
Devletin disiplini dağıldı. En önemli kurumlar çatışıyor. Üzerine titrememiz gereken ordumuzun hırpalandığı yetmiyormuş gibi şimdi de Milli İstihbarat Teşkilatımız silkeleniyor. Polis askeri izliyor, MİT’çiler suç işliyor, yargı iyice siyasallaştı. Koca Türk Devleti tanınamayacak hale geldi maalesef. İktidar Türkiye’ye verdiği büyük zararların farkında bile değil. Ekonominin çok iyi olduğu masalıyla milleti uyutuyor. Tencereler şimdilik kaynıyor ama ülkenin dibi de oyuluyor işte.
Böyle giderse,başımıza gelecek felaketleri tahmin bile edemeyiz. İşin şakaya gelir tarafı yok. Devlet deneyimsiz ve sorumsuz bir kadronun elinde deneme tahtasına çevrilemez. Buna kimsenin hakkı yoktur. Aldığı yüzde 50 oyun arkasına gizlenerek istediğini yapan bu iktidara, kimse dur diyemeyecek mi? Geceyarıları çıkardığı kanunlarla devletin tüm emniyet subaplarını ortadan kaldıran bu yönetimin hızı kesilemeyecek mi?
Yaşadığımız şu rejime demokrasi diyebilirmiyiz? Böyle demokrasi olur mu? Tuğla tuğla üstüne koyarak binbir fedakarlıkla kurduğumuz Cumhuriyetimiz, her gün darbe üstüne darbe yiyor. Karanlığa doğru koşuyoruz. İç ve dış politikamız felaket vaziyette.Birşeyler yapmamız gerekiyor ama yapamıyoruz işte... Elimiz kolumuz bağlı şekilde sadece seyredebiliyoruz onca rezaleti. Millet korkuyor, kimsenin ağzını açacak cesareti yok. Basını susturdular, vatanseverleri sindirdiler, devletin deneyimli memurlarını sürerek yerlerine yandaşlarını doldurdular. Kim uğraşacak bunlarla, kim kesecek önlerini
Demokrasi varsa, ancak seçimle durdurabiliriz bu kötü gidişi. Ama seçimlerde de millet, bunlara oy veriyor. İyi hizmet ediyor, yoksul kesimin ihtiyaçlarına iyi cevap veriyor diye, dolduruyorlar oyları sandıklara. Türkiye’nin aleyhine işlemeye başlayan bu destek, ne yazık ki hala sürüyor. Bu durumda demokrasiyi sorgulamak gerekmez mi? Bu nasıl demokrasidir ki, oyları alan dilediğini yapabiliyor? Önünde hiçbir engel duramıyor ki... Dilerse devletin altını üstüne getirebiliyor, ülkeyi hesapsız, kitapsız ve de kuralsız bir şekilde yönetebiliyor.
Eskiden sağlıklı demokrasiyi kısmen ordu koruyabiliyor,Cumhuriyeti koruma ve kollama adı altında çok önemli bir görevi yerine getirebiliyordu. Sandıktan çıkan iktidarlar, öyle her aklına geleni istediği gibi yapamıyor, Türk Devleti'nin kural ve geleneklerine uygun hareket etmek zorunda kalıyordu. Ama bu iktidar, o emniyet subabını da ortadan kaldırdı. Öyle olunca, daha rahat hareket edecek ortamı da kolayca elde etti. Şimdiki adıyla ileri demokrasi, yönetimde sınırsız hürriyet anlayışını da beraberinde getirdi. Ayaklar baş oldu, vasıfsız ve deneyimsiz bir personel kadrosu, ülkenin kaderini belirlemeye başladı. Belediyecilikten öteye geçmemiş insanlar, devletin en önemli kadrolarına yerleştiler. Belediye meclislerini ikna etmeye çalışanlar, sandıktan çıkar çıkmaz Büyük Millet Meclisi üyesi olarak, bu ani yükselişin sarhoşluğunu yaşadılar. Önce laik devleti sarstılar. Sonra kurumlarını zedelediler. Yasalara filan aldırmadan,devletin üst düzey memurlarını görevlerinden aldılar. Yerlerine kendi tecrübesiz adamlarını getirdiler.Verdikleri kanunsuz emirlere uymayanları kapının önüne koydular. Mahkeme kararıyla geri dönenleri bile, haritada yer beğenmeye zorladılar. İktidarı aldıklarında terör neredeyse sıfırlanmıştı. Ülkenin gırtlağa kadar borcu yoktu. Düşmanımız vardı ama hiç değilse bu kadar fazla değildi. Şimdiki halimize bir bakın. Dağılmış vaziyetteyiz. Herkes kafasına göre iş yapıyor, kurumlar arasındaki işbirliği dinamitlenmiş durumda. Bütçenin ucunu kaçırdık. Tarihimizin en müsrif yönetimi ile karşı karşıyayız.Dünyanın en pahalı Parlamentosuna ve mebusuna sahibiz. Cari açığımız iyice arttı. İthalatımız ihracatımızı solladı geçti. Makam aracında dünya birincisiyiz. Hala memura kira yardımı yapacağımıza, lojman yapıp duruyoruz. Devlet kadrolarına alınanların haddi hesabı belli değil. Dünya teknolojideki gelişmeler nedeniyle personeli azaltırken, aynı teknolojiden istifade eden biz, memur sayısını arttırıp duruyoruz. Hem de yandaş memur sayısını, cemaatçi memur sayısını…
Bu iktidar göz boyamayı iyi beceriyor doğrusu. Türkiye gelişiyor, güçleniyor sanıyorsunuz. Oysa gerçek tamamen farklı. Türkiye’nin dibi oyuluyor, candamarları kurutuluyor, kökü çürütülüyor. Millet değil, ümmet revaçta şimdi. Eğitim sistemimiz değişiyor, Arapça dersleri konuyor, ilkokul çocukları umreye götürülüyor. İktidar tribünlere oynamaya, cemaatçilere arka çıkmaya, Pensilvanya’ya selam göndermeye devam ediyor maalesef.
Demokrasiyi böylesine çarpık ve sağlıksız anlamaya ve uygulamaya devam edersek, gün gelir duvara toslarız. Mevcut demokrasimiz, diktatör üretmeye müsait hale geldi. O yüzdendir ki, artık demokrasimizi sorgulamalıyız diyorum.Unutmayın ki, Hitler de demokrasiyle gelmiş, o da sandıktan çıkmıştı. Sonra ne oldu, sadece Almanya değil, tüm dünya büyük bir felakete gidiyordu. Unuttuk mu bunları?
Bir yerde yanlış yapıyoruz.Artık bu yanlışı görmeli ve yürüdüğümüz tehlikeli yoldan mutlaka dönmeliyiz. İş dünyamız memnun olabilir. Kaybedecek bir şeyi olmayanlarla yoksul kesim, bu iktidarı alkışlayabilir. Ama gidiş Türkiye’nin aleyhine gelişiyor. Bunu görmezden gelemeyiz.





.jpg)































