M.Nail KEÇİLİ
Bir acayip iş!..
Tarih : 2012.02.17  15:52:51

Son Havadis Gazetesi, Mustafa Özkan’ın alaylı tecrübesi ile bir dönemde muhteşem tirajlar yaptı. Adalet Partisi'ne yakın bir gazeteydi. Bu tirajlara muhalefet yaparak değil, hükümeti destekleyerek erişti. O dönemde otomobil kampanyalarında iyi kârlar elde eden yayın organı olarak trenin son vagonuna yetişti. İyi paralar kazandı. Şimdi Mustafa Ağabey emekliliğin tadını çıkarıyor.

Tercüman Gazetesi dünyanın en iyi kalpli insanı Kemal Ilıcak’ın sahibi olduğu dönemlerde ben reklam ajansımla ilgiliydim. Güneri Civaoğlu, genel yayın müdürüydü. Gazete 1 milyon adet satıyordu. O da muhalefet gazetesi değildi, “sağ düşüncenin şemsiye gazetesi”  ve doğal olarak “sağ iktidarlarının tarafında” idi. Yıllar sonra Kemal Ilıcak sıkıntılı bir döneme girdi, aile “asker” iktidarına, Özal iktidarına  muhalefet yapmak istedi. Kemal Bey’in de işi bitti. O kadar sıkıntı ve ızdırap çekti ki. Allah onu resmen aramızdan daha fazla üzüntü çekmemesi için yanına aldı.

Hürriyet ve Günaydın Gazetesi de milyon civarındaydı. İtibarları muhteşemdi. Birisine çattılar mı, yıkılmaması mümkün değildi. İllaki muhalefet yapmak gibi dertleri de yoktu. Konjüktüre göre yayın yaparlardı.

Milliyet ve Cumhuriyet hiçbir zaman yüksek tiraja erişemediler. Ama hep muhalefet yaptılar. Bugün duyuyorum ki, efendim muhalefet yapamadığımız için tirajlarımız düşük ifadeleri kullanılıyor. Muhalefet yapmayan hükümet yanlısı gazetelerin de tirajları düşük, yani gazetelerin tümünün tirajları düşük. Sebebini merak ediyor musunuz?

Hayatında 48'inci yılını yaşayan bir iletişimci olarak söylüyorum ki, bu işin sorumluları medya mensuplarıdır. Patronlar paraları ile gazetelerinden ziyade kendilerini meşhur etmeye çalıştılar ve çoğu da bunu başardı. Zengin oldular. Krallar gibi yaşıyorlar. Hâlâ  köşeleri olanlar aynaya bakmadan kendilerine verilmiş bu imkanlarının ne kadar değerli olduğunun bilincine varmadan sosyetik ifadeler kullanarak sağı da solu da birbirine karıştırıp devamlı bir çaresizliği yansıtıyorlar.

Ya İzmir?.. Orada gazetecilik nerede ise can çekişiyor. Halbuki o güzelim ilde bir zamanlar , İstanbul hariç, ülkenin “en güçlü” basını vardı, gazeteleri vardı; gazetecilik her şeyi ile Ankara’nın çok önündeydi; şimdi o basının yerinde yeller esiyor…

Bakın beyler, o dönemde Yeni Asır gibi, Demokrat İzmir gibi gazetelerde  bir satır haber çıktığı zaman Ankara’da hükümet sallanırdı. Yeni Asır’ın şimdiki sahipleri o dönemleri bilmedikleri ve yaşamadıkları için benim ne demek istediğimi pek toparlayamazlar. Bu gazeteyle işbirliği yapın, tekrar İzmir’in, Ege’nin  sesi haline getirin.

Çetin Gürel, Yeni Asır’ın da, Sabah Gazetesi'nin de en önemli, en dürüst, en başarılı adamıydı. Başarılı olduğu için değil, dürüst olduğu için onu yediler. Şimdi kendi gazetesini, Gözlem’i bin bir güçlükle çıkarmaya çalışıyor; ona destek olun. İzmir’in sesi daha güçlü çıksın, daha güçlü duyulsun; medyası güçlü olmayan kent, ülke siyasetinde de, ülke ekonomisinde de güçlü olmaz, sesi zor duyulur, geride kalır!.

İzmirliler için tekrar ediyorum bu çok büyük bir fırsat. İstanbul’a uzanın, Ankara’ya uzanın endamınızı gösterin.

Geçenlerde Korcan Karar’ın ayağında bir pabuç gördüm. İzmir’den almış. Arkadaşıymış mağazanın sahibi, aynı zamanda üreticisiymiş. Sadece İzmir’de satıyormuş. Bir âdeti varmış; istediği müşteriye satar, istemediğine satmazmış. Bu kafayı bırakın, Türkiye’yi, dünyayı kavrayın.

Ben her İzmir’e gelişimde kaliteli insanı, güzel binaları, batı kokusunu, yiyecekleri, denizin iyisini, hanımefendilerin güzellerini, beyefendilerin yakışıklılarını hep İzmir’de ve yörede görürüm. Bu şansı kullanın.

322 kez okundu
Yazarın Diğer Yazıları