Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Sen neymişsin be CHP?

Ülkemde ne oluyor bitiyorsa, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidar, eviriyor, çeviriyor yaşanan skandalların sorumlusu olarak “ CHP” ya da “dış güçler” diyor.

Herkesi kör, milleti sersem sanıyor olmalılar.

Kendileri “ak sütten, ak kaşık”;

Yolsuzluğun, başarısızlığın, rüşvetin, adam kayırmanın, suç örgütüyle iş görmenin sorumlusu CHP ve dış güçler.

Kusura bakılmasın ama yurttaş olarak ne aptalız, ne kör, ne de zeka özürlü!..

Geçti o günler efendiler; şimdi eşeği Niğde’ye sürme zamanı.

*

Sokaktaki insan, suç örgütüyle iş yapanın CHP değil iktidar olduğunu, iktidar partisi milletvekilinin arabasına çanta çanta para bırakılmasını, yeğeninin tefeciye borcunun kapatılmasını isteyenin de CHP olmadığını biliyor.

*

Nitekim;

Paramount oteline çöken suç örgütü liderlerine “hakkında soruşturma var, yurt dışına git, ben “elma dersem çık, armut dersem kaç” diyen…

*

Mafya diye damgalanmış kişiye polis koruması veren…

*

Seçmene bedava dağıtılan çayı, tonlarca paketlenmiş kahveyi beş kuruş ödemeden suç örgütü başından alan seçmene “oy” için dağıtan…

*

Çiftçiyi desteklemekle yükümlü Ziraat Bankası kaynaklarını Sedat Peker’in deyimiyle “Pambıkören”e, medya devini kendine bağımlı hale getirmek için satın aldıran ve sonra da kullanan…

*

Çocuklarının evlerinden balya balya paralar ve para sayma makineleri çıkan, ayakkabı kutuları içinde dolar ve Türk Lirası istifleyen…

*

Sedat Peker’e meydan meydan miting yaptıran, AK Parti’ye oy isteten…

*

Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarlık rezervini tüketip hazineyi tamtakır hale getiren, faizi, doları, enflasyonu fırlatan…

*

Beş yılda 166 milyar liralık ihaleyi hep aynı şirketlere ve davet usulüyle veren, yetmiyormuş gibi bir de bu şirketlere vergi affı getiren…

*

Salgın nedeniyle zirve yapan ekonomik krizde işsiz kalmış ailelere her gün çay-simit almaya bile yetmeyecek bin 170 lira verdik diye öğünen…

*

10 milyondan fazla işsiz, 450 milyar dolar dış borç, yüzde 35’i aşan, 40’lara dayanan mutfak enflasyonu, iflas eden, kepenk indirmek zorunda kalanların sorumlusu olarak;

Bunları da “biz yapmadık”, “CHP ve dış güçler” yaptı demek “akıl ve zekamızla” alay etmek, deve kuşu misali “kafayı kuma gömmektir!..”

———————————————–

Çürümüş bir ülke olduk

 Oluşturmaya çalıştıkları adına “Yeni Türkiye” dedikleri bu ülkede yapılan tek bir şey var.

Ağzını açan söze, ezan, bayrak, vatan, din, dua ile başlıyor, ülkenin tüm kaynakları iktidar yandaşı dindar görünümlülere aktarılıyor.

*

Akla gelen soru şu:

Nasıl oluyor da bu işler Yeni Türkiye’de bu kadar kolay yapılabiliyor?

Çünkü, ortada bunu denetleyecek, engelleyecek, hesap soracak bir devlet kurumu kalmadı da ondan!..

O beğenmedikleri “Eski Türkiye” var ya; iyi-kötü, hiç olmazsa yolsuzlukları, rüşveti, kayırmacılığı soruşturan, sonuçlarını yargıya taşıyan kurumlar vardı.

Hemen hepsi ortadan kaldırıldı. Kaldırılmayanların yetkisi kısıldı ya da “Saray”a bağlandı!.

*

Peki, Eski Türkiye’de yolsuzluk, rüşvet, kayırmacılık yok muydu? Elbette vardı. Ama mücadele edilirdi.

Yeni Türkiye’deki gibi, “sen-ben-bir de bizim oğlan” denilerek hazineyi “lüplemek” bu kadar kolay değildi.

Şimdi ise, sanki köy köpeksiz kalmış, birileri değneksiz gezintiye çıkmış gibi bir durum var.

—————————————————–

“The End” ve bir fıkra

KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’ı dinledim ve notlar aldım.

Ağrıdır; Sedat Peker’in videolarında dile getirdiği iddialar ve iktidarın bu konudaki sessizliğini değerlendirirken şöyle bir “yorum” yaptı: 

1 Kasım 2015 seçimlerinde 100 seçmenden 90’ı sandığa gitti. 90 kişiden de 45’i AK Parti’ye oy verdi.

O 45 kişinin 36-37 kişisi AK Parti’nin çekirdek seçmeni, 8’i de sempatizanıydı. 

Bu 36-37 çekirdek seçmen bugün 22-23 aralığına kadar geriledi.

Peki, bu 45 kişiden bu sayıya inerken eksilenler nerede?

Eksilenler yeni bir partiye gitmiş değil. Onlar gri alanda bekliyorlar. 

Sonuç olarak bugün yüzde 10’luk bir küme AK Parti’den kopmuş durumda.

*

Bu yorumun “yorumunu”, birazdan size konuk olacak “fıkra”ya bırakıyorum:

Fıkra bu ya;

Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler. Bavullarını gösteriyorlar.

Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş. İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler.

Yolcular inenlerin durumunu görünce fena hâlde şaşırmışlar. 

Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston, kolunda üç noktalı bant. Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması, tasmanın ucunda bir köpek.

Sağa sola çarparak öylece ilerliyorlar uçağa. 

Günlerden 1 Nisan falan değil ama ‘şaka herhâlde’ demiş yolcular.

Bir süre sonra uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda. Uçak hızlanmış. Yolcular endişelenmeye başlamışlar. Uçak daha hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış. Uçak iyice hızlanmış. Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar.

Uçak son hıza, bu arada pistin sonuna da ulaşmış. 100 metre sonra betonun bitip çimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş. Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş ve havalanmış.

*

Kaptan pilot arkasına yaslanmış, derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:

– “Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz!”

YORUMU:

 Ülke siyasetinde bunca kör yönetici varken siz siz olun; çığlık atmaktan vazgeçmeyin!

Pistin sonu gelmeden bağırın!..