Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Erdoğan ne yapıyor?..

14.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

“Rahmetli Erbakan’ın ilk partisini kurduğunda, kurucular arasında yer alan ve önemli görevler üslenen, daha sonraki gelişmeleri görünce, işine ve eşine dönen” bir sınıf arkadaşım var. Arada bir telefonlaşırız ve ben ona “Sizin cephede neler oluyor” diye sorarım.

Hafta içinde aradım, telefonda epey lafladık. Bir ara bana dedi ki; “Erdoğan vitrin değiştiriyor. Birinci ilke, kendisinin siyasi geçmişinde olanları gönderiyor, yerlerine gene ayni kökten gelen gençleri, kendisine hayranlıkla biat edecekleri getiriyor. İkincisi, vitrine karşı cepheden oy getirecek bazı kişileri koyuyor, milliyetçi cepheden, merkez sağdan, merkez soldan ve ‘kullanma tarihi bittiğinde’ değiştiriyor. Bak ben İzmir’den iki örnek vereyim; Cemil Şeboy ve Necip Kalkan.”

Hımmm, bunca yıldır İzmir’deyim, basının ve siyasetin içindeyim; “bu nüansı fark etmemiş olmak”, doğrusu ya beni utandırdı.

İzmir siyaseti üzerine düşünenler, yazanlar, “AKP’de olanlara bir de bu pencereden baksınlar” bakalım, neler görecekler?.. 

 

Akşener’in İzmir havası!..


Sizlere önceki hafta Ahmet Taner Kışlalı için Çiğli’de yapılan büyük ve güzel parkı anlatırken, açılış törenine gelen Muharrem İnce etrafında oluşan havayı yazmıştım.

Bir hafta sonra Meral Akşener’in Bergama ve Tire mitingleri ile İzmir Gündoğan Meydanı iftarını izledim. İftarda “Atatürk'ün İzmir'i, Zübeyde annenin İzmir'i. Bu memleketi yönetmek için değil ele geçirmek için yola çıkanlara ilk defa dur diyen İzmir. İzmir var oldukça, İzmirli var oldukça Cumhuriyetin temel değerlerini değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. İzmir, sorgulayan şehir, İzmir, biat etmeyen şehir. İzmir, Atatürk'ü seven şehir. Cumhuriyetin bekçisi İzmir. Aranızda olduğum, aynı sofrayı paylaştığım için büyük heyecan, mutluluk ve onur duyuyorum” dediğinde kıyamet koptu. Tire ve Bergama kıpır kıpırdı, kadınlar ve gençler çoğunlukta ve coşkuluydu. Kısaca, “hava gene başkaydı” İzmir’de. Ve ben “önceki hafta” Ahmet Taner Kışlalı Parkı açılırken gördüğüm havayı şöyle anlatmıştım; “Bu hava” başka bir havaydı; Sandığa nasıl yansıyacak, çok merak ediyorum. Bu hava Sandığa girerse, AKP’nin de, Erdoğan’ın da İzmir’de işi zor, bana göre…”

Akşener’in mitinglerini ve iftarını gördükten sonra da, “aynı cümleleri yazarsam” hata olmaz, çoğu gitti, azı kaldı günlerin, bakalım 24 Haziran’da sandıktan ne çıkacak?..

 

Başkanların Savaşında son durum!..

 

İzmir ve ilçelerinde önce Muharrem İnce, sonra Meral Akşener’in yaptıkları mitinglerden sonra, “durum nasıl” diye şöyle bir dolaştım, halkın nabzını tutmaya çalıştım. Heyecan dorukta.

“Onlar kadar etkili olan” bir başka kişi daha var; her gün iki ilçe dolaşıp, halkla, esnafla, muhtarlarla konuşan, onlara “24 Haziranın önemini anlatan” Aziz Kocaoğlu; İzmir’in ilçelerinde, kırsal kesiminde çok seviliyor ve çok etkili bir siyasetçi ve hizmet adamı!..

Mesela Menderes’te rastladığım bir arkadaşım bana dedi ki; “Bizim Reis çok büyük hata yaptı, Aziz Kocaoğlu’na savaş açarak. Belki Binali Bey’in gözüne girmiştir ama halkın gözünden çıktığı muhakkak. Menderes halkı, Kocaoğlu’nun ne yapmak istediğini gördü ve anladı. Yaptırmamak için elinden geleni ardına koymayan bizim Reis’in ne yapmak ve “neden yaptırmamak” istediğini ise anlayamadı. Göreceksin, bu savaş, seçimlerde Menderes’te sandıklara nasıl tesir edecek. Bilmeli ki, bunun sorumlusu bizzat Belediye Başkanımız Bülent Soylu’nun kendisi. Kaş yapayım derken, göz çıkardı ama kendi partisinin gözünü!..”

Bir kahvede çay içerken, tavla oynayan iki Menderesliyle de lafladım. “İki Başkanın restleşmesini” sordum, aldığım cevap; “Bizim ki haksız” oldu. Gelecek yıl yapılacak yerel seçimlerde işi zor, Soylu Başkan’ın. Bu hatası ona pahalıya mal olacak, anlaşılan!.. 

 

Amazonlar Diyarı!..

 

“Bir dokun, bin ah işit kase – i fağfurdan” sözü, ne kadar doğru sözmüş; bir “İZSU” dedim ve “birazcık” dokundurdum, İzmir İlinin dört bir yanından gelen seslerin sayısını duysanız, inanamazsınız; tam bu söze uygun!..

Önce “fağfur” ne demek, onu yazayım da, “bu sözle ne anlatmak istediğim” kolay anlaşılsın. Sevgili Okurlarım, “Fağfur; Çin'de, senelerce süren işlemlerden sonra elde edilen çok kıymetli bir seramik toprağının adıdır” ve elbette “bu topraktan yapılan” seramikler çok değerlidir.

İZSU, aslında İzmir için de, İzmir Büyükşehir Belediyesi için de bir “kase – i fağfurdur”, ama “acaba onu yönetenler” bunun farkında mı; “farkında olsalar” bu kadar şikayet olur mu, “ah” olur mu?..

“Geliyorlar, asfaltları kazıyorlar, arızayı gideriyorlar, kazdıkları yeri cüruf ile doldurup (O bile doğru dürüst değil) gidiyorlar; bekleyin ki, “’başkaları gelip’ asfaltlasınlar. Günler, haftalar, hatta aylar geçiyor; sokaklar, caddeler delik deşik kalıyor” şikayetlerinin, gönderilen resimlerin bini bir para!..

“Ne oluyor, orada” diye biraz araştırdım, İZSU’da çalışan tanıdığım bir arkadaşa sordum. Vay canına, tam bir “Ooooo” diyecek tablo çıktı karşıma. Özetlersem; “kadrolaşma mücadelesinden”, doğru dürüst işlere bakacak zamanları pek kalmıyormuş, en tepedeki “hanım” yöneticilerin!..

Kısacası, “İZSU’yu ‘çevre mühendislerinin cenneti’ haline ettirmek isteyen üst yöneticiler varmış” ve de “Taaa Burhan Özfatura döneminde İZSU’da çalışmaya başlayan Genel Müdür emekliliği yaklaştığından pek etkiye sütlüye karışmıyormuş”, dahası, bu mücadeleyi yapanlara birileri de çıkıp “Ne yapmak istiyorsunuz arkadaş” demiyormuş!..

Hımmm, Genel Müdür hanım, 4 Genel Müdür Yardımcısı da hanım, tam bir “Amazonlar görüntüsü var”, ortada. Şimdi, ben de “bir hanım memurdan aldığım” bu tiyöler üzerine bir araştırma yapacağım; söylediklerinin ne kadarı doğru, ne kadarı değil, öğreneceğim.

Haftaya “yeni haberler vereceğim; söz”; az sonra!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test