Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Göcek Yat Limanı’na da Devlet eliyle “Çöküldü!”

Tarikatsız, mafyasız, devlet malının “ballı” ihalelerle yağmalanıp peşkeş çekilmediği bir düzen istiyoruz ama ülkemizde gözlerimizin önünde haksız, adaletsiz çok önemli gelişmeler yaşıyoruz.

Fethiye-Göcek’te, sessiz-sedasız bir olay yaşandı.

3. derece doğal sit alanında bulunan koydaki liman ve iskele Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından sudan ucuza satıldı.

Okuyunca, iyinin kötüsü diyebilirsiniz. Ama bu çaresizlik içinde yapılan bir tercih olur ki, yanlıştır.

*

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak, “Göcek Limanını 42 milyon liraya Nur Çetin Taşkent’in sahibi olduğu Mavi Göcek isimli şirket aldı” diye yazdı.

Hani “Karaman’ın koyunu sonradan çıkar oyunu” derler ya; adı-sanı duyulmamış bu şirket kafalarda pek çok soru işaretleri yarattı.

———————

O şirketin sahibi de “Damat”

 Şirketin sahibi olarak ismi geçse de ihaleyi alan “Mavi Göcek” şirketinde Nur Çetin Taşkent adlı kişi sadece sıradan bir yönetim kurulu üyesi. Şirketin “yönetim kurulu başkanı” İTO kayıtlarına göre Cüneyt Divriş.

“Ballı ihalenin” arkasında ise çok büyük şirket-holdingin ayak izleri var.

*

Mavi Göcek şirketinin yönetim kurulunda yer alan Nur Çetin Taşkent, dünyanın sayılı büyük inşaat şirketlerinden biri olan STFA GRUP da hem “yönetim kurulu üyesi hem de STFA’nın “damadı!..”

STFA’nın kurucu ortaklarından Sezai Türkeş’in kızı Tomris Taşkent ile evli.

Tomris Taşkent ise, STFA’nın yüzde 74.43 hisse payı ile en büyük ortağı.

Nitekim Mavi Göcek’in Yönetim Kurulu Başkanı olan Cüneyt Divriş de STFA Grup’un bir başka yöneticisi. 

Puzzle parçalarını birleştirince akla gelen soru şu:

Göcek Limanı ve Koyu’nu ÖİB’den satın alan Mavi Göcek “paravan” şirket olarak mı kullanıldı?

Göcek’in asıl yeni sahibi kim; STFA GRUP mu, “damat” Nur Çetin Taşkent mi?

*

STFA GRUP’un Yönetim Kurulu Başkanı, ANAP eski Genel Başkan Yardımcısı Nesrin Nas’ın kocası Adnan Nas’a gelince.

Özelliği nedir?

Adnan Bey, AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’a yaptığı övgüler ve iktidarın ekonomi politikalarını beğenmesi ile gündem olan bir isim. 

*

Nas, eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın kuzeni olan Mehmet Kutman’ın şirketi Global Yatırım Holding A.Ş’nin de Yönetim Kurulu üyesiydi. 

*

Kuzen Mehmet Kutman ise, Türkiye’nin gündeminde adı tartışmalı TÜPRAŞ özelleştirmesi ve olaylı GALATAPORT ihalesi ile anılan Yahudi iş adamı Sami Ofer’in Türkiye’deki ortağı.

———————–

Yolu yoktu, yol açıldı

Göcek Limanı niçin bu kadar ucuza satıldı?

Liman ve iskele ihaleye çıkıldığında karayolu bağlantısı olmadığı için sadece denizden ulaşılabilen cennet bir koydu. Talipli şirketler bu yüzden düşük fiyatlar teklif ettiler.

*

Ancak iskele ve liman, “Mavi Göcek” şirketince satın alındıktan sonra, Göcek Orman İşletme Müdürlüğü İzmirli sanayici Mehmet Ali Molay’ın sahibi olduğu MOPAK A.Ş’ye orman yapımı için tahsis edilmiş arazinin içinden “yol geçiş” izni verdi.

Mehmet Ali Molay da Özelleştirme İdaresine başvurarak;  “Verilen yol izni ile taşınmazını şartnamedeki durumu değişmiş ve değeri ihalede belirlenen 42 milyon liranın çok daha üzerine çıkmıştır. Bu durum ihaleye katılan diğer katılımcıların haklarını zedelemiş hem de Hazine zararı oluşmuştur” uyarısında bulundu.

Sonuç:

Bodrum’da Ağar’ın yaptığı gibi, dünyanın sayılı doğa harikalarından biri olan, her yıl yüzlerce yatın kışladığı ve yaz aylarında adım atacak yer kalmayan Göcek Koyu’na da mafya diliyle “çökme” devlete göre “yandaşa kıyak” yapılmış oldu.

—————————-

Tam bir Demirel-Çiller taktiği

Başlıktaki benzetmem; Süleyman Demirel gibi bir ekolünün rahle-i tedrisinden geçmiş bir siyasetçi olan Soylu’nun, son TV programında sergilediği performansı ile ilgili.

Demirel, yıllar önce yaptığım bir söyleşide akıllı bir politikacıyı tarif ederken şöyle demişti:

“Ben neden iyi bir siyasetçiyim biliyor musun? Gazetecinin sorduğu sorulara takılıp kalmam. Bir cümle ile bağlar, karşımdakine istese de istemese de kendi istediğim mesajı veririm.”

İşte Soylu da aynen böyle yaptı.

*

Seyrettiyseniz; Bakan Soylu, hiç kimseyi ilgilendirmeyen, sıkıcı, uzun cevaplar ve kendini acayip överek reklamlar dışında yaklaşık iki buçuk saat süren programın ilk bölümünde bir saat tek başına konuştu.

Programın tamamında ise gazeteciler, Veyis Ateş 1 dakika 14 saniye, Merdan Yanardağ 2 dakika 38 saniye, İsmail Saymaz 3 dakika 17 saniye, Mehmet Akif Ersoy ise 54 saniye konuşabildiler. 

Ben, programı sabırla, uflaya-puflaya sonuna kadar izleyenlerinizdenim.

Ama aklımda, sadece, Bakan’ın yanıtladığı tek soru ve cevabı kaldı.

“İstifa edecek misiniz?”

 “Hiç düşünmedim!..”

*

“ Yorumun nedir derseniz?”

“Amaç zaten iddiaları yanıtlamak” değildi, derim.

Peki neydi?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, “Ben gitmiyorum, istiyorsanız siz gönderebilirsiniz…”

“Göndermeyecekseniz o zaman bana doğru dürüst sahip çıkın” çağrısı yapmaktı. Mesaj yerine ulaşmış ki;

Erdoğan, Soylu’nun ikinci “sahip çıkma” çağrısını tercih etti!..

O da “teşekkür” etti.

 *******

Çiller de Birand’ı çıldırtmıştı

Aklıma 2001 yılında gazeteci Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün Programı’na konuk olarak katılan eski Başbakan Tansu Çiller geldi.

Birand sorularına bir türlü yanıt alamayınca sinirlenmiş, sürekli konuşmak isteyen Çiller’e, “Bırakın da soruyu ben sorayım. Eğer bu programı siz yapmak istiyorsanız buyurun yapın. Bana soru sormayı öğretmeyin” demek zorunda kalmıştı.

Soylu da Çiller gibi soruları cevaplayan değil, soru soran oldu.

Tıpkı Çiller gibi!..