Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Türkiye, yol ayrımında!…

Ülkemiz çok yoğun ekonomik ve politik gündem yaşıyor. Bir yandan pandemi ile ilgili gelişmeler, bu konuda gerekçesi tam anlaşılamayan kararlar ve birbiri ile çelişen uygulamalar; diğer yandan adeta bir diziye dönen ve siyaseti kilitleyen video tartışmaları… Tabii en önemlisi de vatandaşın iş ve aş kaygısı temelinde yaşanan ekonomideki gelişmeler… Bunca yoğun gündem maddesi arasında, insan hangisini önceleyeceğini şaşırıyor.

Ama galiba, bizcileyin haftalık periyotla yazı yazanlar için; bütün bu gelişmeleri daha geniş bir pencereden bakarak irdelemek, daha doğru ve yerinde olacaktır.

Dünyada dengeler değişiyor

Ülke siyasetine bakarken; ülkemizde yaşananları, dünyadaki gelişmelerden kopuk olarak değerlendiremeyiz. Böylesi bir yaklaşım, eksik kalır ve bizi tam anlamıyla doğru sonuçlara götürmez. Bizce, ülkemizdeki egemen siyasal anlayışın içine düştüğü çıkmazı, yalnızca onların beceriksizliği ve yetersizliği ile açıklayamayız. Aslında iktidarda bulunanlar da dünya siyasetini okumakta ve buna uygun politikalar oluşturmakta zorlanıyorlar. O yüzden de büyük ölçüde açığa düşüyorlar, patinaj yapıyorlar.

Dünyada siyasal dengeler değişiyor. Pandemi koşullarının da zorlamasıyla neoliberal yaklaşımlar alabildiğine aşınıyor. Otoriterlik bu sorunlara çözüm üretemiyor. Trump’ın siyaset sahnesinden uzaklaşmasında simgelenen, ‘yaptım – oldu’ anlayışı yerini kurumsal yaklaşımlara bırakıyor.

Siyasal İslamcılık çöküyor, iktidar çözülüyor

Yakın geçmişte uluslararası egemen güçler tarafından körüklenen ve özellikle de Ortadoğu’da egemen olması istenen ‘ılımlı İslamcılık’ anlayışı, artık devrini tamamlıyor. Yaşanan bu gelişmeye koşut olarak, bu yaklaşımın temsilciliğine ve şampiyonluğuna soyunmuş siyasal İslamcılık da gözden düşüyor, etkinliğini yitiriyor.

Ülkemizdeki siyasal iktidar çevreleri, bu gelişmeyi tam olarak görüp kavrayamıyorlar ya da kavramak ve kabullenmek istemiyorlar. Kendi gündemlerinde ısrar ediyorlar ve ayak diriyorlar. Ayasofya örneğinde yaşananları, son olarak imamın yaptığı Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığına göz yumulmasını, bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.

Kutuplaştırma siyaseti, artık prim yapmıyor

Siyasal iktidar irtifa kaybediyor. Bu durum, hem ulusal ve hem de uluslararası ölçekte güven kaybını beraberinde getiriyor. Hem iç ve hem de dış politikada atılan hemen her adım olumsuzlukla karşılanıyor, hüsranla sonuçlanıyor. İktidar giderek yalnızlaşıyor.

Eskiden hemen her fırsatı iç siyasette kutuplaştırma için değerlendiren ve bunda da uzun süre başarılı olan iktidar, artık bu üstünlüğünü yitiriyor. Çünkü kutuplaştırma siyaseti, artık eskisi gibi prim yapmıyor. Böylesi girişimler, tam aksine, günümüzde iktidarı ve iktidar blokunu daha da aşağıya çekiyor.

Türkiye savruluyor!

Bütün bu gelişmeler, iktidarın moralini ve dengelerini bozuyor. İktidar partisi ve iktidar bloku güç kaybediyor. Bir zamanlar kendilerine destek olmuş çevreler ve oy vermiş seçmenler bile, tavırlarını ve desteklerini gözden geçirmek zorunda kalıyorlar. Kamu yönetimindeki olumsuzluklar ve bunlarla ilgili yeni iddialar ortalığa saçılıyor!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kökleri derinlerdedir. Kurtuluş savaşı verilerek kurulan 84 milyonluk bu koca ülke, böylesi olumsuzlukların üstesinden gelebilecek tarihsel ve siyasal birikime sahiptir. Bu savrulmalar, ülkemizi sendeletebilir, ancak yere düşüremez! Ülkemiz, halkımız, hep birlikte bu savrulmaların üstesinden gelecek ve kendi doğru yönünü, rotasını bulacaktır.

Bu durum sürdürülebilir mi?

Bugün yaşadığımız ve hemen her gün yeni çalkantılarla boğuşulan olumsuz durum, daha uzun süre sürdürülemez. Her geçen gün, ülkemizin, insanımızın kaybınadır. Türkiye, ciddi anlamda bir yol ayrımındadır.

Ülkemizin ve halkımızın esenliği için, Türkiye, tüm toplumsal ve siyasal dinamikleriyle, kendisine yeni bir rota belirlemeli ve yeni bir yol çizmelidir.

İktidar yeni bir strateji üretebilir mi?

Bugünkü ekonomik ve siyasal çıkmazdan çıkılabilmesi için, yeni bir strateji üretilmesi gerekiyor. İktidar, böylesine kapsamlı bir yeni stratejiyi üretme ve uygulama gücünü tümden yitirmiştir. Çünkü bunu yapabilmesi için; bugün yaptıklarının tam tersini yapması, tüm politikalarını ve ittifaklarını gözden geçirip, değiştirmesi ve yenilemesi gerekir.

İktidar bunu yapamayacağına göre, iş muhalefete düşmektedir. Muhalefet, ortak akılla ve güç birliğiyle, ülkeyi bu girdaptan kurtarmanın yol haritasını oluşturmalıdır. Ülkemiz, tam anlamıyla bir yol ayrımındadır. Yeni bir makas değişikliği yaparak, yeni bir rotayı hep birlikte oluşturmalıyız!..