Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Bir parça huzur lütfen…

AKP’nin iktidar olduğu günden bu yana; huzura hasret kaldık. Devamlı kavga, gerilim, suçlama, dışlama, baskı, tehdit ortamında yaşamaktan, bıktık usandık.

1- Bozulmadık hiçbir kurum kalmadı. Yargı tüm anlamıyla politize oldu, sarayın emrine girdi. Bağımsızlığını tümüyle kaybetti.

  • Eğitim sistemi, trajik boyutlarda çöktü. Kalitesiz hale geldi. Salgın da işin tuzu biberi oldu. Çok değerli gençlerimizin geleceği karartıldı.
  • Demokrasiden; fikir ifade inanç ve teşebbüs hürriyetlerinden; mal ve can güvenliğinden bahsetmek, hiç mümkün değil. Tam bir baskı rejimi kuruldu, medyanın büyük bölümü yandaş hale getirildi, muhalefetin sesi iyice kısıldı. Sayın Cumhurbaşkanı, dava açmadık, tazminat istemedik kimse bırakmadı. (Kendileri, herkese karşı en ağır ifadeleri, hakaretleri suçlamaları, tehditleri savuruyor. Cevap veren olursa hemen hakaret ve tazminat davalarını açıyor.) Devlet Bahçeli ise aynı bir hakaretler merkezi konumunda. Neticede, politik üslup ve nezaket diye bir şey kalmadı.
  • Diyanet Teşkilatı ve camiler AKP’nin şubesi haline getirildi. Dini, milli ve toplumsal değerlerimiz tam anlamı ile dejenere oldu. Hanefeliğin yerini selefilik, vehhabilik ve şia aldı. Devamlı Türk düşmanlığı sergilendi. Uyuşturucu, kumar, sapıklıklar, rüşvet, yolsuzluklar, torpil, partizanlık, lüks, israf, saçı bitmemiş yetim hakkına ve kamu malına tecavüzler, muta nikâhları, mafya hâkimiyeti (Özellikle Kürt ve Karadeniz mafyaları), liyakatsizlik, dalkavukluk, hırsızlıklar, tecavüzler, kadın cinayetleri, gasp ve dolandırıcılık olayları, din istismarı ve ticareti vb. tüm haksızlıklar, zirve yaptı. Türkiye bir İslam ötesi olmaktan çok uzaklaştı. Güzel dinimiz, hurafe ve bidatlarla kirletildi. Yalanlar, iftiralar her tarafı sardı. Denetim ve şeffaflık tamamen kayboldu. Din baronları, milyonlarca samimi kişiyi köleleştirdi, sömürmeye başladı. İhale ve iş takipçisi oldu.
  • Ekonomi, (İktidarın yalan beyanlarının ve TÜİK’in uydurma rakamlarının aksine) tam anlamıyla çöktü. İşsizlik, sefalet, iflaslar, hacizler, borç yükü zirve yaptı. İntiharlar arttı.
  • Halkın büyük bölümü, fakirlik ve sefalet içinde kıvranırken; iktidar yandaşları (çok sayıda yerden aldıkları maaşlarla, hileli ihalelerle vb. şekilde gelirlerle) astronomik kazançlara sahip oldular. Belediye ve hazine mülkleri peşkeş çekildi. Bu arada tam anlamıyla “YEŞİL KATLİAMI” yaşandı. Topraklarımız, havamız, su kaynaklarımız ve denizlerimiz acımasızca kirletildi.
  • Türkiye, “uyuşturucu trafiğinin” güzergâhı haline geldi. (samimi olarak inanıyorum ki; devlet ciddi, tavizsiz uygulamalar yapsa, uyuşturucunun, kadın cinayetinin, kumarın vb. suçların köküne kibrit suyu ekilebilir. Yeter ki siyasi ve diğer destekler sona erdirilsin.)

2- Velhasıl, mevcut çöküş tablosunu saymakla bitiremeyiz. Ve ikide bir verilen “gaz, petrol vb.” müjdeleri ile durumun düzelmesi mümkün değildir.

  • Afganistan, yer altı kaynakları zenginliği açısından dünyanın ilk beş ülkesinden biridir. Doğalgaz, petrol, altın, elmas, bakır, kurşun, demir, krom, gümüş, uranyum, lityum rezervleri çok zengindir. Avrasya’nın en büyük bakır yatakları Kabil’dedir. 500 milyon ton demir cevheri mevcuttur. 16 trilyon cubic feet, doğalgaz rezervi vardır. Çinko, berilyum, değerli lacivert taş rezervlerine sahiptir. 1,6 milyar varil hem petrol rezervi mevcuttur.
    Ancak, Afgan halkı fakirdir, perişandır, huzursuzdur. Devamlı olarak; Rus, ABD ve Avrupalıların işgali altındadır. Terörle mücadele etmektedir. ABD işgalinden sonra uyuşturucu piyasasının en büyük merkezi haline düşürülmüştür.
  • Petrol rezervlerinin yüzde 52,9’u ve doğalgaz rezervlerinin de yüzde 42,8’i İslam ülkelerindedir. Ama hepsi cahil, fakir ve bir sömürücü ülkenin esiri durumundadır. Demokrasiden, bilimden, kültürden, tüm hürriyetlerden mahrumdurlar. Son dönemde de tam anlamı ile Yahudi uşağı, Türkiye düşmanı olmuşlardır.
    Demek ki; mütevazı rezerv müjdeleri ile hiçbir gelişme olmayacaktır.
    Çözüm; Tam demokrasinin gerçekleşmesinden, liyakat sisteminden, tek adam rejiminin sona ermesinden, parlamenter sistemin bağımsız ve adil yargı düzeninin geri gelmesinden, uzlaşma, hoşgörü, istişare, şeffaflık, denetime açıklık ortamının sağlanmasından, kaliteli eğitimden ve vasıflı insan gücünün sağlanmasından, Ar-Ge ve planlamaya önem verilmesinden, partizanlığın, rüşvet, yolsuzluk, torpil, lüks, israf, istismar, din ticaretinin sona ermesinden ve tam bağımsız Türkiye hedefinden geçmektedir.