bir gemi dolusu bitki, böcek ve hayvan örneği gemi yangını sonunda bilim için kaybolmuştur. Ayni zamanda yaşayan Fritz Müller (1821-1897) Almanya ‘da doğup Brezilya’da ölmüştür. Bu iki insan da evrim bilimi için Darwin ve Wallace kadar olmasalar da, çok önemli araştırmacılar. Mimikri (mimicry) yani bir türün diğer bir türü taklidi ile gelişen genetik tabirini bize kazandıran insanlar. Örnek zehirli bir bitkiye benzeyen bir bitki – esasen zehirli falan değil – ama kuşlar bunu bilmediklerinden zehirliye benzeyen bitkiyi de yemiyorlar; türü yaygınlaşıyor veya öyle bir böcek. Yani genetik bir kandırmaca.

Bu maymunlarda da acaba “bu tür bir yırtıcı büyük kedi taklidi ile alanı koruma faydası için” bu sesler gelişmiş olabilir mi? Bu hayvanın sesini merak eden kolayca internetten dinleyebilir. Uzatınca köpeği de andırıyor ama ilk başta kesin kükremek!

Maymun yakalamak için eskiden ancak maymunun elinin girebileceği büyüklükte bir ağaç kovuğuna veya o büyüklükte ağzı olan ağır bir kavanoza ceviz türünden bir yiyecek koyarlarmış.   Hayvan elini sokup yiyeceği tutunca açgözlülükten bırakamaz, yumruk halindeki elini de kavanozun ağzından veya dar ağaç konuğundan çıkarması mümkün olmaz, yakalanırmış. Tabii uyuşturucu ilaç atan tüfekler sayesinde artık böyle bir av türü yok.

Bizde kaybolan 128 milyar dolarda da, genelde paranın bazı ellerde toplanması ve insan kibri ve yumruk halindeki elini bırakamama inadı çok anlamlı bir rol oynamış olabilir.  Bunun büyük kısmının bitcoin veya cyrpto currency falan olarak deve olduğunu sanmıyorum. Esasen türümüzün kendini her şeyin üstünde zekaya sahip olduğuna inanmasının bir dışavurumu olarak algılıyorum.

Türümüzde de görüyoruz; alışkanlıkla para kazanıyor, sonra o kazanma modundan çıkıp harcama moduna kolayca geçemiyor.  Denge için halbuki “Yeter ya’hu” diyebilmek gerek, para için de, güç için de. Allahtan ölüm denen olay doğal bir denge getiriyor.  Bunların hepsi paraların daha kolay izlenebilir hale gelmesi ile bir şekilde değişecek. Geriye dönük takip de mümkün olacak. Bunu yapabilecek teknik imkan zaten var, niyet olunca bu teknik imkan kullanılacak. Ali Baba Kurucusu mültimilyarder Jack Ma “Bir insan kendi ve ailesi için yüz milyon dolardan fazlasını algılayamaz” demişti. Ben o kadarını bile hayal edemiyorum.  Siyasi Güç ise apayrı bağımlılık yaratan bir olay.

Mesele borçlu gibi yaşayabilmek. Alacaklı gibi yaşayınca çevrene zarar veriyorsun. Ama dostlar borçlu gibi yaşarken birinin gelip seni aptal yerine koyması da tedbir gerektiriyor! “Pura vida” yani “borçlu gibi” yaşayanlar ve “alacaklı gibi yaşayan” yatırımcılar kültürünün kavgası var şu anda Costa Rica’da ve tabii dünyanın her yerinde.