Share on whatsapp
Share on telegram
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on email

Ellerine yüzlerine bulaştırdılar!

Covit-19 salgını, hayatımızı etkilemeyi sürdürüyor. Salgına karşı; sağlık alanında olduğu gibi, ekonomi alanındaki önlemler de maalesef zamanında alınmıyor ve yeterli olmuyor. Bu olumsuz durum da sonuçta halkımızı, insanımızı zor durumda bırakıyor.

Aslında yazımızın başlığı, ağırlıklı olarak, sağlık alanındaki sürekli birbiri ile çelişen kararlara ve uygulamalara yönelik olsa da; başta ekonomi olmak üzere, iç ve dış politikada da durum çok farklı değil. İyice yorulan, yıpranan iktidar; hemen her alanda patinaj yapıyor ve işleri eline yüzüne bulaştırıyor!..

‘Tam kapan/ma’ ve ‘aşıla/ma’ karmaşası!

Salgınla mücadelede etkili olacağı savıyla ilan edilen‘tam kapanma’ uygulaması, pratikte herhalde ‘kapan/ma’ olarak anlaşıldı ve uygulandı! Tıpkı aşılama uygulamasının da hayatın gerçekliğinde sanki ‘aşıla/ma’ olarak anlaşılması ve uygulanması gibi!..

Aylar sonra, başta ilgililer ve yetkililer tarafından yeterince güvenli olmadığı gerekçesiyle tercih edilmediği söylenen, Alman aşısına dönüldü. Toplumun bir bölümüne uygulanan Çin aşısının ise devamının neden getirilemediği de bir türlü anlaşılamadı. Aynen, bu aşının Avrupa ülkelerine girişte yeterli olup olmayacağının bir türlü netleştirilememesi gibi!.. Aşı karmaşası, Nasrettin Hoca’nın eşeğini önce kaybedip, sonrasında bulması işine döndü!.. Bir zamanlar basının ‘amiral gemisi’ olarak kabul edilen gazetenin yayın yönetmeni de‘aşı müjdesi’ diye manşet açıp, sonrasında milletin bu habere neden sevinmediğini sorguluyor. Yaşanan bunca karmaşadan ve gecikmeden sonra, millette sevinecek hal mi kaldı!..

Genelgeler ülkesi!

Son dönemde Türkiye adeta bir ‘genelgeler ülkesi’ oldu!.. Yeni getirilen yönetim sisteminin bir azizliği olarak, 84 milyonluk koca ülke, genelgelerle yönetiliyor. Hem de çoğunlukla nedense gece yarısı yayınlanan genelgelerle!..

Yalnız bu işlerde o kadar acemice davranılıyor ki, yeni sisteme geçildikten sonra, şimdiye kadar yayınlanan genelgelerin yarısından fazlası, öncekileri düzeltme amaçlı çıkarılmış! Bazen de ticaret hayatını çok yakından ilgilendiren çek yasası örneğinde olduğu gibi, kanunda yapılan hata ve yanlışlık, kararname ile düzeltiliyor! Bu tartışmalı durumlar, yeni sistemle ülkenin içine düşürüldüğü tabloyu, çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor!..

Ekonomi ile ilgili uyarılar

Siyaset dünyası farklı gündem maddeleri ile meşgul olurken, ekonomideki sıkıntılar da tırmanarak devam ediyor. Salgın döneminin mağdurları olan çalışanlar, esnaf, günlük kazancıyla geçinmek durumunda olan yurttaşlar, kısacası tüm dar gelirli insanlarımız; haziran ayından itibaren normalleşmeye geçilmesini bekliyor.

Salgın döneminde destekten yoksun kalanlar, ekonominin bir an önce canlanmasını beklerken; ekonomi ile ilgili olarak uzmanlardan uyarlar da ardı ardına geliyor. Ünlü ekonomist Prof. Dr. Daron Acemoğlu, Türkiye ekonomisindeki krizin derinleşmesi ile ilgili olarak ‘çok büyük korkum var’ diyor. Bir diğer önemli iktisatçı, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD) eski direktörü ve başekonomisti Prof. Dr. Yılmaz Akyüz, 26 Mayıs günlü Cumhuriyet’te yayımlanan söyleşide; Türkiye’nin önümüzdeki dönemde krizi daha da derinleştirebilecek dış şoklarla karşılaşabileceğine dikkat çekiyor.

İşin çivisi çıktı!

Ekonomi alanında uzmanların uyarıları sürerken; bugünlerde, siyasetten ekonomiye, hemen her alanda, ‘mafyatik’ iddialar, tartışmalar ve söylemler ortalığı kaplıyor. Kirlenmiş siyaset, ticaret ve medya çevreleri ile mafya mensupları arasındaki kirli ilişkiler ortalığa saçılıyor. Böylesi durumlarda, hani halk arasında ‘işin çivisi çıkmış’ denir ya; tam da o hesap!..

Bu iddiaların doğruluğu yanlışlığı tartışmaları bir yana; söylentisi bile, ülkedeki kirlenmenin, çürümenin ve yozlaşmanın boyutlarını ortaya koymaya yetiyor. Öyle anlaşılıyor ki, bu iddialar ve tartışmalar, daha uzunca bir süre ülke gündemini meşgul edecek. Ancak kesin olan, bu görüntünün ülkemize hiç de yakışmadığı!..

Sorun, sistem sorunu…

Bizce, yaşanan bütün bu sorunların temelinde sistem sorunu var. Ülkeye dayatılan mevcut sistemle işler yürümüyor. Yürümediği gibi, sorunlar daha da büyüyor. Üstelik giderek içinden çıkılmaz bir hâl alıyor.

Ekonomiden siyasete, iç politikadan dış politikaya, hemen her alanda var olan sorunların çözümü için; ülkemizin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Hukukun ve demokrasinin evrensel ilkeleri doğrultusunda, kurumsallaşmanın etkin ve egemen olacağı bir yeniden yapılanma; önümüzdeki süreçte temel ve öncelikli hedef olmalıdır.