Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Aziz Başkan, aday olacak!..

18.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

 

Herkes “Cumhurbaşkanı kim olacak, seçim ikinci tura kalacak mı, kalırsa kimin şansı yüksek”  sorularına cevap ararken…

Ve de, “milletvekili listelerinde kimler olacak, kimler listelerin başlarına konacak” merakı içinde koşuştururken, ben Sağırsultan, “daha sonraki bir seçim için” duyduklarımı yazayım.

“Baskın seçim olmasaydı”, siyaset gündeminde “daha önde yer alacak” bir başka seçim için gelişmeler var, İzmir’de!..

Bakın “Söylemedi, yazmadı” demeyin, işte bugünden tarih düşüyorum; “Çok büyük bir sürpriz olmazsa Aziz Kocaoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olacak!”

İzmirli bazı CHP’li kodamanların Ankara’daki CHP Genel Merkezi’nin bazı odalarında kurdukları “Kocaoğlu aleyhtarı kamplara rağmen”, inanıyorum ki, Başkan gene aday!

Ve de, hiç kimsenin şüphesi olmasın; “Ankara’da nelerin olup bittiğinden, kimlerin neler yaptığından ve de neler söylediğinden” haberdar.

O ise, aylardan beri, “şu veya bu olay için konuşurken”, satır aralarına “öyle cümleler koyuyor” ki, “işte bunlar, onlara” tam birer mesaj!..

Mesela, Şubatta dedi ki; “Bakacağız, üstüme böyle gelirlerse aday olurum.”

Martta “Anneler Gününde” eşi Türkegül Kocağlu, “Bir belediye başkanında ülke sevgisi, insan sevgisi olması lazım. İzmirli olarak gereğinden daha fazla şeyler yaptığını düşünüyorum. Ben bu zamana kadar kendisine ‘Artık aday olma, yeter’ diyordum. Şimdi ise ‘Aday ol’ diyorum. Çünkü tempolu işe alıştı ve çok güzel şeyler başardı. Başta kendisi, ülkemiz ve İzmir için en iyisi neyse o olsun” demedi mi?

Sonra aylar geçti ve de Başkan, “bir vesile ile” Nisanda satır arası bir mesaj daha yolladı; “Daha yolun başındayız.”

Ve nihayet bu ay, gazetecilere dedi ki; “Aksini söylemedikleri sürece belediye başkanları adaydır!..”

Eee, bilmem ki daha ne diyeyim? 

 

İzmir ‘de siyaset kulisi kaynıyor!..

 

Halkın arasında dolaşıyorum, siyasetin içinde olan, meraklı olan dostlara, arkadaşlara kulak veriyorum.

AKP’de, “her şey Ankara’da Külliye’de”; onun için “meraklı bekleyişten ve temenniden öteye” pek bir şey yok.

CHP, kaynıyor. Disk Genel Başkanı Kani Beko’nun İzmir’den milletvekili aday adaylığı için müracaatı, “listelere gene İzmirli olmayan kontenjanlar mı hakim olacak” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Ne var ki, “Makedonya’da doğan” ama küçücük yaşlardan beri İzmirli olan, İzmir’de okuyan, sivil toplum örgütlerinde ve sendikalarda görevler almaya İzmir’de başlayan” Beko’ya “İzmir değil” diye bakmak, bana göre komik!..

Ama “kontenjandan İzmirli olmayanların listelerin üst sıralarına yerleştirilecekleri” fısıltıları da Ankara’dan yoğun şekilde gelmeye başladı. İzmirli olmayan İzmir  milletvekilleri başta genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere Tuncay Özkan’ların, Selin Sayek Böke’lerin “bu defa başka illerden aday gösterilip gösterilmeyeceği” konusu İzmir  CHP gündeminin başında ve de İyi Partiye gidip dönen, Tuncay Özkan gibi “sıkı Aziz Kocaoğlu muhalifi” Tacettin Bayır’ın durumu da merak konusu.

İl Başkanı Deniz Yücel ve CHP İzmir Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı Alaattin Yüksel “bu konularda ser verip sır vermiyorlar”; bana bile!..

İzmir’de bomba MHP’de patladı; yılların üst düzey yöneticileri, bakanları Oktay Vural ile Kenan Tanrıkulu açıklanan milletvekili listesinde yoklardı, onların yerine çok İzmirlinin “Bunlar kim” dediği Hasan Kalyoncu ile Tamer Osmanağaoğlu liste başı olmuşlardı. Devlet Bahçeli listelere almadığı Şefkat Çetin, Ekmelettin İhsanoğlu, Mustafa Mit, Attila Kaya, Seyfettin Yılmaz gibi 13 MHP’li milletvekili gibi, “onları da cezalandırmıştı”; acaba neden ki? Yoksa Meral Akşener başta İyi Parti’yi kuranların Bahçeli’ye bayrak kaldırdıkları süreçte “sessiz ve kararsız” kaldıkları için mi?..

İyi Parti’de, “onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine” yerine kerevete de “muratlarına ermek için” onlar çıkacak, kimler mi; kurucu il başkanı Yıldırım Ulupınar ile MHP’nin eski il başkanı ve İYİ parti Genel Başkan yardımcısı Musavat Dervişoğlu. Duyduğuma göre Koray  Aydın liste başlarını “onlar için kapatmış”; İzmir’e hayırlı olsun!..

Halbuki ve mesela “Burhan Özfatura, Işılay Saygın gibi İzmir’e damga vuran” siyasetçiler “ikna edilse” ve listelerin başına konsalardı, “çok daha güçlü” listelerle sandığa gidilemez ve de “ikinci sıralara konulacak” Ulupınar ve Dervişoğlu da onlarla beraber Meclis’e gitmezler miydi?..

Hatta mesela Aylin Nazlıaka “ikna edilse” ve listelerin birinin üst basamaklarından birine yerleştirilse, İzmir’in Atatürkçüleri, İzmir’in kadınları, İzmir’in gençleri “o listeye çok daha başka” bakmazlar mıydı?..

HDP ise, İzmir Hilton yakınlarında, “hapisteki cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş için” seçim bürosu hazırladı. Galiba, yakında “serbest kalacak” ve İzmir’e gelişinde de Hilton’da kalacak!..

 

Biraz cesur olsaydın ya!..

Hem kızdım, öfkelendim, hem de acıdım, üzüldüm!..

130 yıllık tarihi Atatürk Lisesi’ne müdür olmuşsun!..

Dahası, bunca zamandır İzmir’desin, İzmir’in, İzmirlinin havasını, suyunu, huyunu biliyorsun!..

Kalkıp da, “ona buna yaranayım” diye, “emekliliğine şu kadarcık kalmışken”, senin gibi “tecrübeli bir yönetici” senin yaptığını, yapar mı?..

Atatürk Lisesi “mezuniyet günü” töreni… Mezunlar “kep fırtacaklar” anaları, babaları, ağabeyleri, kardeşleri mutluluk ve sevinç içinde yeni mezunları kucaklayacaklar… Heyecan, coşku dorukta, “gençler” Onuncu Yıl Marşını, İzmir Marşını söylüyorlar!..

Coşkulu anlarda Atatürk Lisesi’nde Onuncu Yıl Marşı, İzmir’de İzmir Marşı söylenmez mi?..

Söylemeye başlıyorlar ve sen, “Bu marşlar siyasidir” zihniyetiyle, mikrofonlara bağlanmış banttan “sesi sonuna açarak” başka şeyler çaldırma gayretine girişiyorsun, olacak şey mi?..

Elbette tepkiler olacak, çığı gibi büyüyecek, kıyamet kopacak ve sen sonradan “Niyetim kötü değildi, okul marşını çaldırmak istedim” diye kendini savunacaksın; sinek vızıltısı!..

Ne oldu sonunda, “yaranmak istediklerin”, işte “seni görevden aldılar!..”

Bak, “Atatürk’ün, Onuncu Yıl Marşının, İzmir Marşının Türk insanı için ne ifade ettiğini anlamamışsan” ya da “Bana bir şey ifade etmiyor” diye düşünecek, sırtını dönecek kadar cesursan, bu okula tayin olduğunda “Ben Atatürk’ün adını taşıyan okulda müdürlük yapmam, başka bir okula tayin edin” deseydin ya!..

 

Kaçan kaçana!..

Kimi çoluğunu, çocuğunu alarak temelli İtalyalara, İspanyalara, hatta taa Kanadalara kadar kaçıyor. Kimi İstanbul’dan, Ankara’dan İzmirlere!..

Kimileri de, “Ege’de uluslararası anlaşmalara göre Türkiye’nin mülkiyetinde olan küçük adacık ve kayalıkları istila etmek, oralarda karakollar kurmak, bakanlarıyla, generalleriyle törenler yapmak merakları yüzünden neredeyse kanlı bıçaklı olduğumuz Yunanistan’ın adalarına kaçarak, hafta sonlarında, “özel günlerde” oradaki tavernalarda  “sirtaki, rembetiko ve zeybekiko (zeybek) eşliğinde tabak kırma şovlarında, ülke sorunlarını unutup, Türk – Yunan dostluğunu devam ettirmeye” çabalıyorlar.

Bu şovlar için meğer “alçıdan tabaklar yapılıyor ve 20 tanesi 15 eurodan hesaba ekleniyormuş”; vallahi ben, Çeşme Aktüel Dergisi sahibi sevgili Fulya Umaç’ın yalancısıyım. Haber de onun, resim de.

İşte, “Anneler  Günü gecesi”, Bodrumumuzun tam karşısındaki Kos (İstanköy) Adası’nda hem de bir Türk’ün Şerif  Karavezir’in tavernasında “tabak kıran, sirtaki oynayan” Türk ve Yunanlı dostlar!..

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test